Ana Sayfa / 

Zor dönem

21.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye, geçtiğimiz 16 Nisan’da önemli bir kırılmayı yaşadı. Ülkemizin geleceğinde ve yönetim biçiminde önemli değişiklikler yaratacak bir referandum gerçekleştirildi. OHAL koşullarında, anayasa değişiklikleri için yapılan halk oylaması, tartışmalı biçimde sonuçlandı.

Yönetim sorumluluğu taşıyanların aylardır uyguladıkları tek taraflı baskılara, tek yanlı propaganda bombardımanına; Yüksek Seçim Kurulu’nun referandum günü yaptığı hatalı uygulamalar da eklenince, sonuçlara gölge düştü.  Doğrusu, çıkan bu sonuçların kabullenilmesi ve içselleştirilmesi kolay olmayacak. En azından halkın yarısı tarafından…

 

Tablo daha da ağırlaştı
Ülkemiz içte ve dışta önemli sorunlarla karşı karşıya. Çok sayıda ülkeyle problem yaşıyoruz. Yangın yerine dönen Ortadoğu’da, izlenen yanlış politikalarla, başımıza büyük badireler açıldı. Çağdaş dünyadan, Batı’dan koparılmanın; bilinmezliklere, belirsizliklere sürüklenmenin eşiğine geldik. Turizm başta olmak üzere birçok alanda zor durumdayız. Ekonomide büyük problemler yaşıyoruz. Daralma ve ekonomik kırılganlık sürüyor.

Enflasyonda ve işsizlikte çift haneli oranlar kalıcı hale geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan son işsizlik oranı, 2017’nin ilk ayında işsizliğin 1,9’luk artışla yüzde 13’e ulaştığını ortaya koydu. Geçen yılın aynı dönemine göre işsiz sayısı 695 bin kişi arttı. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik 5,3 puanlık artışla yüzde 24,5 oldu. Bütçe açığı ilk 3 ayda 14,9 milyar TL’ye, Hazine’nin mart sonu nakit açığı 22,7 milyar TL’ye ulaşmış durumda.

İlk ilan edilirken üç ay bile sürmez denilen olağanüstü hâlin (OHAL) üçüncü kez uzatılmasının ve idam tartışmasının da ekonomiye mutlaka yansımaları olacaktır. Görüldüğü gibi, özellikle ekonomi alanında ülkemizi zor ve ağır bir tablo bekliyor.

 

16 Nisan yarılması
Böylesi ağır koşullar altında gidilen referandumdan çıkan sonucun, ülkenin var olan sorunlarına çözüm üretmek yerine, tam tersi daha da ağırlaştıracağını düşünüyoruz. 

Önceki yazılarımızda altını çizdiğimiz üzere, biz referandumu zamansız ve zeminsiz bulmuştuk. Geniş bir uzlaşı sağlanmadan gündeme taşınan anayasa değişikliği ile yapılmak istenen rejim ve sistem değişikliğini, bir dayatma olarak yorumlamıştık. Bu yaklaşımlar hayatın içinde doğrulandı. 16 Nisan’da tam anlamıyla önemli bir yarılma yaşandı.

Türkiye, 16 Nisan sonrasında daha zor bir döneme girdi. Ülkeyi yönetmek, esenliğe çıkarmak daha da güçleşti. Referandumda elde edilen kıl payı evet oranına karşın; ülkenin ana damarları olarak nitelendirebileceğimiz, başta üç büyük şehir olmak üzere, büyük kentlerde hayır oyu çıkması, bu temel çelişkiyi ortaya koyuyor.

Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel olarak en üretken bölgelerinin ve kentlerinin, anayasa değişikliğine hayır demesi ilginçtir. Bu gerçekliğe ve sonuçlara rağmen, yeni anayasa nasıl hayata geçirilecek ve ülke nasıl yönetilecek? Doğrusu bu durum, ülkemiz ve halkımız adına bizi endişelendiriyor.

 

97’nci yıldönümüne yakışmadı
Tarihin ve hayatın ilginç tesadüfü, Türkiye’nin neredeyse yüz yıllık yönetim biçimini değiştirecek kararların alınışı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) kuruluşunun 97’nci yıldönümünü kutlayacağımız günlere denk geldi.

Ulusal kurtuluş savaşının temel örgütleyicisi ‘Gazi Meclis’in, TBMM’nin açılış günü olan ve yıllardır ulusal egemenlik ve çocuk bayramı olarak kutlanan 23 Nisan’ın 97’nci yıldönümünde; meclisi işlevsizleştirip etkisiz kılan bir görünümün, ülkemize ve tarihimize yakışmadığını düşünüyoruz.

Biz her şeye karşın, okurlarımızın, halkımızın, çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı içtenlikle kutluyoruz.

 

Bizi zor günler bekliyor
Öyle görünüyor ki, 16 Nisan referandum sonuçları daha uzun süre tartışılacak. Dileğimiz, siyaset kurumunun, referandum sürecini ve sonuçlarını çok yönlü analiz ederek, sağlıklı biçimde değerlendirmesi…

16 Nisan’ın ortaya çıkardığı yarılmayı aşmanın yolunun, kutuplaştırma ve gerginlik politikalarının bir an önce terk edilerek, halkın tümünün kucaklanmasından geçtiğini düşünüyoruz. Başta yönetim sorumluluğu taşıyanlar olmak üzere, siyaset kurumu dilini, söylemini ve yöntemini değiştirmelidir. Halkımız yaşananlardan yorulmuştur.

Unutmayalım ki, önümüzdeki süreçte, ülkemizi ve halkımızı zor günler bekliyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar