Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Ekonomik gündeme ilişkin bazı notlar

14.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu yılın ikinci çeyreğinde büyümenin % 5,2 oranında gerçekleşmesi beklentilere uygundur. Yılın ilk yarısında % 6,2’lik bir büyüme sağlanmıştır. İkinci çeyrekteki büyüme yine beklendiği gibi iç talep kaynaklıdır. Bu dönemde hem kamu hem de hane halkının harcamaları artmıştır. Tarım sektörünün büyümeye katkısı negatiftir. Olumlu gelişme ise, ihracat ve turizm gelirlerindeki artışın büyümeye sağladığı pozitif katkıdır. Göstergeler 3. çeyrekte iç talebin düşeceği, büyüme oranının gerileyeceği buna bağlı olarak ithalatın azalacağı, cari açığın daha kontrol edilebilir düzeye ineceği şeklindedir. İhracat ve turizm gelirlerindeki olumlu katkının devamı halinde dış kaynak ihtiyacının azalabileceği tahmin edilmektedir. Ekonomi uzmanları bu yıl ki büyüme hızının,% 3-3,5 düzeyinde kalacağını tahmin etmektedir.

Büyüme hızının yüksek olması elbette sevindiricidir. Büyüme daha fazla yatırım, ihracat, refah ve istihdam demektir. Ancak, iç ve dış kaynaklar dikkate alınmadan hedeflenen büyüme hızları, dış ticaret ve cari açık ve borçlanma olarak geri dönmektedir. Dış piyasalarda kaynak bolluğu ve ucuzluğunun yaşandığı dönemlerde açıkların finansmanı daha kolaylıkla sağlanabilmektedir. Ancak şimdilerde parasal daralma vardır. Gelişmekte olan ülkelere sermaye akımları azalmaktadır. Doğrudan yabancı yatırım girişleri gerilemektedir. Üstelik ülkemizin bir de jeopolitik durumu vardır. Bu itibarla büyüme hızının makul ve gerçekçi biçimde hedeflenmesi doğrudur.

Ekonomik büyümenin ihracat kaynaklı olması herkesin arzusudur. Ancak bir hususu her zaman göz önünde bulundurmak gereklidir. İhracatımızın bugünkü yapısı cari açığın kapatılmasında yeterli veya belirleyici bir unsur olmayacaktır. Türkiye ileri teknoloji ürünü üretmemektedir. Toplam ihracat içinde bu tür ürünlerin payı % 4-5 kadardır. Ucuz ve vazgeçilebilir mal üretilmektedir.

İki yıl kadar önce uygulanmasına bir ölçüde başlanılan Proje Bazlı Teşvik uygulamasının son durumu bilinmemektedir. Bu projeler, rekabet edici yatırımları ve ihracatı hedef alan ve kaynakları belirlenmiş alanlara akıtan projelerdir. Teşviklerde selektif baza geçilmelidir.

 

Ara mallarının ülkede üretilmesi

Bu konu çok uzun yıllardır tartışılmaktadır. Çünkü ara mallarının, toplam ithalatımız içindeki payı üçte ikisine ulaşmaktadır. İthal edilen bir malın ülkede üretilmesi döviz tasarrufudur. Daha az ithalattır. Daha düşük cari açıktır. Ancak bu durumu ikame endüstrisi ile karıştırmamak gereklidir. İthal edilen yerine üretilecek malın, kalitesi, miktarı, fiyatı, rekabet gücü, arz istikrarı gibi niteliklere sahip olması esastır. Aksi takdirde geniş koruma önlemleri, ithalat kısıtlamaları, sübvansiyonlar gündeme gelecektir ki, bu tür önlemler daha önce yaşanmış ve olumlu sonuçlar vermemiştir.

 

Kurlar

Ülkemizin bugünkü en önemli sorunu kurlardaki artıştır. Bu durum özellikle döviz borçlularını tedirgin etmekte, enflasyona sebep olmakta ve faiz hadlerini arttırmaktadır. Başta Merkez Bankası olmak üzere bütün kuruluşlar, döviz fiyatlarını makul düzeylere indirecek önlemleri almalıdır. Merkez Bankası’nın son aldığı kararların etkileri önümüzdeki günlerde daha iyi görülecektir.

Merkez Bankası beklenti anketinde yılsonu dolar kurunun 6,59 ve TÜFE beklentisinin 19,61 olması kaygı vericidir. Alınacak somut önlemler ve uygulamalarla bu kaygıların giderilmesi ve beklentilerin olumluya dönüştürülmesi esastır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test