Ana Sayfa / 

Enerjide rüzgarın önü açıldı, şimdi sıra güneşte

11.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak göreve geldiğinden bu yana Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak, enerji kaynaklarını farklılaştırmak için çok önemli projeler üzerinde çalışıyor.

Yenilenebilir enerji yatırımları konusunda atılacak adımları da çok önemsiyor. Ancak bu alanda bir türlü adım atılmadığı da söyleniyordu.

Geçtiğimiz hafta yapılan dev rüzgar ihalesi söylentileri başa çıkardı. Bu konuda çok iyi bir hazırlık yapıldığını ortaya koydu.

İhaleye katılım muhteşemdi. Dünyanın bu alandaki bütün devleri ihaleye girmişti. Fiyatta gelinen nokta bir dünya rekoru olarak kabul edildi.

Bin megavatlık Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalesi çok yönlü bir başarı öyküsü olarak kayıtlara geçti.

En az bir milyar dolar olması beklenen bu yatırımla Türkiye'nin en büyük enerji üretim tesisi olan Keban Barajı'nın aylık üretimi kadar enerji rüzgardan elde edilecek.

Üstelik yatırımda yüzde 65 gibi yerlilik şartı konuldu. Bu adım bu alanda Türkiye’de önemli bir gelişmenin de habercisi sayılmalı.

Çünkü rüzgar türbinleri kule, kanat ve rotor denilen üç ana kısımdan oluşuyor. Bu kısımların her biri yüzlerce, binlerce farklı parçanın bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılıyor. YEKA ihalesi, işte bu binlerce farklı parçayı uluslararası standartta üretecek yerli işletmeleri gerekli kılıyor. Böylelikle Türkiye rüzgar enerjisi türbinini ve santrali üretebilir hale gelecek. Türkiye bu adımı ile birlikte Avrupa’da Almanya ve Fransa’nın ardından rüzgar enerjisi konusunda en hızlı büyüyen üçüncü ülke konumuna geldi.

Bu arada rüzgar önümüzdeki yıllarda bütün dünyanın ilgi odağı haline gelecek bir enerji kaynağı olarak görülüyor.

Dünyada rüzgar enerjisinde kurulu güç kapasitesine gelecek yıl 60 bin megavat daha eklenecek ve toplam kapasite 546 bin 790 megavatı aşacak.

Rüzgar enerjisine çevresel anlamda yapılan eleştirilere rağmen, küresel enerji piyasasında fosil yakıtlara göre daha temiz ve avantajlı olan rüzgar kapasitesinin toplam kurulu güç içindeki artış eğilimi sürecek.

Rüzgar kurulu gücünde ilk sıralarda yer alan Çin, ABD, Almanya, Hindistan, İspanya ve Danimarka gibi ülkeler, yeni yatırımlarda başta rüzgar projesi için uygun alanların belirlenmesi ile doğal yaşamı koruma önlemlerini öncelikleri arasına almaya başladı.

Bu konuda Türkiye’de titiz ve dikkatli davranıyor. Türkiye’nin bu alanda yatırım yapılacak yerleri belirlerken sadece rüzgar potansiyeline bakmıyor. Kuş göç yolları gibi çevresel faktörlere de duyarlı davranıyor.

Dev ihale ve duyarlı davranış rüzgarda Türkiye’nin önünü açacak bir gelişme olarak görülüyor. Şimdi sırada güneş… Türkiye gibi güneşi bol bir ülkenin bu alanda da önemli yatırımlar yapması bekleniyor. Güneş konusunda özel sektörün çok önemli projeleri olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin enerji yönetiminin bu önemli projeleri de masaya yatırıp, hız verecek adımları kısa sürede atması bekleniyor.

Turizmcinin sesine kulak verilmeli

Tansu Demir Türkiye’ye en uzak mesafeden turist getiren başarılı bir isim. Ağırlıklı olarak Güney Amerika’dan Türkiye’ye turist getiriyor. İspanya ve Portekiz’de de iş yaptığı partnerleri var. Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Lite Tur sektörün başarılı firmaları arasında gösteriliyor.

Demir’le, Sonbahar’da yapılacak TÜRSAB seçimleri nedeniyle hareketli günler yaşayan sektörle ilgili konuştuk.

Ama önce turizmi sorduk. Değerlendirmesi şöyleydi:

- Turizm Türkiye’nin en büyük dinamiklerinden biri. Özellikle istihdam yaratma ve bütçe açığını kapaması yönünden çok önemli bir sektör. Bu arada en kırılgan sektör de biziz. Yaşanan bütün olaylardan ilk önce turizm sektörü etkileniyor. Mesela bizim şirketimiz Latin Amerika’dan turist getiren bir acente. Latin insanı kendi ülkesinde çok sert OHAL gördüğü için çekingen davranıyor. Bütün bunlara rağmen bizim sektörün çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Dünyaya çok açık meslektaşlarım var. Ülkemizi tanıtım noktasında gayet başarılıyız. Ülkemize Çinli turist bile gelmeye de başladı.

