Ana Sayfa / 

Avrasya arkeolojisi

21.4.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Devlet Bahçeli’nin ülke gündemine pimi çekilmiş bir bomba gibi düşürdüğü halk oylamasının kargaşası sürüyor. Yüksek Seçim Kurulunun hukuku ayaklar altına alan kararları nedeniyle kargaşanın uzun zaman süreceği anlaşılıyor. Bu süreç, ülkemizin kara günleri olarak tarihe geçecek. Öylesine ki, ülkemizde giderek kentimizde gerçekleşen güzel şeylerin gölgede kalmasına yol açıyor bu kargaşa.

Geçtiğimiz hafta göğsümüzü kabartan bir etkinlik, bir seminer gerçekleşti İzmir’de: “6. Uluslararası Avrasya Arkeoloji Kongresi.”(International Congress of Eurasian Archaeology, kısaca ICEA )

Uluslararası Avrasya Arkeoloji Kongresi, Dokuz Eylül Üniversitesinin öncülüğünde gerçekleşiyor 2007 yılından bu yana. Buluşmaların ilki Çeşme’de, sonra sırasıyla Tire, Demirci, Azerbaycan ve Ukrayna’da gerçekleşmiş.

Başında saygın bir bilim insanı var: Doç. Dr. Semih Güneri. “Avrasya Prehistoryası” konulu kongreye katılanlar arasında, Kafkaslar, Kazakistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Moğolistan gibi dünyanın dört bir yanından gelmiş ünlü Avrasya uzmanları var.

Sayın Semih Güneri yürütülen çalışmaları şöyle özetliyor:

“ICEA, bilimsel içeriği, kapsamı ve organizasyonu anlamında, bu güne kadar tasarlanmış en büyük Avrasya Arkeoloji Kongresi olarak kabul edilmektedir.

ICEA toplantılarının amacı Karpat dağlarından Bering Boğazına uzanan geniş alanlarda göçebe, yarı göçebe kültürler arkeolojisi üzerinde çalışan akademisyenleri belli aralıklarla aynı çatı altında toplamak, yapılan keşifleri tartışmak, konuyla ilgili sorunlara bilimsel çözümler üretebilmek, geleceğe yönelik ortak projelerin temellerini atmak ve ülkeler arasındaki dostluk ilişkilerinin gelişimine katkıda bulunmaktır.”

 

Step kazılarından keşiflere

 

Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde kurulan “Kafkasya Orta Asya Arkeoloji Araştırmaları Merkezi”, Türk arkeolojisinin göçebe kültürlerdeki kaynaklarına ulaşmaya çabalıyor. Ancak bu çaba, yalnızca masa başında yürütülmüyor. Türklüğün tarihine yeni keşifler, kaynaklar getirecek bulgular, uçsuz bucaksız Moğolistan steplerinde, Moğolistan-Altay dağlarında,  yazılı ilk Türk metinlerinin bulunduğu Tonyukuk yöresinde zor şartlarda özveriyle yürütülen kazılardan ortaya çıkarılıyor.

Sayın Güneri’ye göre, “Türk tarihine yeni boyutlar kazandıracak yazılı belgeler dahil, göçebe kültürler tarihinin kaynakları bugün toprağın altındadır ve bu kaynaklara sadece arkeolojik araştırma yöntemleriyle” ulaşmak mümkündür.

 

Türk kökenli İsveç tanrıları

 

Sınırlı imkânlarla yürütülen arkeolojik çalışmalardan, bugüne dek ilginç sonuçlar elde edilmiş. Örneğin steplerde bulunan bir kafatasından çıkarılan diş İsveç’e tahlile gönderilince bunun İsveçlilerin DNA’sı ile bağlantılı olduğu anlaşılmış.

Bu bağlantı, Türkçe ile İsveççe arasındaki ortaklıklardan, mitolojik benzerliklerden hareket ederek, İsveçlilerin atalarının Türkler olduğunu söyleyen İsveç tarihinin kurucusu kabul edilen Prof. Sven Lagerbring’in savlarını doğruluyor.

Vikinglerin Thor ve Odin isimli iki önemli Tanrıları var. Her ikisi de Türk kökenli isimler. Lagerbring’e göre İsveç masallarında Tanrı Odin’in "Türkland"dan geldiği anlatılmaktadır. Yine, emir Timur’un batı seferine çıkmadan önce “Öden Ata”nın mezarını ziyaret ettiği ifade edilmektedir.

Merkezin kazılarına, İstanbul Üniversitesinden jeofizik mühendisleri de eşlik ediyor. Böylece toprağın altındaki tarihi kalıntılara erişmek mümkün oluyor. Ne var ki, katılımın genişlemeye ihtiyacı olduğu da bir gerçek. Örneğin gen mühendislerinin, sosyologların, din bilimcilerin de Orta Asya’da yürütülen arkeolojik kazılara katılması yararlı olacak. Böylece, Türklerin tarihinin derinliklerine daha fazla girme olanağına kavuşulacaktır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...