Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Umut hep vardır

16.3.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Prof.Dr. Stephen Hawking, 21 yaşında geçirdiği AIS hastalığı nedeni ile tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştı… Yanağında çalışan tek kası ile kullandığı bilgisayar vasıtası ile bilime yön vermeye devam eden ve Albert Einstein'dan sonra en ünlü bilim adamı olarak kabul edilen Prof.Dr. Stephen W. Hawking, 2004 yılında bir söyleşisinde "Yaşam ne kadar kötü görünürse görünsün her zaman sizi başarıya götürecek bir yol vardır" diyebilecek kadar da cesurdur.

Her fırsatta nükleer savaş, genetik olarak tasarlanmış virüsler, küresel ısınma gibi tehlikelerin toplum ve karar vericiler tarafından yeterince ciddiye alınmadığından şikayet ederdi… Küresel ısınmanın dünyamız için bir tehdit olduğunu, yaşamı sonlandırabileceğini, bu nedenle de insanların geleceğinin uzayda olacağını gösterirdi. Geçen yıllarda yine kendisi ile yapılan bir söyleşide "Gün gelecek bir noktada teknoloji insanlardan daha üstün bir duruma gelecek ve insanları ortadan kaldıracak" diye uyarmıştı...

10 yıl içinde Mars'a gidilmesinin, 30 yıl içinde Ay'a bir uzay üssü kurulmasının hedeflenmesinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatır, karar organlarını uyarırdı.

Uzayda seyahat edecek kadar gelişmiş bir uygarlığın ve o uygarlığı yaratan insanlığın dünyaya geliş amacının barışçıl olamayacağını da savunurdu...

Dün, dünyada hak ve özgürlükler ülkesi denince aklımıza gelen ilk ülke Amerika olurdu...

Uzaya gidecek teknolojiyi yakalayan, o uygarlığa ulaşan ülkelerin başında da Amerika gelirdi ve sonra silahlanma yarışı içinde olduğu Rusya...

Bugün uygarlığı yakaladıklarını sandığımız o ülkelerin, sınırlarımızda oynadıkları çirkin oyunlara baktıkça, bölgedeki ülkelerin cahil, çaresiz halklarını nasıl bir piyon gibi öne sürüp ateşe attıklarını gördükçe içim acıyor… Kendi halklarının burnu kanamazken, bölgedeki halkların onların amaçları uğruna akılsızca birbirilerini boğazlamaları ne büyük aptallık... Dün Osmanlıları batırmak için onun düşmanları ile birleşenler bugün karşılıklı kendi kendilerini yok etmekte...

Prof. Dr. Stephan Hawking haklı çıktı...

Teknolojik gelişmişliği yakalayanların, o uygarlığı yaratanların bunları barışçıl amaçlar için değil de, o uygarlığa ulaşamayanları yok etmek için kullandıklarını görmek insanlık adına utandırıcı!.. Eskiler böylesi durumlarda "takke düştü, kel göründü" derlerdi...

Yaşadığınız sürece umut vardır diyelim. Önemli olan pes etmemektir!..

Gelelim ülkemizde esen rüzgarlara!..

İstek üzerine "Afrin" türküsü yapmak üzere stüdyolara kapananları görünce aklıma nedense dillere destan olan Yemen Türküsü'nün hikayesi geldi. Yemen Türküsü, Yemen'de çatışmada ölen Osmanlı askerleri için yakılmış bir türküdür.

Osmanlı, Yemen topraklarındaki hükümranlığını sürdürmek için çok şehit vermiştir. Beş cephede birden savaşan Osmanlı kuvvetleri, Anadolu'dan asker sevki yapmıştır. Çarpışmalar o kadar şiddetli olmuştur ki, aileler Yemen'e cepheye giden evlatlarının artık geri dönmeyeceğini bilirlerdi.. Birçok aile Yemen cephesine gönderdikleri evlatlarından bir daha haber alamamışlardır. Ya harp meydanında şehit düşmüşler ya geri dönüş yollarında ölmüşler, ya da oralarda kaybolup gitmişlerdir...

Bu acılarla yüreklerde yer eden, beyinlerden silinmeyen, dillerden düşmeyen Yemen Türküsü, o çekilen acıların izlerini günümüze kadar taşımıştır...

İstiklal Marşımız ise bundan 97 yıl önce, Meclis'te Maarif Vekili Hamdullah Suphi tarafından ilk defa okunmuştur. Bir muhalif milletvekili hariç, bütün milletvekilleri Akif'in bu dizelerini gözyaşları içinde ayakta dinlemişlerdir ve mecliste çoğunluğun kararı olarak Türklerin Milli Marşı olarak kabul edilmiştir. İstiklal Marşı bestesi ve güftesi ile bir bütündür.

Birkaç gazeteci, ölümünden önce Mehmet Akif'i ziyarete gitmişler... Sohbet arasında söz bir ara İstiklal Marşından açılmış. Ve tıpkı bu gün gibi, bir vesile ile değiştirilip, değiştirilemeyeceği konuşulmuş. Bunun üzerine Akif hasta yatağından heyecanla doğrulmuş ve "İstiklal Marşını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Ben bile yeniden yazamam. Çünkü İstiklal Marşının yeniden yazılabilmesi için o günlerin yeniden yaşanması gerekir" demiş ve ilave etmiş, "Tanrı bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!"

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test