Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

“İsrail, Türkiye’yi test ediyor!”

18.5.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Duayen gazeteci M. Ali Kışlalı, GÖZLEM’in, kanlı Kudüs olayları ve yaklaşan seçimlerle ilgili sorularını cevapladı. İşte görüşleri…

GÖZLEM – ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması ve İsrail’in “protesto gösterileri yapan” Filistinlilere müdahalesini “katliama dönüştürmesi” konusunda görüşünüz?

Korkunç bir şey. Amerikan Başkanı Trump çılgınca bir hamle yaparak böyle bir katliama vesile olmuş oldu. Öte yandan İsrail'in de Filistinli protestoculara niye bu kadar aşırı bir tepki verdiğini anlamak çok zor. Hiç şüphesiz ABD Başkanı'ndan aldığı işaretle böyle bir hareket tarzı aldılar. Ama kendilerinin de çok aleyhine sonuçlar verecek herhalde dünyada.

GÖZLEM – Dünya’nın tepkisinin zayıflığı, Avrupa’nın ve Rusya’nın “İsrail’i kınamaktan bile geri kalması”, İslam ve Arap ülkelerinin tepkilerindeki zafiyet ve bölünmeler, Birleşmiş Milletlerin ve AB’nin “Orantısız güç kullanılmamalı, şiddet durdurulması” gibi açıklamalarından “daha öteye gitmeme” dikkatini göstermesi konusundaki görüşünüz?

Sözlü tepkilerin ötesinde tepkileri gösterecek olsanız, kime göstereceksiniz? Esas olarak Amerika'ya, İsrail'den de çok. Ee, böyle bir tepki gösterecek olursanız, bunun sonu Amerika'ya gider. Dolayısıyla böyle bir tepki dünya savaşına kadar bile götürebilir durumu. Türkiye'nin gösterdiği tarzda bir tepki, karşı tepkilere yol açar ve bunların ileri adımları bir çığ gibi büyüyebilir. Öte yandan bence Türkiye bu konuda, Amerika'ya büyükelçiliğini taşıma kararı aldığı andan sonra gösterdiği tepki ve attığı adımlarla Amerika kadar sorumlu. Amerika'nın aldığı büyükelçiliği toplama kararına karşı, Türkiye, önceden attığı adımlarla yangına körükle gitmiş oldu.

GÖZLEM – Cumhurbaşkanı / Başbakanı ve Dışişleri Bakanı başta “ABD ve İsrail’e sert tepkiler koyan”, dahası “3 gün milli yas ilan eden” Türkiye’nin “sözden öteye” bir tavır koymaması için ne diyorsunuz?

Türkiye'nin koyduğu mevcut ve önceki sözlü tepkiler bile burada ortaya çıkacak çatışmayı arttırmak, yaymak için yetecek de artacak bir tepki. Evet, Türkiye'nin Müslüman ülke olmanın ötesinde insani açıdan bir tepki vermesi kabul edilebilir. Ama Türkiye'nin bu konuda liderlik yapmak için Amerika'ya karşı gelecek kadar bir liderlik gücü var mı? Daha da önemlisi, tepki sertleşerek giderse, seçimlere giden Türkiye'nin ABD gibi dünyanın süper gücüyle karşı karşıya getirilmesine muhalefet ne diyecek? Şimdi muhalefet “Erdoğan'ın arkasındayız” diyor ama bu bir yere kadar. Yarın ABD, İran ile silahlı çatışmaya girerse, bu kadar büyük bir tepki veren Türkiye böyle bir çatışmaya girebilir mi, ABD'ye karşı böyle bir silahlı çatışma içinde bulunabilir mi? Tamam elçilerini geçici olarak yollayalım, sözlü tepkide bulunalım ama fiilen işin içine girmek korkunç bir şey olur. Böyle bir yöne gitmek de AKP'yi mahveder.

GÖZLEM – İsrail’le yapılan “ekonomik anlaşmaların iptali için” verilen önergenin Meclis’te AKP – MHP oyları ile reddedilmesi konusundaki yorumunuz?