Sonra TÜRSAB’ı sorduk… Bir dokun bin ah işit gibi anlatmaya başladı. Sözleri dikkate alınacak özellikteydi:

-  TÜRSAB’ı çok başarılı bulmuyorum. Çünkü bu tarz örgütlenmelerin başarısı kriz dönemlerinde ortaya çıkar. Her şey yolunda giderken bu tarz oluşumlarla pek ilişkilisi olmuyor sektörün. İşinize devam ediyorsunuz. Ama bir kriz ortaya çıktığında tüm meslekler gibi biz de kendi meslek örgütümüze bakıyoruz. Şahsım adına sektör örgütümüzün bizi iyi ifade edebildiğini düşünmüyorum. Çünkü en savunmasız sektör turizm. Ekonomik anlamda problemler ilk bizim sektörden başlar ve dalga dalga yayılır. Ve bu kriz durumlarında  bizim meslek örgütümüze baktığımda hiçbir şey göremiyoruz. Bize ilaç olacak bir tavsiye de alamadık. Sorunlarımız doğru ifade edilemiyor. Başka bir sorunda var. Meslek örgütlerinin yöneticileri çok uzun süre yönetimde kalınca da, durum temsilden çıkıp meslek oluyor.

Peki devlet nasıl bakıyor. Acenteler ilgi görüyor mü? İsteklerini iletebiliyorlar mı? Bu sorulara da ilginç yanıtlar aldım… Paylaşıyorum:

- Turizm denince iki parametre akla geliyor. Bir oteli olan, iki uçağı olan. Ama bu bir meslek paydaşlığı. Yani o turist kendi kendine gelmiyor. Onları dürtükleyen, program hazırlayan, risklere giren acenteler var. Asıl turisti getiren, anlaşmaları hazırlayan, elini taşın altına koyanlar turizmci olarak görülmüyor. Turizm acenteleri olmadan, tüm Türkiye genelinde otelleri dolduramazsınız.

ATM’ler ortak olacak, giderler azalacak faiz düşecek

Bu hafta bankalar yine Türkiye’nin gündemindeydi. Kurumlar vergisi rekortmenleri açıklanmış ilk 10’de 8 banka yer almıştı.

2017 yılı verileri açıklandığında da büyük olasılıkla durum benzer olacak. Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın bunu "Ekonomi büyürse, bankacılık büyüyor ve sağlıklı işliyor. Bankacılık sektörü sağlıklı bir yapıdadır ve işlevini de başarılı bir şekilde sürdürmektedir” sözleri ile değerlendirmişti.

Peki bankalar bu kadar güçlü iken faizlerde düşme olabilir mi? Bu işadamından, tüketiciye herkesin sorduğu bir soru…

Bu noktada hükümet, ekonomi yönetimi elinden geleni yapıyor. Kredi Garanti Fonu son dönemde önemli bir işlev yerine getirdi.

Ama yine de herkes faizin yüksekliğinden bahsediyor. İşte tam da bu noktada Hüseyin Aydın önderliğindeki Türkiye Bankalar Birliği önemli bir çalışma başlattı. Bu çalışmayı Hüseyin Aydın şu sözlerle anlatıyor:

. Faizleri daha da aşağı çekmek için operasyonel giderlerin düşmesi için elimizden geleni yapmak istiyoruz.

. Genel müdürü olduğum Ziraat Bankası’nın bazı bankalarla üye işyeri konusunda ortak bir çalışmaya gidebilir.

. Kaba bir hesapla sadece 3-4 banka ATM-POS ortaklığı yapsa, yıllık 1 milyar doları geçen tasarruflardan söz edilebilir…

. Bunlar için ciddi gayret göstereceğiz. Her bankanın bir ATM’si var. Burada ortaklık oluşturmak giderleri azaltır bu da faizlere yansır.

Hüseyin Aydın bu tespiti yapıyor ama faizdeki esas unsurun enflasyon olduğunu da sözlerine eklemeyi ihmal etmiyor.

Sonra da Türkiye’nin büyümesindeki başarıyı öyküsün şu sözlerle paylaşıyor…

. Avrupa Birliği'nin büyüme konusunda 10 yıldır yapamadığını biz altı ayda yaptık.

Halk istedi, Halkbank yaptı Turkcell istedi, adımını attı

Turkcell çok önemli bir transfere imza attı. Neşet Dereli’yi Kurumsal İletişim Direktörlüğü görevine getirdi.

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan Neşet Dereli görev alanında hem teorik hem de pratik deneyime sahip bir isim.

Bugüne kadar gittiği her kurumda farklı yaratıp, başarılı projelere imza attı. Tam 15 yıllık reklam ajansı birikiminin bu başarıda önemli bir katkısı olduğuna şüphe yok. Dereli’nin aynı zamanda 15 yıla yaklaşan bir hocalık deneyimi de bulunuyor.

Türk Hava Yolları’nda Marka ve Dijital Reklam Müdürü olarak görev yaptığı 2010’lı yıllarda önemli projelerde onun imzası vardı. Sonra bu kuruluşta interaktif pazarlama yönetiminin başındaydı.

2016 yılında Kurumsal İletişim Daire Başkanı olarak görev aldığı Halkbank’ta Halkla İlişkiler, Sponsorluk, Reklam ve Dijital İletişim departmanlarını yeniden yapılandırdı.

Kendisinden önce başlayan Şahan Gökbakar reklamlarına destek verdi. Yılın en çok izlenen reklamı ile Halkbank’ı bir kamu kuruluş olarak halkla buluşmasına katkı sağladı.

“Halk İster Halk Bank Yapar” sloganıyla yürütülen kampanya Halkbank’a büyük katkı yaptı.

Kişisel beğeni tuzağına düşmeden iş yapmayı teorik olarak okulda anlattı. Pratikte de iş yaşamına yansıttı.

Son dönemde akılda kalıcı projeler geliştirme noktasında sıkıntı yaşan Turkcell'de yeni projeler için kolları sıvadı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...