Ana Sayfa / 

Türkiye artık huzura muhtaç, ancak...

6.10.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemiz dört taraftan adeta ateş çemberi ile sarılmış durumda. Üstelik Türkiye’nin yakın iki dostu yani başta Almanya olmak üzere AB  ülkelerinin çoğu ve ABD de mehter yürüyüşü gibi ülkemize yanaşıp bir ayrılmaktalar.

Yani Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, nereye güveneceğiz mümkün değil...

Zaten hiç kimseye güvenmemek, ancak arayı da çok açmadan dikkatli bir siyaset izlemek en doğrusu...

Meşhur kelamdır... Devletler arasında dostluk zahiridir, asıl olan menfaat paylaşımında ahenk ve denge bulmaktır.

Rusya ile nasılız?

Rusya ile de karşılıklı yanlışlıklar yaptık; ancak iki liderin akıllı manevraları ile işbirliği, mecrasına tekrar oturtuldu ve iyi de gitmektedir.

Uluslararası ilişkilerde en önemli ilk kural, komşularla iyi geçinmek, ekonomik bağları ve ilişkileri canlı tutmaktır.

Ancak Türkiye ne yazık ki AB ülkeleri ile komşu değildir; problemli Müslüman ülkelerle komşuluğunda da pek rahat değildir.

Yunanistan ve Bulgaristan AB ülkesidir ama onların da güvenilirliği yok gibi. Geçmişte ve hali hazır durumda ilişkilerimiz pek parlak değil. Yunanlılarla Ege adaları sorunları ve petrol konusunda limoniyiz… Bulgaristan ile ise ha bire ulaşım, tır taşımacılığı ve yolcu sorunları yaşamaktayız. 

Rusya ile iyi komşuluk ilişkisi çok dikkatle izlenmesi gereken bir diplomatik vak'adır. İtina ve hakimiyet dengesi istemektedir.

Ancak Türkiye nüfus ve etki bakımından en büyük komşusu Rusya’nın etki ve genişleme alanlarındaki tutumlarında her zaman dikkatli olmak durumundadır.

Peki Ermenistan, Gürcistan, İran ve Irak ile Suriye ve Güney Kıbrıs’la ne haldeyiz derseniz… Hep dikkat hali derim… Gürcistan ise bu ara pek yakınımız.

Peki, ne yapmalıyız?

Türkiye 15 yıldır AKP iktidarında ilerlemektedir… İlk başlarda eldeki programlarla 2009’a kadar işler fena gitmedi. Ancak... Şimdilerde iş “başkanlık” sistemine kadar geldi. Bunun anlamı sistemin ve yetkinin artık tek elde toplanmasıdır…

Başkanlık sistemi çok iyi bir takım anlaşmasına bağlıdır…

Başkanın çok ehil ve yetenekli, uluslararası tecrübesi ve tarih bilgisine sahip “danışmanlara” ihtiyacı vardır.

Dışişleri Bakanlığı diplomatları ile çok yakın çalışması lazımdır.  

Çünkü “Cumhurbaşkanı” ne de olsa “tek” adamdır. Her şeyi bilmek mecburiyetinde olmaz ve olamaz; burada danışmanların rolü artar…

Eğer bunlar dış ülkelerde yetişmişlerse biraz daha dikkatle seçilmesi gerekebilir.

Ülkeden uzaklıklar ve çeşitli etkilere maruz kalabilirler…

Onun için seçimlerinde dikkat, bizzat "Cumhurbaşkanının" menfaati olduğu kadar, ülkenin de geleceğinde etki yaratabilir. Doğru veya yanlış.

Son zamanlarda Sayın Cumhurbaşkanımızın beyanlarına bakıyorum… Çok dikkatle hareket etmekte, eski sivriliği veya meydan okuyuşlar, şimdi biraz azalmış ve daha olumlu olmaya başlamıştır. Bunun da sebebi, AB ve diğer olumsuz beyan ülkelerindeki “seçimlerin” sona ermesi olsa gerek…

Önemli olan şudur ki Sayın Cumhurbaşkanı işi artık sürüncemede bırakmak istememekte, ancak bir takım kararların, AB’den ayrılmak gibi, Türkiye’nin artık AB’ye girme ihtiyacı olmadığını belirterek, bunu AB ülkelerinin tasarrufuna bırakmak gibi bir isabete bağlamaktadır.

Ancak...

Türkiye’de yeni bir Meclis dönemi başlamış, ve Cumhurbaşkanı iktidar ve muhalefettekileri "işbirliğine” çağırma basiretini göstermiştir…

Umarım özellikle ana mesele ve kırmızıçizgilerde hep beraber oluruz. Bu çağrıya her iki tarafın içtenlikle uyması ve kararlarda birleşmesi ise ülkemizin bu çemberden kurtuluşu ve dik adımlarla içteki huzursuzlukların izalesinde ve dış ilişkilerde yumuşamanın işaretini verecektir…

Sayın Cumhurbaşkanımız, lütfen çağrınızı ısrarla takip ediniz ve bu yolda devam ediniz… Kurtuluşun tek sonucu, ülkemizin refahıdır. Bundaki başarılarınız da sizi tarihin altın bir sayfasına yazacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...