Şimdiye kadar yaptığımız yoruma ek olarak, Hükümetin bu yaklaşımı bile gösteriyor ki, Türkiye belli bir noktanın ötesinde İsrail ve dolayısıyla ABD'ye tepki göstermeyecek. Bu iktidarın ABD ile karşılıklı dalaşmada ne kadar ileri gideceğinin ya da ne kadar çok ileri gidemeyeceğinin göstergesidir. Bu tepkinin daha fazla büyümesinin ekonomiye etkisini, dolayısıyla seçimi kaybetme ihtimalini hesaba kattıklarını gösteriyor. Umarım bu önergenin reddedilmesi, Erdoğan'ın bu meseleye mantığını, sağduyusunu kaybetmeden baktığını gösteriyordur.

GÖZLEM – Türk yönetiminin “bu tutumuna karşılık”, İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel, Türkiye'den tarım ürünleri ithalatını dondurduklarını açıkladı ve "İkiyüzlü bir şekilde İsrail'e ahlak dersi vermeye çalışan bir ülkeye destek olmayacağız. İsrail'in tarım bakanı olarak bugün Türkiye'den tarım ürünleri ithalatını dondurma kararı verdim" dedi; ne diyorsunuz?

Tabii İsrail diplomasi oyunu oynuyor. Türkiye, İsrail'e bir anlaşmayı reddetmeyerek "Çok da ileri gitmeyeceğiz" mesajı veriyor. İsrail ise Türkiye'nin tam tavrını anlamaya çalışıyor. Türkiye "Karşı cephede ne pahasına kalabilir?" sorusunun cevabını arıyorlar. Türkiye'nin karşı cephede ekonomisi ne kadar bozuluncaya kadar kalabileceğini yokluyorlar. Tek bir tarım ithalatı ile Türkiye'nin ekonomisi bozulmaz ama bu İsrail'in bir nevi güç gösterisi. Türkiye'nin bu konuya nereye kadar abone olduğunu, sahip çıkacağını anlamak için yapıyorlar. Bence İsrail ABD arkasında oldukça dayanır, ama Türkiye nereye kadar dayanabilir? Bunu test ediyorlar.

GÖZLEM – ABD, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de “silahlı çalışmaların durma noktasına geldiği” ve de Trump’ın “Suriye’den çekileceğiz” açıklamaları yaptığı bir süreçte, “Kudüs / Büyükelçilik adımını” attı ve de “İran yaptırımları” konusunu “ısıtarak” gene masaya koydu; sizce neden; ABD, “Orta Doğu’dan ayrılmamak için” bahaneler mi yaratmak istiyor?

Niye yaratmasın? ABD'nin Ortadoğu'dan ayrılmayacağı belli değil mi? ABD'nin Türkiye'nin sınırının güneyinde Kürtlerden oluşan bir 'devlet-güç' oluşturmak istediği yıllardır bilinen bir konu. Türkiye bunu Zeytin Dalı operasyonu ile bir şekilde durdurmuş gibi görünmüştü. Ama ABD bunu bırakır mı? Tam yerleşmişken şimdi bu İsrail konusunu da gündeme alarak, tüm bu gelişmeleri kendi hedefi içinde kullanmak isteyecektir.

GÖZLEM – Tam da bu süreçte, İsrail’in Suriye’de İranlı askerlerin bulunduğu üstleri bombalaması ve İranlıların verdiği kayıplar, “ısınan Orta Doğu’yu, bir başka sıcak çatışmaya doğru mu götürüyor” soruları sorulmaya başlandı. “İran’ın İsrail tahriklerine karşılık vermesi” durumunda “ortaya çıkacak tablo” büyük endişe yaratıyor; ne diyorsunuz; “ABD / İsrail ortak yapımı” bir senaryo mu sahneye konuyor?

