Ana Sayfa / 

İsyanım var!..

14.7.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



Babam Albay Fuat Uluç… İki dayım Albay Cemal Bilgiç ve Albay Hayati Erginbilgiç … En büyük dayımız Atatürk’ün İstiklal Savaşı’nda silah arkadaşı General Aşir Atlı… Bir başka büyük dayımız Hüsnü Kışlalı, Gaziantep Kurtuluşu’nun mücahit ve “madalyalı” gazilerinden!..

Tıpkı yüzlerce yıllık Türk Silahlı Kuvvetleri’nin verdiği onca şehidin, onca rahmetli olmuş mensubunun olduğu gibi, Onların da “mezarlarında kalan kemiklerini sızlatan” o “…..” afişlere bir Türk olarak, bir asker ailenin mensubu olarak isyan ediyorum!..

O “…..” afişler için, söyleyecek, yazacak kelime, sıfat bulmakta zorlanıyorum, “hangi sıfatı bulsam” hafif kalıyor, “nokta noktaları”, okuyucularım da “kendilerince” doldursunlar!..

Bilmeliler ki, “bu afişleri” unutmayacağım ve de bilmeliler ki, “benim gibi unutmayacak” milyonlar var, on milyonlar var!..

Bu afişler, “özür dilenerek yakılmalıdır!..”

Yapanları ve bunları gördükleri hâlde, “Hayır olamaz, kabul edilemez” diyecekleri yerde susanları, gereğini ve görevlerini yapmayanları ise büyük Allahıma havale ediyorum!..

Kılıçdaroğlu!..

Bir adam!..

Bir pankart!..

Bir kelime!..

24 gün!..

700 bin adım!..

Ve… Yolda yüz binler, meydanda milyonlar!..

Türkiye’de yeni bir sayfa açıldı!..

Türk siyaseti için yeni bir ümit doğdu!..

Ve bir genel başkan, “lider” oldu!..

Atatürk ve İnönü’den sonra, “ezeli ve ebedi” Ana Muhalefet Partisi de, Bülent Ecevit’ten bu yana “nihayet” bir lidere sahip oldu!..

Ülkeye, millete, siyasi hayatımıza, partisine hayırlı olsun!..

Ve “bilmeyenler için” Öcal Uluç’un notu; “Hiçbir zaman CHP’li olmadım, olmam da!..”


OHAL’li iktidar!..
Diyor ki, Cumhurbaşkanı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde yatırımcılarla yaptığı toplantıda; “OHAL’i biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Soruyorum. İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız, aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde Türkiye’de OHAL vardı ama bütün fabrikalar grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri. Ama şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz. Çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız. Bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i.

Diyor ki, bankalara, AKP’nin ekonomik işlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı; “Daha fazla mevduat toplama çabası içinde olan bankalarda adeta bir yarış var ve mevduat faizlerini sürekli yukarıya iten bir rekabet var. Bunun sonucunda da artan maliyetler kredi maliyetlerini de yukarıya çekiyor. Bu da yatırımcıyı, ticaret erbabını etkiliyor. sektör bunu kendi düzeltmeli olmazsa kamunun elinde kullanmaktan çekinmeyeceği enstrümanlar var!..”

Ne anlama geliyor, bu sözler;

“İşçiler, hak aramada Anayasal hakları olan grevi kullanmasın, yatırımcılar yaşasın!..”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun “ayarlamalı sepet rakamlarına rağmen” enflasyon çift rakamlarda, “hayattaki, evlerdeki, mutfaklardaki gerçeği ise çok daha yükseklerde” dolaşırken, vatandaşın paraları bankalarda “yüzde 8 – 9 faizlerle erisin” ve de “yatırımcılar ucuz kredi kullansın!..”

İktidarımızın “Evrim Teorisi” yüzünden nefret ettiği Darwin de der ki; “Tavuk önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.”

Peki, ben de “yukarıda anlattığım tabloya bakarak” soruyorum; “Tavukla insan arasında ne fark var?..”

El cevap; “Sadece tek fark var; İnsanlar fark ediyor”; ama “OHAL yüzünden söyleyemiyor, bir şey yapamıyor!..”

 

Belamlı kavga!..
Meclis Başkanı İsmail Kahraman, hem de iftar sofrasında bir sohbette Meral Akşener için “Şu Meral Kılıçdaroğlu mu” demiş.

Evli barklı, çocuk, torun sahibi ve de “hükümetlerde beraber bakanlık yaptığı” bir kadın siyasetçi için, Meclis Başkanı’nın “bu sözü” konusunda yazılan ve yazılacak olan çok şey var; ama ben “bir cümle” söyleyeceğim sadece; “Bu zat nasıl bir Müslüman?..”

Meral Akşener’in ona gönderdiği mektup ise, ne yenir, ne yutulur cinsten, ama o susuyor.

O mektupta bir cümle var; “Bir kadının soyadının ancak evlilik vasıtası ile değişeceği açık bir gerçek olmasına rağmen, bu kadar alçak ve şerefsiz bir yakıştırmayı hayatın yetmiş yedi yılını geride bırakmış bir Belam yapabilirdi.”

Hımmm, “Nedir bu Belam” ya da kimdir?..

Kitaplara, ansiklopedilere göre Belam bin Baura, Hazreti Musa zamanlarında yaşayan, rivayetlere göre, “İsm-i Azam duasını bilip”, her duası kabul olurken, sonradan “dininden dönen” ve de “dünya nimetlerine meyleden” bir büyük âlimdir.

Ve Kuran – ı  Kerim’de Belam bin Baura ile ilgili olduğu ifade edilen ayetler (Araf Suresi’nin 175 – 176 – 177’nci ayetleri) vardır. Okuyucularım, bu ayetleri  Kuran’da, Kuran meallerinde ve “kolayca” internette bulabilirler.

Kahraman, birkaç gün sustuktan sonra Basın Bürosu aracılığıyla Akşener’e “çok ağır” bir cevap verdi ve “Birkaç kişi arasında geçen ayaküstü bir sohbetteki masum teşbihi, kişilerin mahremiyeti ve özel hayatı ile ilgili olarak algılamak cahillik veya art niyetliliktir” dedi.

Ona sormak gerek, “bu teşbih bir AKP’li kadın milletvekili, bir kadın bakan, bir kadın yönetici için yapılsa,” çıkıp da “masum bir teşbih” der miydi?..

Dahası, daha da çirkin olarak “yeni bir parti kurmak üzere  olan” ve “muhatap alındığı” bu açıklamayla ortada olduğu hâlde, bir siyasetçi için “15 Temmuz hainliği” ile ilişki kurmaya çalışılarak “Taşeronluğa teşne müflis bir siyasetçinin muhatap alınması söz konusu değildir”  demek, Türkiye Büyük Millet Başkanı’na yakışır mı?..


Sözün Özü
15 Temmuz, bir grubun, bir partinin, bir kişinin değildir; Türkiye’nindir, cumhuriyetindir, milletindir, demokrasinindir; bari “bunu bölmeyin” ve 15 Temmuz’a yazık etmeyin!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...