Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

İYİ Parti’de iyi olmayan günler!..

9.2.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Meral Akşener, büyük bir “heyecan umut ufku yaratarak” partisini kurdu, Anadolu’yu adım adım dolaşmaya başladı, amma…

İYİ Parti’de durumun “iyi olmadığına dair” iddia ve söylentiler de, yavaş yavaş artmaya başladı.

Bunca yılın gazetecisi ve “siyaset yazan çizeni” olarak söylemem “acı da olsa” gerekiyor ki; “partide umut ve heyecan bir gün öncesini aramaya başladı”, bu önlenemezse, bunca emeğe yazık olacak!..

Söyleyeyim, Genel Başkan’ın etrafında, “olması gerekeni aratan” siyasetçiler var; yani ismen ve cismen olmalarına rağmen, “ikinci adam” yok, “üçüncü adam” yok; yok da yok!..

Ne Koray Aydın, ne Ümit Özdağ “o numaradaki koltukları” doldurabiliyorlar “umut verecek, heyecan verecek” ikinci / üçüncü / beşinci / onuncu adamlar gerekiyor; neredeler?..

Nisan Kurultay’ı “onları getirecek” mi?..

Genel Başkan’ın Anadolu’yu adım adım dolaşması yetmez, halkın inanacağı, güveneceği genç, “yeni yüz” ve Meral Akşener heyecanını yaşayan Meral Akşener umudunu yaşatacak olan siyasetçilere ihtiyacı var, İYİ Parti’nin. Ve de onların, hemen her gün “halkın büyük sorunlarını dile getirmeleri, çözüm önermeleri”, büyük halk kitlelerine “Bunlarda iş var, bunlar yapar” dedirtmeleri gerek.

İnsaf, İzmir gibi bir ilde, İYİ Parti’nin iki “üst” yöneticisini, “genel başkan yardımcısı ile il başkanını” anlatacak kelimeler bulmakta zorlanıyorum; “Bugüne kadar içinde oldukları partilerde ne yaptılar” ki, bugün İYİ Parti’yi İzmir’de “İyi bir yere getirebilsinler?..”

Bakın buraya yazıyorum; “onlar milletvekilliğini bekliyorlar”, ama bu gidişle o da “liste başı olursa belki biri” ve de “ancak” zor seçilir, öteki “yalnızlık köşesinde” oturmaya devam eder.

Eğer Anadolu’da da “durum böyle ise” yandı gülüm keten helva, yazık olur, bunca şeker, yağ ve una!..

 

 

Nerede gazetecilik?..

“Utanıyorum, o halde varım” diye yazmıştım, geçen haftaki yazımın “Sözüm Özü” bölümünde…

Arkadaşlarımdan bazıları sordular; “Neden utanıyorsun?..”

“Neden utandığımı” anlatan 6 – 7 cümleyi art arda sıraladım, onlara; “başka başka konuları” cümlelerimin öznesi yaparak!..

Bu hafta “neden utandığımın sebeplerinden sadece birini ve de birincisini, bir örnek vererek” yazacağım!..

Gazetelerin hemen hepsinde çıkan bir haber vardı, geçen hafta!..

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “AKP Genel Başkanı’ndan ilham almış olmalı” ki, kendi partisinden olan “Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta ile 6 Belediye Meclisi üyesinin istifalarını” istemişti, habere göre.

Fark, “AKP’li belediye başkanlarının başkanlıklardan istifasına karşılık MHP Belediye Başkanı’nın sadece partisinden istifa etmesi” olmuştu.

Buraya kadar tamam da, asıl haberin “can alıcı” noktası eksikti; gazeteciliğin meşhur ve vazgeçilmez “5N1K (Ne, Ne zaman, Nerede, Nasıl, Neden, Kim) anahtarı ile şifrelenen haber ilkesinin “bir” N’si; “Neden?..”

Onca gazeteyi, onca gün devam eden o konudaki haberleriyle okumaya çalıştım; bir tanesinde bile “Belediye Başkanı’nın istifası ‘NEDEN’ istendi” sorusunun cevabı yoktu, ortada!..

Bir Allah’ın kulu muhabir, bir Allah’ın kulu haber müdürü, bir Allah’ın kulu yazı işleri müdürü, “Bu haber eksik, bu adamların neden istifası isteniyor, onu bulun ve ekleyin habere” dememiş, “bir telefonla bulunabilecek bu büyük eksik”, ne yazık ki okuyucuya yapılan en büyük saygısızlık olarak, mesleğimin zimmetine geçmişti!..

Her gün “benzer” ve hatta “1 eksikli de değil, 2 – 3 eksikli haberlerle dolu olarak” karşımıza çıkıyordu, basınımız ve bizler “büyük teknolojik gelişmelere rağmen, toplam gazete tirajlarının 1980’li yılların altına düşmesinin ana sebebini” hâlâ umursamıyorduk!..

Ve ne yazık ki, işte “bu vurdum duymazlık, bu adamsendecilik, bu ajanslara teslim olma zihniyeti” yüzünden başlayan “olumsuz gelişmeler” sonunda gelip “gazeteciliğin yapılmadığı” bir basına, bir medyaya ulaştırmıştı, Türkiye’yi!..

İşte “Utanıyorum, o halde varım” sözünün “birinci sebebi” buydu; “62 yıldır içinde olduğum kendi mesleğimden utanır” olmuştum!..

Daha da acısı, görüyorum ve inanıyorum ki, “unutulan gazetecilik” sebebi ile utanmaya da devam edeceğim!..

 

 

Sözün Özü

“Muhalif” genel başkan adayı Muharrem İnce başta, CHP’liler hâlâ, “Neden Yılmaz Büyükerşen aday gösterilmedi, Ekmeleddin İhsanoğlu gösterildi, bu defa bu yanlışa düşülmesin” diye kıyameti koparıyorlardı.

“Neden gösterilmediğini” ve de “iyi ki gösterilmediğini” Büyükerşen’in “CHP Kurultay’ı Divan Başkanlığı” gösterdi; bilmem haksız mıyım, ey CHP’liler?..

 

 

Haftanın Adamı

Muharrem İnce

 “Genel başkanlık seçimini kaybettikten sonra”, ülkenin bu durumunda, hâlâ “CHP içi mücadeleden hem de çok sert ifadelerle söz eden” Muharrem İnce’yi “neden Haftanın Adamı seçtiğimi” göstermeye, şu sözleri bile yeter:

“İmza sayısı kadar oy alamayan bir genel başkan, halktan nasıl oy alacak?..”

“Mutlu bir azınlık partiyi ele geçirdi.”

“Yüreğime taş basıyorum. Mücadeleye devam edeceğiz.”

Daha dün bir, bugün iki, Partinin Genel Başkanını ve yönetimini yıpratmak için “AKP’lilere gerek kalmadığını” gösterdin; farkında değil misin “AKP iktidarını destekleyen” gazete ve TV’liler neden senin arkanda ve yanındalar?..

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test