Ortadoğu'nun sıcak çatışmalara doğru gittiğine ne şüphe? Eğer bu gerginlik devam ederse hiç şüphesiz Ortadoğu çok daha gergin ve sıcak çatışmalar içine girecek. İran'ı güçlü kılan ve ABD için bir hedef haline sokan bu ülkenin nükleer güce yakın olması. ABD'nin senaryosunun İsrail ile ilgili bir parçası olduğu muhakkak. Dolayısıyla burada kurgulanmış bir senaryo şüphesinin olduğu da muhakkak. Sadece İran'ın İsrail'e yanıt verme ihtimali değil, şu anda göz önünde bulunan olayların tamamı büyük endişe yaratıyor. Şu anda inisiyatif ABD'nin elinde. Senin ABD'ye karşı atacağın her adım için ABD'nin atabileceği 5 adım var. Büyük bir oyun oynanıyor. Hakikaten matematik formülü yapar gibi diplomasi hesapları yapılması gerekiyor. Bu iktidarın attığı adımlar bu hesapları tam yapamadığını gösteriyor ama hiç şüphesiz onun da kendine göre yaptığı hesaplar var. ABD yıllardır FETÖ dediğin kişiyi ve örgütü kendi topraklarında kurmuş ve açık seçik bir şekilde koruyor. Dost dediğin ABD nereye kadar girmiş. Kendi çıkarlarını koruyor. Sen de kendi çıkarlarını koruyacağın bir düzen oluşturmak zorundasın.

 

GÖZLEM – Yoksa, “ülkelerinde başları dertte olan, haklarında soruşturmalar açılan ve köşeye sıkıştıkları görülen Başkan Trump ve Başbakan Netanyahu’nun ülkelerinde gözlerin dışarıya çevrilmesini sağlayarak baskılardan kurtulmak için yazdıkları ortak bir senaryo” mu var, ortada?..

Tabii ki hesap yaparken bütün bunları dikkate almışlar ve nasıl hareket ederlerse iç siyasetteki dengeyi lehlerine göre bozacaklarının planını yapmışlardır. Sizin de gözünüzü açıp ona göre planlama yapmanız lazım. Bir yığın deneyimli diplomat, asker vardır. Şimdi Türkiye İslam'ın kılıcı gibi ortaya çıktı, tamam. Ama bu kılıç nereye kadar korkutucu olacak, nereye kadar senin aleyhine dönecek? Bunların hesaplarını yapmaları lazım.

GÖZLEM – Cumhurbaşkanı adayları belli oldu ve “seçim gezilerine başladılar”; siz, “hapiste olan Demirtaş ve medyada hemen hemen hiç görünmeyen Perinçek bir yana, Erdoğan / İnce / Akşener / Karamollaoğlu’nun “ilk günlerdeki” performanslarını nasıl buldunuz, eksikleri, fazlaları, farklılıkları var mı?

Kurulan düzen öyle veya böyle devam ettiğine ve bunun devam etmeyeceğine dair çok bariz bir görüntü olmadığına göre Erdoğan ilk günlerde, kendine bağlı medyanın da etkisiyle avantajlı ve önde gözüküyor. Buna verilen ve verilecek teşviklerin etkisini de eklemek gerek. Öte yandan ekonomideki gözle görülür bozulma, özellikle döviz kurlarındaki yükseliş muhalefetin en büyük kozu haline gelmiş durumda. Muharrem İnce'nin hitap yeteneğinin yüksek olmasına karşın, sadece şov yapmadığını göstermek için kitlelerin karşısına daha kapsamlı ve detaylı programlarla çıkması gerekecek gibi gözüküyor. Meral Akşener de kendi hedeflediği kitleleri, özellikle kadınları ve gençleri ikna edecek özgün projeler geliştirmeli. Karamollaoğlu'nun ise kampanyasını adaletsizlik ve iktidarın gerçek Müslümanlıktan uzaklaşmış olduğu konular üzerinden yaptığı dikkat çekiyor.

 

GÖZLEM – 16 yıldır iktidarda olan AKP, sanki muhalefette imişçesine, içinde “tarafsız adalet, daha çok demokrasi” vaatleri de bulunan bir manifesto yayınladı, yorumunuz?

Erdoğan'ın bunları ileri sürmesi, bu hedefleri, sözleri vermesi çok iyi. Demek ki bunların eksik olduğunu, halkı rahatsız ettiğini fark etmiş. Bunları ifade ediyor. Bunun tespit edildiğinin altının çizilmesi lazım. Muhalefetin bu manifestoyu çok iyi kullanması lazım. Muhalefetin kendi diliyle, "Adam sanki muhalefetteymiş gibi düzelteceğim dediği her şeyi kendisi bu hale getirdi. Buna oy verirsen kaç yıl daha aynı düzen devam edecek" diyerek, çok etkili kullanılması gereken bir konu.

