Ana Sayfa / 

Subliminal, beraberiyet, OHAL ve KHK

14.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminin üzerinden koca bir yıl geçti. Ama bu kalkışmanın bütün yönleri henüz tam olarak ortaya çıkarılabilmiş değil. Tabii en başta da siyasi ayağı…

Olayın birinci yıldönümünde, bizce üzerinde en çok durulması gereken konu, işin bu yönüdür. Çünkü sorun burada düğümleniyor. Konunun üzerine en başta yürümesi gerekenlerin de maalesef ayak sürüdüğünü ayrıca belirtmek gerekiyor. Bu durum 15 Temmuz’la ilgili soru işaretlerini çoğaltıyor, bilinmezlikleri artırıyor.

Şu temel yaklaşımın altını özenle çizelim; içinde bulunduğumuz çağda, ne askeri ne de sivil darbelerle sorunlar çözülemez. Hele darbelerden çok sıkıntılar çekmiş bizim gibi ülkelerde… İşte bunun içindir ki halkın ezici bir çoğunluğu, 15 Temmuz darbesine karşı çıkmıştır. Bu karşı çıkışta, siyasi partilerin ve medyanın neredeyse tamamının darbe karşıtı tutumu da etkili olmuştur.

15 Temmuz karşı çıkışı, darbeye karşı direniş, toplumun ortak refleksidir. Herkese aittir. Ortak bir toplumsal duruştur, duyarlılıktır. Başta iktidar sorumluluğu taşıyanlar olmak üzere, kimse buradan kendi değirmenine su taşımaya çalışmasın. Bu işi siyasal çıkarlar için fırsata çevirmeye kalkmak, ülkeye kötülük yapmak olur. Böylesi sığ ve faydacı yaklaşımlar, 15 Temmuz’a gölge düşürür; halkı böler, ayrıştırır.

Anahtar kelimeler
15 Temmuz sürecinden belleğimize yerleşen bazı ilginç sözcükler, aslında bir bakıma dönemin ruhunu da yansıtıyor. Neler mi bu kelimeler? En başta, ‘subliminal’; hani 15 Temmuz’la ilgili olarak, bazı konuşmalarda verildiği ileri sürülen gizli mesaj…

Bir başka ilginç kelime, ‘beraberiyet’. Bu kelimeyi ilk kez, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı İsmail Kahraman’dan duyduk. İktidar çevrelerinin ağabeyi rolündeki Kahraman, partileri ile söz konusu cemaat arasında bir bağ bulunmadığını anlatmaya çalışırken sarf etmişti bu sözü. Böylece Türkçeye yeni bir kelime kazandırmış oldu.

Ve tabii OHAL… Olağanüstü hali ifade eden bu kelime de, 20 Temmuz’da, neredeyse bir daha hiç unutamayacağımız şekilde günlük yaşamımıza yerleşti. Hem de ilk karar alınırken, iktidar sözcülerinin çok kısa süreceği ifadelerine karşın… Bir de tabii OHAL’in mütemmim cüzü haline gelmiş, kanun hükmünde kararnameler (KHK’lar) var…  

15 Temmuz’la hesaplaşmak
Aslında, ülke olarak, halk olarak; onca insanımızın hayatına mal olan, ekonomiden sosyal yaşama hayatın tüm alanlarını olumsuz etkileyen 15 Temmuz darbe girişimiyle, ciddi biçimde hesaplaşmamız gerekiyor. Ancak, 15 Temmuz’un temel sorumlusu olan FETÖ’cülerle, yıllarca iç içe olmuş bugünkü siyasi iktidarla, böylesi bir hesaplaşma tam olarak yapılabilir mi? Bu konuda haklı olarak endişeler taşıyoruz.

Nasıl endişeli olmayalım ki!.. Yıllarca birlikte yürümüş, birbirini büyütmüş yapıların; bırakın hesaplaşmayı, sağlıklı olarak birbirinden ayırt edilmesi bile mümkün mü?  Sübjektif bir değerlendirmeyle, kendinize göre bir tarih ortaya atıp, ‘öncesi suç değil, sonrası suç’ demek, ne kadar hukuki ve adil olabilir? Bu sorular daha da çoğaltılabilir.

İşte 15 Temmuz’la hesaplaşma konusunda, günümüzde yaşanan temel sıkıntı, bu sorularla yanıtlarında biçimleniyor.

FETÖ ile mücadele
Bu temel sıkıntı, FETÖ ile mücadeleye de yansımakta ve konuyu sulandırıp zaafa uğratmaktadır. Sapla saman birbirine karışmaktadır. İlgili ilgisiz herkes aynı çuvala doldurularak, bu iş siyasal bir fırsata dönüştürülmek istenmektedir. İktidar, kamuda FETÖ ile mücadele amaçlı atadığı yöneticileri, kısa zaman sonra yine kendisi görevden almaktadır. Bu atamaların neredeyse çetelesi bile tutulamaz hale gelmiştir. Sözün özü, işin çivisi çıkmıştır.

Bizce eğer FETÖ ile mücadele samimi olarak yapılmak isteniyorsa, kesinlikle iktidar partisi çevrelerinden uzak durulmalıdır. Onların hangi dönemde ne yaptığı, kimin kime hizmet ettiği birbirine karışmıştır. İşte bu yüzdendir ki, kamuda liyakat esas alınmalıdır. Yoksa bu işin içinden çıkılamaz. At izi it izine karışır. Yeni mağduriyetler yaratılır. Toplumsal vicdanda sağaltılması zor derin yaralar açılır.

15 Temmuz’un birinci yıldönümünde; ülkemizin, halkımızın bir daha böylesi durumlarla karşılaşmamasını içtenlikle diliyoruz. Başta siyasetçiler olmak üzere, toplumun her kesiminin,15 Temmuz’dan gereken dersleri çıkarmasını istiyoruz.  

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...