Ana Sayfa / 

Yıl sonu ekonomik hedefleri

11.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir süredir ekonomi yönetiminden ve siyasetçilerden, yaz aylarından sonra ekonomiye daha fazla ağırlık verileceği haberlerini duyuyoruz. Alınacak yeni önlemlerin neler olacağını bilmiyoruz ama açıklamalardan Hükümetin yıl sonu itibariyle ekonomik hedeflerini anlayabiliyoruz. Enflasyon tek haneye indirilecek, büyüme oranı yüzde 5-5,5 aralığında olacak, işsizlik de tek haneli olacak, ihracat artışı devam edecek, kur oynaklığı asgariye indirilecek, turizm gelirleri arttırılacak, ileri aşamada faiz hadleri de geriletilecektir.  Şüphesiz, bu hedeflere ulaşılması her kesimin ortak beklentisidir. Ancak önemli olan belirlenen hedeflere ulaşılabilmesidir.

Şimdi bu hedeflere kısaca değinelim.

Temmuz ayında gerçekleşen yüzde 0,15’lik enflasyon yıllık enflasyonu yüzde 10,90’dan, yüzde 9,79’a geriletmiştir. Yıl sonu hedefi yüzde 8,7’dir. 2018 sonunda yüzde 6,4’e inmesi beklenmektedir. Küresel sermaye piyasalarından uygun koşullu dış kaynak bulunabilmesi kur artışlarını önlemiş bu da enflasyona yönelik kur geçirgenliğini, yani ithalatın pahalı hale gelmesini sınırlamıştır. Merkez Bankası’nın bu dönemde faizleri indirmemesi, geç likidite penceresi faizini politika faizi gibi uygulaması ve sıkı para politikasına devam etmesi enflasyonun aşağı çekilmesine yardımcı olmuştur.

Sermaye piyasalarındaki uygun şartların daha ne kadar devam edeceği, Merkez Bankası’nın sıkı para politikasının ne kadar süreceği bilinmemektedir. Düşük enflasyonun kalıcı hale gelmesi, dış konjonktürün uygunluğu yanında, katma değeri yüksek ürün üretimi ve rekabet gücünün arttırılmasına bağlı kalacaktır. Bir diğer belirleyici unsur, Hazine’nin iç borçlanma ihtiyacı yani bütçe açığının seviyesidir. Bütçe açığının giderek yükseldiği ve Hazine’nin borçlanma miktarını arttırdığı bilinmektedir.

Büyüme hızı bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,1 olmuştur. Ekonomi yönetimi, ikinci çeyrekte yüzde 5’in ve üçüncü çeyrekte yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme beklemekte ve yıl sonunda ortalama yüzde 5-5,5 oranında bir büyüme hızına erişileceğini açıklamaktadır.  Ancak büyümenin temelinde hane halkının ve kamunun harcamaları vardır. Yani büyüme üretim kaynaklı değildir. Geçen yılki referandum öncesi verilen teşvikler ve özellikle kredi garanti fonu kaynaklı kredilere verilen Hazine garantisi büyümeye en büyük katkıyı sağlamıştır. Ancak bu tür teşviklerin etkileri geçicidir ve geri dönüşlerinde bazı sorunların çıkması ve Hazine’nin ek kaynak ihtiyacı gündeme gelebilir. Talep artışına bağlı büyümenin sürdürülmesi kolay değildir. Teşvik sistemi, genellik niteliğinden çıkarılmalı, daha önce açıklanan ancak uygulamaya sokulmayan proje bazlı sisteme geçilmelidir. Desteklenecek projeler, ileri teknoloji içeren, üretim ve ihracat odaklı projeler olmalıdır.

Ekonomik büyümemiz geniş ölçüde sıcak para ile finanse edilmektedir. 2016 yılı sonunda 80,7 milyar dolar olan sıcak para stoku bu yılın Temmuz ayında 30 milyar dolarlık artışla 111 milyar dolara yükselmiştir. Merkez Bankası piyasayı fonladığı paranın faizini, şimdilerde olduğu gibi, yüksek tuttuğu sürece sıcak para girişi devam edebilir. Ancak bu politikayı ne kadar sürdürebileceği bilinmemektedir. Kaldı ki, FED’in Ekim ayından itibaren likiditeyi kısıp faiz artırım yoluna gidebileceği tahmin edilmektedir. Bu durum dış kaynak bulmayı zorlaştırabilir. Zaten sıcak para, geçici ve spekülatif nitelikteki bir kaynaktır. Sağlıklı dış kaynak doğrudan yabancı yatırımlardır. Bunun için de, sürekli belirttiğimiz gibi, dış algının değiştirilmesi, normalleşmeye gidilmesi, hukuk ve eğitim dahil birçok alanda reformlar yapılması, kısacası güvenli, istikrarlı ve karlı bir yatırım ortamı sağlanması gereklidir.

İhracat, ekonomimizin temel sorunlarından biridir. Zaman zaman kamuoyu yanlış yönlendirilmektedir. Nitekim Temmuz ayında gerçekleşen 11,474 milyar dolarlık ihracat bir rekor olarak sunulmuştur. Bir yıl öncesine göre artış, darbe girişimi sonrası ihracatta doğal olarak görülen yavaşlamanın sebep olduğu baz artışıdır. Yoksa bu yılın diğer aylarındaki ihracat, Temmuz ayı ihracatının üzerindedir. Euro’nun son zamanlarda dolara karşı değer kazanmasının da artışta etkili olma ihtimali vardır.

İhraç mallarının bünyesi değiştirilmedikçe, ileri teknoloji içeren ürün üretimine gidilmedikçe (toplam ihracatımız içinde ileri teknoloji içeren ürünlerin oranı yüzde 4 tür), teşvik sistemi selektif baza indirilmedikçe, ihracatın artması piyasa koşullarına, dış politikamıza, bölgesel güvenlik durumuna bağlı olarak artacak veya azalacaktır.

Geçtiğimiz dönemde güvenlik sorunları ve bazı ülkelerle yaşadığımız gerginlikler nedeniyle azalan turizm gelirlerimizin yeniden yükselmeye başlaması sevindiricidir. Ancak ziyaretçi yapısının değiştiği ve daha az harcayan turistlerin ülkemizi tercih ettiği görülmektedir. Kısacası, daha varlıklı Batılı turistlerin sayısında azalma olduğu belirtilmektedir. Ana sebep, ülkemiz hakkında, maalesef giderek yaygınlaşan olumsuz algıdır. Bu algı mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Aksi halde turizm yanında başka sektörlerdeki gelişmeleri de sınırlayıcı bir etki yapacaktır. İçeride normalleşme ve dışarıda etkili ancak uzlaşmacı bir politika yararlı olacaktır.

Beklentimiz ve umudumuz yaz ayları sonrasında alınacak önlemlerin, öngörülen hedefleri gerçekleştirici nitelikte olmasıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...