GÖZLEM – Milletin ve devletin radyo ve televizyonu olan TRT’nin “cumhurbaşkanı adaylarına mikrofon ve ekranlarında adil ve eşit davranmaması” konusundaki görüşünüz, AKP’ye ve adayına ayrılan zaman ile mesela İYİ Parti’ye ve adayına ayrılan zaman arasındaki “kabul edilemez” büyük fark, HDP ile Saadet Partisi’nin “yok sayılması” ne anlama geliyor ?

 

Muhalefetin en büyük eksikliği devamlı kendi görüşlerini verecek bir tv kanalına ve gazeteye sahip olmamaları. Sahiplerse de bunu bu şekilde kullanmamaları. Muhalif adayların kampanyaları ve bunların analizlerinin gazete köşelerinde kalmış küçük küçük yer alan haberlerden aranmaması lazım. CHP'nin kanalı varsa, Halk TV, burada İnce'nin yaptığı bütün konuşmalar, bu konuşmalarla ilgili analizlerin orada yapılması lazım. CHP'li olmak istiyorum, CHP'li adaya oy vermek istiyorum diyen bir kişinin kazanılması için bunun kullanılması lazım. 

 

GÖZLEM – Devletin bütün imkanlarını kullanan AKP adayına karşı, “muhalefetin adaylarına yapılan” ve de Anayasa ile, demokrasi ile, basın hürriyeti ile, “halkın doğru haber alma hakkı” ile bağdaşmayan bu tablo, sandığa etki etmeyecek mi; muhalefet ne yapmalı?

Hiç şüphesiz etkileyecektir. Muhalefetin derhal kendilerine ait haberleri genişçe verebilecek TV  kanalları kurmaları, alabiliyorlarsa satın almaları veya böyle kanallardan faydalanabilecekleri yolları bulmaları gerekir. Tabii yaygın ve ciddi şekilde sosyal medyayı da kullanmaları gerek.

GÖZLEM –  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında “ülke ve siyaset adına büyük bir skandal iddiası” ortaya attı. “Adalet Yürüyüşü’nde ve o yürüyüşte yapılan toplantılarda bütün telefonlarının dinlendiğini, dinlemeyi sağlayan casus programın Almanya’da üretildiğini ve ancak Alman Hükümeti’nin izni ile satılabildiğini” belirterek “Sayın Erdoğan bu rezilliğe ortak değilsen bunu ortaya çıkarmak zorundasın. Bu casusluk programının Türkiye’de kimlere satıldığını ortaya çıkarın. Biz gerekirse Alman hükümeti aleyhine Almanya’da dava açacağız. Bizi dinlemişler ama onlar da ne olduğunu biliyorlar. Binali Yıldırım BTK size bağlı. Emniyet’e mi MİT’e mi sattı Alman hükümeti. Çıksınlar açıklasınlar, vallahi dava etmeyeceğim” dedi, görüşünüz?..

Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre FinSpy adlı casus programını üreten Finfisher yazılım şirketi, kendi internet sitesinde ürünlerini sadece istihbarat örgütlerine pazarladıklarını duyuruyormuş. Dolayısıyla Erdoğan'ın bunu açıklamasına lüzum mu var, tabii ki Kılıçdaroğlu'nu iktidar dinlemiştir. Hangi kurum aracılığıyla dinlediğinin de önemi yok.

GÖZLEM –  Doların, Euro’nun, enflasyonun, dış ticaret açığının hızlı yükselişinin önlenemediği, enerjiye ve yakıta zamların devam ettiği bir süreçte, bir de “seçim ekonomisi” tüneline girildi. Ekonomistler, seçim sonrasında “ekonomik bir kriz çığının kapıda olacağını” söylüyorlar; görüşünüz?..

Yükselen kur ve enflasyonun hiç şüphesiz pek çok üründe çok ciddi zamlara neden olacağı ve seçim ekonomisi nedeniyle bu zamların seçimlerden hemen sonra yapılacağı kesindir. Kesin olmayan zaiyatın ne kadar büyük olduğu ve ekonomiyi ne derecede etkileyeceğidir. Ancak durum çok iyi gözükmüyor. Ekonomi uzmanları bunu söylüyorlarsa hiç şüphesiz bazı işaretler görüyorlardır. Biz de bu işaretlerin neler olduğunu halka yansıdıkça göreceğiz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test