Ana Sayfa / 

Günün düşündürdükleri

14.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kılıçdaroğlu, Ankara Güven Park’tan İstanbul'a doğru "tek bir birey olarak" yola çıktı.

Yolda kendisine katılıp yürüyenlerin sayısı 30-40 binleri buldu.

Maltepe’de mitingde onu dinleyenler, tahmini 2,5 milyondu!

Kılıçdaroğlu, 81 il başkanına; "Mitingimiz hedefine ulaştı. Demokrasi ve adalet mücadelemiz yeni başlamıştır. Şimdiki CHP, eski CHP değildir" diye seslendi. "Halka inin ve çok çalışın!"

Gelecekle ilgili neler düşünüp neler planladığını bilemem ama Kemal Bey hesap adamıdır. Ayakları yere basar.

Kaldı ki o artık tesadüflerin başa getirdiği bir CHP Genel Başkanı değil, adalete, demokrasiye, eşitliğe özlem duyan halktan meşruiyetini almış bir Genel Başkan’dır!

***

24 Temmuz 1923

Lozan sadece bir barış antlaşması değildir.

Lozan’la birlikte ', yeni bir Türkiye doğuyordu.

Elinde kalan Anadolu ve Trakya’daki toprakları ile 700.000 kilometre kareyi biraz aşan toprağı, 12.000.000'na yakın nüfusu ile yeni bir ülke! İktisadi tesislerden yoksun, halkının çoğu aç, perişan, sağlıksız, eğitimsiz, sermayesiz, vasıtasız, yardımsız!..

"Birinci Adam" ve "İkinci Adam" kitaplarının yazarı olan Şevket Süreyya Aydemir’e göre, Milli Kurtuluş hareketine uygun bir sistem yaratılamadı. Bu görüşünü, "Tek Adam" kitabında şöyle ifade eder:

"Yeni Türkiye, klasik şekilleri ile bir 19. yüzyıl demokrasisinin değil, 20. yüzyılın yeni ve örnek bir olayı olarak Türk Milli Kurtuluş Hareketi’nin, kendine mahsus, planlı, güdümlü, fakat milli ve özgür devlet şeklini vermeliydi. Bu yapılamadı. Türkiye bunun etkilerini bugün de, gelecekte de hissedecektir sanırım... Atatürk inkılabı denilen hareketi, halk içinde yayacak, savunacak ve teşkilatlandıracak önderler vazifelendirilmemiş, önder bir parti kurulamamıştır... Atatürk prestijinin aktif, dinamik bir parti gücüne sirayet ettirilmemesi, gene sanıyorum ki, Atatürk'ün kolayca putlaştırılması cereyanına yol açmıştır. Ama onun eserine bağlılığı teşkilatsız bırakmıştır... Gerçek şudur ki, Atatürk hareketi olmuş, fakat Atatürk partisi yaratılamamıştır."

Sonuçlardan yola çıkarsak, Halk Partisi, "halkın partisi" olamamıştır diyebiliriz. Yeni Türkiye’nin o inkılapçı dinamizmi, hem parti kadrolarına hem topluma aktarılamamıştır. Refah üreten politikalara dönüştürülememiştir.

Elbette bunda o devrin dayattığı şartlar, aydın kadrosunun çağdaş dünya algısının ve vizyonsuzluğunun da etkisi de olmuştur. Sonuçta onlar da meşrutiyet öncesi, Türklere batı ve Avrupa kültürünün yasaklı olduğu yıllardan geliyorlardı. Bir Abdullah Cevdet Garpçılığını anlamak bile onlar için çok zordu. Alacakları bir örnek de yoktu.

Atatürk'ün 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde söylediği gibi, o güne kadar yarı sömürge olan Türkiye, Birinci Dünya Harbi sonunda Milli Kurtuluş Hareketine girip, savaşını vermiş ilk ve tek ülkeydi! Bu nedenle bu hareketin kanunlarını, felsefe ve teorilerini, teşkilatlanmasını, sosyal ve ekonomik sistemini de zorunlu olarak kendi aramak, bulmak, oluşturmak mecburiyetindeydi.

Atatürk'ün, "Arkadaşlarım beni idraklerinin yettiği yere kadar takip edebildiler" sözünü de hatırlarsak, Türk inkılabı, kendi yorumcu ve nazariyecilerini, hukukçularını, teknik kadrolarını bulamadı diyebiliriz. Devlet kadroları Atatürk’ün yaptıklarını ve yapmak istediklerini anlayıp yorumlamaktan, felsefesini kavrayıp prensiplere bağlamaktan, dünyanın gidişatını kavrayıp doğru plan ve program yapacak kapasiteden yoksundu. Hareketin asli nitelikleri, ilmi bir dünya görüşü haline getirilmesi aydınların işiydi. Bu yapılamadı. Onlar kendilerini çıktıkları yolun sonuna varmış, inkılapları olmuş bitmiş bir olay, basit bir demokrasi denemesi, şeklen batıya benzeme olarak algılıyorlardı.

Bütün bunlar, başarılmamış bir görev olarak hala ortadır!

***

Gelelim günümüze...

O günlerden bu güne dünyada çok şey değişti.

Türkiye'de de çok şey değişti!

Değişmeyen hâlâ, tüm toplumun kabullendiği, ülkenin demokratik sosyal ve ekonomik kalkınmasına rehber olacak içerikte bir anayasa arayışlarımız. Toplumsal çatışmalara çözüm oluşturacak uzlaşmacı kültürü de oluşturamadık. Okuma yazma bilenlerin sayısı arttı ama cehaleti bitiremedik. Türkiye'ye dar gelen siyaset, hâlâ kendi aydınlarını, burjuvazisini, bürokratını, siyasetçisini tüketmekte...

Kısacası artık önümüzde örnek çok ama niyet yok...

Başarılamamış görevler hâlâ başarılmayı bekliyor!

***

Kemal Kılıçdaroğlu, "CHP artık eski CHP değildir!" derken neyi kastetti dersiniz?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar