Ana Sayfa / 

Daha ne kadar beklenecek Meral Hanım?..

11.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

2000’li yılların başlarında, Devlet Bahçeli’nin “erken seçim” diyerek Bülent Ecevit’in DSP – MHP – ANAP’lı “3.5 yıl süren siyasetimizin “en uzun”  koalisyonunu bitirmesinden sonra” iktidara gelen AKP, 15 yıllık iktidarında “onun sayesinde bir çok badire atlatıp” ve de “7 Haziran 2015 seçimlerinde iktidardan düştüğünde” yine onun sayesinde yenilenen seçimde “tek başına iktidara gelince”, bitmedi; yüzde 51.5’luk ‘Evet’ referandumunu da onun desteği ile” kazanınca,  AKP içinde “adı” kondu; “Hızır gibi mübarek, Allah razı olsun!..”

İşte bu tablo, MHP’yi Kasım 2015’te yenilenen seçimlerde “milletvekillerinin yarısını kaybederek” Meclis’te HDP’nin arkasında “dördüncü sıraya düşürmüş” ve parti içinde “yeni bir kan” aranmaya başlamıştı!..

O “kan”, hatta “kanlar” çok çabuk bulundu; Merak Akşener’in, ardından Sinan Ogan’ın ve nihayet Ümit Özdağ ve Koray Aydın’ın adları, “lider adayları olarak” kurulacak yeni bir parti için ortaya çıktı!..

Parti içinde başlayan mücadele, “seçimli kurultay talepleri”, mahkemeler, ihraçlar, “yargıdan olumlu bir karar çıkmaması” sonunda, gelinen nokta zorunluluğu ortaya koydu; “Yeni bir parti kurulacaktı”, tamam ama, “kim” lider olacaktı?..

Ülke genelinde “genel hava” Meral Akşener’den yana esmekteydi, “beklenmedik şekilde” Sinan Ogan, gruptan koptu; “Lider ben olmalıyım” tutkusuydu sebep ve yazık oldu; ortada kaldı!..

Ümit Özdağ, “ülke genelinin nabzını tuttu”, gerçeğe döndü ve “Yeni kurulacak partinin genel başkanı Meral Akşener olacak” dedi.

Koray Aydın, “en azından benim için” sürpriz olmayan bir noktada kaldı; “Yeni partiye yanaşmadı, mücadeleye MHP içinde devam edecekti”; tabii eğer edebilirse ve izin verilirse!..

Şimdi ne olacak, ne oluyor; “olumlu” işaretler var, “olumsuz” gerçekler var!..

Ben olumsuzlukları yazayım; MHP içindeki ve dışındaki mücadelenin sıcaklığı kayboldu, Referandum öncesi ve sonrasında ısınan hava dağıldı; Bahçeli MHP’sinden ümidini kesen ve art arda süren istifalarla “konumlarını belli eden” MHP’lilerin ve ülkücülerin çoğunluğu şu anda “Geç kalındı, hâlâ kalınıyor” eleştirilerine, şikayetlerine başladı!..

Dahası, “yeni parti kurulması ya da DP gibi bir partide buluşulması” tartışmaları uzadıkça, bu defa “Meral Akşener’in etrafındaki bazı kişiler” hakkında “Öyledir, böyledir” rivayetleri kulaklara fısıldanmaya başladı!..

Ve bugünlere gelindi; hâlâ “net bir tablo” ortada yok, hatta “netleşmiş bir kısım” bile yok; her şey “kapalı kapılar” arkasında; çok yanlış!..

Elbette “Erişir menzil – i maksuduna aheste giden / Tizi reftar olanın payine damen dolaşır”, yani; “Yavaş giden hedefine ulaşır / Acele edenin ayaklarına etekleri dolaşır” amma…

Acaba, siyasette bu söz her zaman geçerli midir; mesela AKP, “Erdoğan’ın liderliğinde teşkilatlarını yeniler, metal yorgunluğunu giderir ve 600’e çıkarılan milletvekili sayısının “arttırılan 50’lik bölümünü Bahçeli’nin MHP’sine adaylık listelerinde tahsis ederek” 2018 baharında “erken seçim kararı” alırsa ne olacak?..

Elbette “böyle bir süreçte, ince elenip, sık dokunmalıdır” ama, “Çok naz aşık usandırır” sözü de unutulmamalıdır!..

Anadolu’nun dört bir yanındaki yüz binlerce, hatta milyonlarca “9 Işık aşıklısı” ülkücü, milliyetçi, MHP’li “daha ne kadar bekleyecek”, Meral Hanım?..


Ah şu CHP!..

İnsan Urla’da yaşayınca, hele hele “gazeteci” de olunca, hemen her gün “CHP ile ilgili onca soruya cevap vermek” zorunda kalıyor!..

Gündemde “Emlak Vergisi artışları” en üst sıraya yükselince, geçen hafta “soruların çoğu” da bu konuda oldu.

Sanıyorum, “Bu anormal artışlar, Urla başta genellikle ülke çapında CHP’li belediyelerin olduğu kentlerde, kasabalarda oldu, AKP’li belediyelerde artış oranları normal düzeyde; bu nasıl iş? CHP giderek yaklaşan genel seçimde bunun zararını görmeyecek mi, böyle şey olur mu” sorusuna “benim gibi” muhatap olan çok insan var, Türkiye’de!..

Acı acı gülüyor ve “Siz gene de dua edin, ya oy verdiğiniz, vereceğiniz parti MHP olsaydı, lideriniz de Bahçeli olsaydı, ne yapardınız” diyorum; bu defa onlar acı acı gülüyor ve kafalarını sallıyorlar.

CHP’nin en üstten en alttakilere kadar bütün yöneticilerine, CHP’nin milletvekillerine, CHP’nin Belediye Başkanlarına duyurulur; “Halka atılan bu tokadın sesi sandıkta duyulacaktır!..”

 

 

“Kükreyen fare” gerçek oldu!..

1959’da Jack Arnold’un yönetmenliğinde çevrilen ve de Peter Sellers’in “harika roller, evet birkaç rolü birden” oynadığı “Kükreyen Fare (The Mouse That Roared) filmi” gerçek oldu; sadece “daha savaş ilan edilmedi”, eli kulağında!..

Kükreyen Fare, “o filmin  kimselerin adını sanını bilmediği Grand Fenwick Dükalığı” yani bugünün Kuzey Koresi. “Peter Sellers’in oynadığı rollerin tümünü (Grand Düşesi, Başbakanı vs.) de bugün Kuzey Kore Başkanı temsil ediyor!..

Savaş ilan edilen ve “atom bombası ile tehdit edilen” ABD’nin de başkanı Trump!..  

O film harika bir komediydi, bugün sahnede olan ise tam bir dram, hem de bütün dünyayı tehdit eden korkunç bir tehlike!..

Ve iki çılgın karşı karşıya, Tanrı Dünyayı korusun!..


Sözün Özü

 

Bir gazetede manşet; “AKP’nin bir turizm politikası yok”; Allah Allah, AKP’nin bağrından doğduğu tabanda yıllar önce söylenmeye başlanan “Turist döviz getirir, ahlak götürür” sözü ne oluyor?..


Şaka yaptı, herhalde!..

Düne kadar “Adalet Bakanı olan” ve de bugün “Başbakan Yardımcılığı ve Hükümet Sözcülüğü yapan” Bekir Bozdağ “Türkiye’de kimse hakkında giydiği şorttan dolayı adli soruşturma yapılmıyor” demiş.

Çok doğru söylemiş, “bir tane örnek var mı” ey iftiracılar, ey Avrupa muhbirleri, “şort giyenler sadece dövülüyor, öldürülüyor”, o da bir şey mi?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...