Ana Sayfa / 

Dünyada neler oluyor?

6.10.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son günlerde dünya gündeminde önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmeler, ülkelerin iç politikalarını ve ekonomilerini de derinden etkiliyor. Çok sıcak bir coğrafyada bulunan ülkemiz, bu gelişmelerin pek çoğunun odağında yer alıyor.

Bu sıcak gelişmelere, dış politikada ardı ardına yapılan yanlışlıkları da eklerseniz; Türkiye’ye, dolayısıyla halkımıza, insanımıza çıkan fatura gün geçtikçe kabarıyor, ağırlaşıyor. Başta iş ve ekonomi çevreleri olmak üzere, hiçbir kesim, maalesef bu olumsuzlukların etkisinden uzak kalamıyor.

İsterseniz, gelin, dış politikada yaşanan önemli gelişmelere birlikte göz atalım.

Almanya yeni koalisyona hazırlanıyor

Almanya’da yapılan seçimin en önemli sonucu, ırkçı AfD partisinin yüzde 12’yi aşan bir oy oranıyla parlamentoya girmesi oldu. İkinci dünya savaşından bu yana ilk kez böyle bir gelişme yaşanıyordu. Demokrasiden yana tüm çevreleri tedirgin eden bu gelişme; otoriter, sağ popülist -bir diğer ifadeyle yeni faşist- politikaların nasıl bir yayılma ve tırmanış süreci yaşadığını da gösteriyordu.

Angela Merkel’in partisi Hıristiyan Demokratlar (CDU) birinci gelmişti ama önemli ölçüde oy kaybetmişti. Oy kaybeden bir diğer parti de Sosyal Demokrat Parti (SPD) oldu. Bu sonuç üzerine SPD, koalisyonda yer almayıp ana muhalefet partisi olma kararı aldı. Dünyanın en eski sosyal demokrat partilerinden olan SPD’nin, örgütsel yapısını ve politikalarını gözden geçireceği anlaşılıyor. Dileğimiz, SPD’nin, Corbyn önderliğinde kendini yenileyen, neo-liberal politikaları terk ederek sol politikalara yönelen İngiliz İşçi Partisi örneğinden etkilenmesi ve esinlenmesi…

Avrupa Birliği’nin merkezi konumundaki Almanya, ülkemiz için büyük önem taşıyor. Bu ülkede milyonlarca yurttaşımız bulunuyor. Aynı zamanda en yüksek ticaret hacmine sahibiz. En çok ihracatı da Almanya’ya yapıyoruz. İşte bu ülkeyle son dönemde büyük gerginlik yaşadık. SPD’nin muhalefete çekilmesiyle, şimdi ortada CDU, Yeşiller ve FDP koalisyonu seçeneği duruyor. Güçlü bir koalisyon geleneği ve kültürü olan Almanya’da, bakalım yeni dönem nasıl şekillenecek ve bu yeni dönem Almanya-Türkiye ilişkilerine neler getirecek?

Erbil’den Barselona’ya

Dünyada otoriterleşmenin yanı sıra, yükselen bir başka siyasal yaklaşım da etnik ve dinsel milliyetçi politikalar - ayrışmalar. Anlaşılan, önümüzdeki süreçte, siyasal ve ekonomik gelişmelere böylesi politikalar damgasını vuracak.

İktidarın Barzani’ye yönelik ileri sürdüğü “Habur’u kapatırız, vanayı kapatırız” yaptırımlarından henüz bir ses çıkmazken; “bir gece ansızın gelebiliriz” yaklaşımları da kafaları karıştırıyor. Öyle anlaşılıyor ki Kuzey Irak’ıyla, Suriye’siyle Ortadoğu, önümüzdeki dönemde önemli gelişmelere gebe görünüyor. Dileğimiz, kanın gözyaşı olup aktığı bu bölgede, artık yeni acıların yaşanmaması…

Dünya, Kuzey Irak’ta yaşanan referandumu daha hazmedememişken, hemen ardından İspanya’nın Katalan özerk bölgesinde yaşanan bağımsızlık referandumu, yeni tartışmaları ve çekişmeleri de beraberinde getirdi.

İspanya’nın Katalanları

20’nci yüzyılın siyasal gelişmeleri içinde, 1930’lu yılların ikinci yarısında İspanya’da yaşanan iç savaşı çok önemseriz. Franco’nun faşizmine karşı İspanya’nın cumhuriyetçi güçlerinin mücadelesine ve onlara yardım etmek üzere dünyanın dört bir yanından İspanya’ya gidip cumhuriyetçilerle birlikte savaşan uluslararası özgürlük gönüllülerinin özverisine büyük değer veririz. Bu tarihi olaylarla ilgili pek çok kitap ve roman yazılmıştır. Ayrıca, bu mücadeleleri anlatan, ünlü yönetmen Cen Loch’un ‘Ülke ve Özgürlük’ filmi de, adeta belleğimize kazınmıştır.

İşte bütün bu nedenlerle, doğrusu İspanya’ya ve İspanyollara karşı özel bir sempatimiz vardır.

Daha geçtiğimiz haziran ayında, eşimle birlikte, bu güzel ülkeyi, Bask bölgesinden başlayarak bütün bölgeleriyle bir baştan bir başa dolaşmıştık. İzmir’e benzerliğiyle dikkati çeken Barselona’da iki gün konaklayıp, Katalanların merkezi konumundaki bu önemli kentte ilginç gözlemlerde bulunmuştuk.

Balkonlarında, pencerelerinde Katalan bayraklarının sallandığı Barselona’da, kaldığımız semti çok sevmiştik. Akşamları halkın arasına karışıp, Katalanlarla birlikte Barselona’nın güzelliklerini duyumsamıştık. İzmir- Karşıyaka’dan sonra bu keyifli kentte yaşayabileceğimizi düşünmüştük. Ama bizim tanık olduklarımız, demek ki fırtına öncesi sessizlikmiş!..

Geçmişinde pek çok acının yaşandığı İspanya topraklarında, yeniden benzer acılar yaşanmasın, buradaki güzelliklere gölge düşmesin istiyoruz. Dünyanın bu anlamlı coğrafyasında, demokrasinin, uzlaşmanın, ortak aklın egemen olmasını diliyoruz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...