Ana Sayfa / 

30 Ağustos’tan 9 Eylül’e

29.8.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Tüm İzmir olarak büyük bir heyecanla beklediğimiz 9 Eylül’ü kavuştuk. 30 Ağustos 1922’de başlayan ve 9 Eylül 1922’de nihayetlenen zaman dilimi, sadece Türk Ulusu için değil tüm dünya ulusları için, insanlığın ortak hafızasında yeniden doğuşun şanlı destanı olarak yer almıştır ve ilham vermeye devam etmektedir.

 Bilindiği gibi, 1. Dünya Savaşı sonrası imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşması, bir anlamda, ülkemizin siyasi olarak yok oluşunun belgeleriydi. Bu yok oluşa karşı duran ulusal irade Atatürk’ün şahsında vücut buldu ve Amasya genelgesinin yayınlanması sonrası yapılan Erzurum ve Sivas kongreleri ardından 23 Nisan’da TBMM’nin açılmasıyla doruğa çıktı. Ancak, bu siyasi kararların hayatiyet kazanması, 1. ve 2. İnönü Savaşları, Sakarya Muharebesi ve yine Atatürk’ün büyük askeri dehası sonrası Başkomutanlık Meydan Savaşı olarak adlandırılan 26- 30 Ağustos 1922 tarihleri arasında gerçekleşen ve düşmanın kesin yenilgisi ile sonuçlanan askeri başarıları ile söz konusu olmuştur ki tümüne bakıldığında bir ulusal destan yaratıldığı görülür.

Türk Tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan bu zafer ile tarihimizde gördüğümüz en karanlık dönemden kurtulmuş ve ulusumuzun en küçük bireyinin dahi büyük özverilerinin ve azminin büyük yansıması olan bir varoluşu kucaklamıştır.

1922 yılına genel olarak bakarsak, Osmanlı tahtında Vahdettin vardır ve Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa’dır. ABD’de iktidarda Wilson’ın yerine Cumhuriyetçi Warren Harding geçmiştir. Büyük Britanya’nın Başbakanı ise ülkemize açılan savaşın baş mimarı olarak kabul edebileceğimiz David Lloyd George’dur. Rusya’da Çarlık sonrası Vladimir  İlyiç Lenin önderliğinde sosyalist devrim gerçekleşmiş ve Lenin’in vefatı sonrası Josef Stalin iktidarı devralmıştır. Bütün ülkeler 1. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan sosyal, siyasi ve ekonomik krizlerle boğuşmakta, Almanya, Versay Antlaşması’nın ağır yaptırımlarından sıyrılmaya çalışmakta. İngiltere, galip tarafta olmasına rağmen ekonomik kayıplarını telafi etmekle zamanını harcamakta, Rusya ve ABD ise kendi iç sorunları nedeni ile Avrupa politikalarından uzaklaşmış bir görüntü çizmektedir.

Başkomutanlık Meydan Savaşının yapıldığı dönemde Nüfusumuzu tam olarak belirlenmek zordur. Çünkü Osmanlı’da yeni asker gereksinimini karşılamak ve vergi toplamak amaçlı nüfus sayımları 1831’de 1844’te 1866’da ve 1885 yıllarında yapılmış, Cumhuriyet döneminin ilk sayımı ise 1927 yılında gerçekleşmiştir. Bu sayımın sonucu 13.648.270’dir. Bu rakamın da 3.054.911’i Türkçe dışında dil konuşan etnik unsurlardan oluşmakta idi. Bu bilgilerden 1922 yılında nüfusumuzun 9-10 milyon bandında olduğunu söylemek mümkündür. Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda, bu nüfusun en seçkin 2542’sini şehit verdik. Yaralı sayımız 9977 idi.1443 gazimiz de yaşamlarını malulen devam etmek zorunda kaldı. Kurtuluş Savaşımızda ise verilen şehit sayısı 9167, yaralı ise 31.173 idi. Bu rakamlar, 1914-1918 yıllarını kapsayan 1.Dünya Savaşı ve Çanakkale Savunmalarında 500.000’i aşan şehit ile 200.000 gazi ve malul dışında 1.000.000 civarındaki esir ve geri dönmeyen askerler de göz önüne alındığında, ülke olarak kaybettiğimiz insani değerlerimizin genel ve bir o kadar da trajik istatistikleri tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmaktadır.

İtilaf Devletlerinin piyonu olarak, ülkemizi işgale yeltenen ve kendi Megalo iddiasını gerçekleştirmek isteyen komşumuz Yunanistan’da ise Anadolu yenilgisi sonrası Kral 1. Konstantin tahtını terk etti. İki albay önderliğinde gerçekleşen darbe ile ‘Anadolu Hezimetinin’ sorumlusu olarak ilan edilen üç başbakan iki bakan ve bir başkomutan idam edildi. İşgalci Yunan Ordusu’nun Anadolu’dan ayrılması sonrası, can ve mal güvenliklerinin tehlikede olduğunu düşünen 1.000.000’u aşkın Rum kökenli insanların Yunanistan’a göçünün tetiklediği ekonomik siyasi ve sosyal sorunlar nedeni ile toplumsal kaos ortamından yıllarca çıkamadı. 30 Ocak 1923’de de ülkemiz ile Yunanistan nüfus mübadelesi antlaşmasını imzaladı.

Sonuçta, 26 Ağustos 1071’de, Alpaslan’ın Malazgirt’te Romen Diyojen’e karşı kazandığı savaş ile Türk Milleti’ne açılan Anadolu’nun kapıları, 851 yıl sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün, Dünya’da bir eşi olmayan zaferi ile bu toprakların sonsuza kadar Türk yurdu olduğunun Dünyaya ilanı gerçekleşmiş ve böylelikle bir ulusun küllerinden silkelenerek ortaya çıkması sağlanmıştır.

30 Ağustos 1922 başlayan kıvılcım 9 Eylül’de İzmir’e Kahramanlar semtinden ulaşmış, böylelikle güzel kentimizin 3 yılı aşkın süren işgali de sona ermiştir. Dolayısı ile Zafer Bayramının, en önemli ve anlamlı hissedildiği kentlerin en başında İzmir yer almaktadır.

Bu muazzam başarıyı meydana getiren tüm şehitlerimizin önünde saygı ile eğiliyoruz. Ruhları şad olsun.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...