Ana Sayfa / 

Darbe, ekonomi ve sosyopolitik

14.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

15 Temmuz darbe girişimi, ülke ve demokrasi tarihimizin kapkara bir sayfası olarak yerini şimdiden aldı. Darbe girişimi, oluşturduğu toplumsal travma, başta ordu olmak üzere kurum güven indeksindeki moral değer erozyonunun üzerine eklemlenen TSK envanteri/kamu malları tahribatı ve özel mülk zararları ile Ülkemiz için maddi anlamda 80 milyar dolarları geride bırakan ekonomik bir yüke yol açmıştır.2016 yılında, dünya gündemine bir darbe girişimi haberi ile gelmenin, ülke prestiji üzerinde yaptığı olumsuzluğun faturası, elbette bu rakamı katlayan bir bilanço oluşturacaktır. Darbe girişiminin olası tahribatı, Türkiye’nin gayrı safi milli hasılasının yüzde yirmilerine tekabül edebilir.

Darbeyi on yıllar boyunca planlayıp adım adım nakış gibi işleyerek azmettiren Fetö’cü terör organizasyonu içinde 9 bin 106 şirketin bulunduğu ve sadece 26 bin 994 kişinin bu şirketlerde kurucu, 6 bin 175 kişinin de aktif yönetici pozisyonunda olduğu,1350 dershane, okul ve yurt ile yüz binlerce insana ulaştığı, bünyesinde 96 vakıf, 902 dernek ve 17 üniversite ile Letonya’dan Amerika’ya onlarca ülkede faaliyet gösterdiği Mali Suçlar Araştırma Kurumunca (MASAK) açıklandı. Soruşturma kapsamında, sadece hesapları dondurulan şirketlere dair yaklaşık bilançonun 150 milyar TL olduğu belirtiliyor, ancak bazı ekonomistler bunun on katının bile kendilerini şaşırtmayacağını ifade ediyor. Elbette, darbe girişiminin finansal ayağı yanında devlet yapısı içinde kadronun bertarafı, siyasi ve global bağlantı ağının ortaya çıkarılması zaman içinde gerçekleşecektir.

Küresel siyasi belirleyicilerin önümüzdeki 50 yılı kurguladığı perspektiflerde, güç odakları olarak Avrupa Birliği, Rusya –Çin aksı ve Ortadoğu’da da Türkiye’nin öne çıktığı, bu minvalden hareketle, Brexit ile İngiltere’nin AB’den çıkması stimüle edilerek yıllarca sürecek AB’yi zayıflatma projesininin başlatıldığı, Türkiye için de bir tür Suriyeleştirme sürecinin düğmesine bu darbe girişimi ile basıldığı konuşuluyor. Olasılıkla, akabinde yapacağı Çin ve Rusya manipülasyonları ile de Amerika’nın ulusal çıkarları için 2100’lere kadar dünyada tek süper güç olma hedefi kurgulanmış görünmekte.

Eğer yukarıdaki düşünceleri esas alacak olursak, Türkiye’deki Güneydoğu odaklı kent savaşları ve aylarca süren sokağa çıkma yasakları içinde 10.000 lere yaklaşan PKK’lı teröristin öldürülmesini sağlayan 600 şehidimizin acısı henüz taze iken ve Ülkemizin hain bir planı boşa çıkarmasının ertesinde başlatılan darbe girişimini, halkın iradesi ve 300’e yaklaşan sivil ve askeri şehit ile bertaraf ettik. 2016 yılının ülkemiz yönelik komplo teorilerin ilk halkası Güneydoğu kent savaşları, ikinci halkası Fetö’cü darbe girişimi şeklinde tanımlanırsa sıradaki aksiyonun ekonomi ile ilgili olacağını düşünmek abes olmaz. Dengeli kamu maliyesi ve sağlam bütçe temelleri ile ülkemizin makro ekonomisinin risk altında olmadığı biliniyorsa da Batı orijinli küresel sermayenin uzantısı olan Standard&Poor’s gibi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye için çok erken not indirimine gitmesi ve Moody’s gibi manipüle yapıların bu eylem için sıraya girmesi kaygıları arttırmakta. Moody’nin İngilizce sözcük anlamı, bilindiği gibi karamsarlık, içe kapanıklılık ve güvensizlikle ifade edilir. Darbe girişimi sonrası, bu kuruluşun  ‘gelişen siyasi ve ekonomik durum kaynaklı risklerin artışı’ değerlendirmesi bu kapsamda ele alınabilir. Nihayetinde, makroekonomik göstergelerin iyiliği, ekonomi yönetiminin yerinde kararları ve halkımızın 9 milyar doları bozdurma şeklinde ifadesini bulan sağduyusu ile ekonomik olumsuzların çoğu bertaraf edilmiş görünmekte.

Sonuç olarak, 15 Temmuz darbesinin tüm sosyoekonomik olumsuzlukların giderilmesi için ulus olarak topyekün bir mücadeleyi meydanlara taşımış milletimizden, yeni bir kurtuluş savaşı ruhu içinde çok çalışarak üretimini arttırmasını, siyasi iradeden de Fetö’cü oluşumu devlet içinde yok ettikten sonra nitelikli demokrasinin ve özgür basının önündeki tüm engelleri ortadan kaldırıp, yeni bir anayasa ile devletin hukuki ve idari restorasyonunu hızla yapılandırmasını ve radikal ekonomik reformların geçiktirilmeksizin hayata geçirilmesini beklemek Devletimizin bekası için zorunlu görünmekte.

15 temmuz darbe süreci ile tarihimizin en karanlık gününü yaşadığımız haftada, tarih bilimine en büyük katkımız olan hocaların hocası Halil İnalcık’ı ebediyete uğurladık. Halil İnalcık, son kitaplarından birisi olan ‘Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet’’de Bilge Kağan’ın bir sözünü paylaşır: Bilge Kağan, devletin kudretini anlatırken ’Yukarıda Tanrı basmasa, aşağıda yer delinmese Türk Milleti ülkeni törünü kim bozar’ demektedir. Dahili ve Harici Bedbahtları, 89 yıl önce tüm açıklığı ile tanımlayan Yüce Atatürk’ün ‘Gençliğe Hitabesi’ bugünlerde tekrar tekrar okunmalı. Meydanlardaki halkın iradesinde de görüldüğü gibi, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet var olacak. İç ve dış düşmanları her daim bozguna uğratacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar