Ana Sayfa / 

Türkiye’deki Suriyeliler’in geleceği?

11.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemizin ortak sınırını paylaştığı Suriye Devleti ile tarihin ve coğrafyanın verdiği tabii komşulukla yıllarımız geçti, bu günlere geldik.

Kimi zaman iyi günler geçirdik, kimi zaman problemler yaşandı. Bugünkü  Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın babası, zamanında diktatörün ta kendisi idi. Kıskançlıkla karışık ikili oyunlarla her dönem devam etti. Oğul Esad ile ilk zamanlarda başlayan “Bahar ayları” siyasetimiz ve sınırda ortak toplantılar vs. devam ederken işler karıştı. Süreç, ne yazık ki Esad’ın hala devam eden siyaseti ve harp durumu sonunda bir hesaba göre 3 milyon, bir rivayete göre 3 milyon 600 bin Suriyelinin Türkiye’nin maalesef dört bir tarafına yayılmasıyla bugünlere geldi.

Zor durum ve din kardeşliği lafları ile ülkemize geldiler. Tablo ise ortada... Her sene durduk yerde artan Suriyeli nüfusu, doğumlarla gittikçe büyümektedir...

Peki, bunun sonu nereye varacak?

Bunun cevabı için öncelikle Suriye’nin içyapısını iyi bilmek gerek. Suriye yalnızca Araplardan müteşekkil değildir. Arapların yanında Sünni’si, Şii’si, Ermeni’si ve çeşitli unsurları ile karışık bir yapısı vardır.

Bir kısmı, ki çok azdır, Türkleri severler ve iyi ticaret erbabı olarak dünyaya yayılmışlardır. Özellikle halıcılık işlerinde çok ustadırlar.

Diğer kısmı ise maalesef Türkiye’ye pek iyi hisler beslemedikleri gibi her fırsatta yılan gibi sokarlar.

Burada yaşayan Ermeni asıllı Suriyeliler ise hepten bize hiç de iyi hisler beslemeyen kesimdir. 

Yani kıskançlıkların ve kötü niyetlerin hakim olduğu bir sözde komşu ve kardeş dediğimiz bu ülkenin insanlarında, çok dikkatle davranılmasını gerektiren mahzurlar bulunmaktadır.

Tarihin hiç bir zaman diliminde de Suriye, uluslararası platformlarda Türkiye’nin yanında yer almamıştır veya en azından çekimser durmaktan da geri kalmamıştır.

Türkiye’deki nüfus geri döner mi? Bilmiyorum ama tahminim, büyük kesim geri dönmeyecektir. 

Bunların çok iyi tahlil edilmesi, içlerine karışan çeşitli mahzurlarını belirttiğimiz kesimin ayıklanarak geri dönüşlerinin veya diğer istikametlere yönlendirilmesinin sağlanmasında fayda sonsuzdur. 

Ayrıca yılda 90 bin civarında üreme kapasitesinin varlığı ortadadır. Yani on sene dilimde 1 milyon Suriyeli Türkiye’de doğacak ve bu nüfus geometrik artacaktır. 

Bunların yerleşimi, iş bulmaları, entegrasyonları, çıkacak problemler ve eğitimsizlerin kötü yollara sapmaları ise ülkemizde derin yaralar açacak mahiyettedir.

Şu anda ise “Suriye Mafyası” palazlanmaktadır.

İş artık dostluk, dindaşlık vs. sınırlarını aşmaktadır.

Evet, içlerinde eğitimli ve faydalanılabilecek nüfus vardır, ama yüzde onu zor geçer. 

Diğer kesim için Türkiye, ne yazık ki, kaos yıllarının yaşanacağı bir ülke adayı olarak ortadadır. 

Yapılması gerekenler...

Özellikle Suudi Arabistan ve bazı körfez ülkeleri ile İran’ın Türkiye’deki İslam dinini dejenere etme çalışmalarının maalesef kontrol dışı boyutlara geldiği günümüzde, “Araplaştırılma” tehlikesi ülkemiz için ortadadır.

Suriye’nin; Rusya, Amerika, İngiltere ve İsrail’in destekleri ile parçalanması hedeflenmektedir.

Türkiye’nin de içinde barındırdığı, devasa “Suriyeli Mülteciler” konusunu hayali değil, gerçek boyutlarda ele alarak neticelendirmesinin zamanı gelmiştir ve geçmektedir. 

Mümkün olduğu nispette çabuk olarak “geri dönüşler” cazip hale getirilmeli, diğer ülkelere gitmeleri teşvik edilmelidir. 

Suriye üçe bölünme arifesinde ve daha da karışacak. Sorun ise ne yazık ki “hal yolu bulunamaz” boyutlara gelince yeni bir facia tablosu olarak karşımıza çıkacaktır. 

Diğer ülkelere bakalım, onlar bu tip işlerde ne yapmış ise biz de onu yapalım yeter. Tarihte örnekleri çoktur.

Tarih, hep öğretici derslerin kitabı olarak okunmak üzere yazılmaktadır...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...