Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Ekonomide yeni dönem

3.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

24 Haziran’da yapılan ‘baskın’ seçim nedeniyle uzun süredir siyasetin dalgalı sularında kulaç atıyoruz. Seçim öncesi değerlendirmeler, seçim sonrası muhalefet partilerinde yaşanan iç çekişmeler derken, yoğun politik gündem bizi adeta siyaset iskelesine demirledi.

Oysa ekonomik konular, halkımız ve ülkemiz için büyük önem taşıyor. Hatta vatandaşın günlük yaşamında en başat gündem maddesini oluşturuyor. ‘insaNomi – İnsan Odaklı Ekonomi’ başlığını taşıyan köşemize başlarken; ekonomiye de, siyasete de vatandaşın gözüyle bakacağımızın altını çizmiştik. İşte bu nedenle, hayatın, vatandaşın nabzını tutmak, bizim için her daim önem taşıyor. Elbette, köşemizin adına boşuna ‘insaNomi’ demedik. Üstelik bu bizim, hayatın içindeki tavrımızın, duruşumuzun da ayrılmaz bir parçası ve gereği…

Ekmek askıda!

Ekonomi ile ilgili konulardan, gerçeklerden uzak durulması, aslında iktidarın da işine geliyor. Bu nedenle de, olabildiğince gündemi yapay konularla doldurmaya çalışıyor. Muhalefetin yine kendi içine dönmesi, enerjisini iç çekişmelere harcaması, iktidarın işine geliyor. İktidarın kontrolündeki çevreler, bu konuları gündemde tutmayı ve köpürtmeyi çok seviyorlar. Olan günlük geçiminin derdindeki vatandaşa oluyor. Hele elektrik ve doğalgaz başta olmak üzere gelen son zamlar, vatandaşın belini iyiden iyiye büküyor.

Son günlerde, ekonominin içinde bulunduğu olumsuz tabloyu en çarpıcı biçimde gösteren gelişme, ekmek fiyatına yapılan zam oldu. Yoksul ve dar gelirli halkın sofrasını çok yakından ilgilendiren bu gelişmeye, iktidarın baş destekçisi MHP lideri bile tepki göstermek zorunda kaldı. Zam oranını insafsız bulup, tüketiciye ‘askıda ekmek’ çağrısı yaptı.

Öyle anlaşılıyor ki, hani bir zamanlar ‘ekmek aslanın ağzında - midesinde’ şeklinde söylenen özdeyiş, artık ‘ekmek askıda’ şekline dönüşecek. Tartışmalar yaratan ve adeta bir ‘muamma’ya dönüşen bu ekmek zammı bile, ekonomimizin hâlâ kurumsallaşamadığını, yerleşik kurallardan ne denli uzak olduğunu, bir kez daha somut olarak gösterdi.

Papaz ekonomisi!

Geçtiğimiz günlerde, yalnız ekonominin değil, yargının ve dış siyasetin de böylesi kuralsız ve dağınık bir anlayışla yönetildiğini gösteren bir başka önemli gelişme de, İzmir’de tutuklu bulunan Amerikalı papaz olayıydı. Bu konudaki gelişmeler, ekonomi ile siyaset arasındaki ilişkiyi, bağı, en çarpıcı biçimde gösterdi. Öyle ki, papazın tutukluluğunun devamı borsa ve dövizde olumsuz hareketlenme yaratırken; hemen akabinde nasıl karar değiştirildiği bile anlaşılmadan ev hapsine dönüşmesi de, birden piyasa göstergelerini farklılaştırdı. Gelin de şimdi bu ekonomiye ‘papaz ekonomisi’ demeyin bakalım!..

Adeta kurban pazarlığına dönüşen ‘ver papazı, al papazı’ muhabbeti; hem dış politikamızın ve hem de yargının, 21’inci yüzyıl koşullarında, içinde bulunduğu durumu acı biçimde gösteriyordu. Asıl çarpıcı olan, bütün bu olanların dünyanın gözü önünde olmasıydı. Doğrusu bu görüntüler, bir asırlık çağdaş cumhuriyet geçmişi ve geleneği olan bir ülkeye yakışmıyordu.

Bütün bu olup bitenden sonra, dünyanın bizim dış politikamıza saygı, ekonomimize de güven duymasını nasıl bekleyebiliriz? Doğrusu bu sorunun yanıtını, herkesin, ama özellikle siyasal ve ekonomik karar vericilerin, vicdanlarında değerlendirmesini istiyoruz.

Ekonominin hali pür melali

Seçim sonrası ekonomide göreceli bir güven ve istikrar ortamının oluşması beklenirken, şimdilerde yaşananlar tam aksi istikamette bir görüntü sunuyor. Ekonomide temel bir sorun olan ‘güven’ meselesi, önemini artırarak gündemde kalmayı sürdürüyor. Ülkenin yönetsel olarak yeniden yapılanmasından ekonomide nasibini alıyor. Buna karşın, atılan adımlar ve yapılan atamalar, ekonomideki belirsizlikleri gidermiyor; tam aksine artırıyor.

Bu yargıya varmak için, yalnızca son haftanın ekonomi haberlerine bir göz atmak bile yeterli. Temmuzda Reel Kesim Güven Endeksi, hazirana göre 1,9 puan azalarak 102,7 oldu. Döviz fiyatlarındaki artışlar, şirketlerin döviz cinsinden borçlanma maliyetlerini artırdı ve onları daha kırılgan hale getirdi. Bu kırılganlığa dikkati çeken Fitch, bazı olasılıklara göre, doların 6 lirayı bulabileceği ve enflasyonun 2020 sonuna kadar çift hanelerde kalabileceği uyarısı yaptı. Türkiye’deki son ekonomik gelişmeleri değerlendiren İngiliz Financial Times gazetesi, dövizin gidişatı yüzünden Türkiye’de işletmeler için tehlike çanlarının çaldığı uyarısında bulundu. Görünen o ki; enflasyon - faiz - dış borç - cari açık döngüsü, ekonomimizin tepesinde ‘Demoklesin kılıcı’ gibi sallanıyor.

Tabii ekonomideki bütün bu olumsuzlukların, zaten geçim sıkıntısı içinde olan vatandaşın kesesine, sofrasına nasıl yansıyacağı, hepimizin malumu. Sözün özü, ekonominin hali pür melali, yakın erimde, ülkemiz ve halkımız için, hiç de iç açıcı gözükmüyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test