Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Yeni ticaret savaşları ve Türkiye

14.6.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD Başkanı Trump’ın iktidara gelmesi ile birlikte dünya ticaretinde radikal değişikliklere gitmeyi amaçladığı belliydi. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sürdürülmeye çalışılan serbest ticaret rejimi yerine, ABD’nin çıkarlarını ön planda tutan ve şimdilerde adına ekonomide milliyetçilik denilen korumacılığa dayalı farklı bir rejimi uygulamak istiyordu.

Trump, müzakereleri Başkan Obama döneminde yıllar süren, imzalanan ve onay bekleyen Trans Pacific Anlaşmasından çekildi.

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’den yapılacak ithalata % 40 a varan ek gümrük vergisi konulacağını açıkladı.

ABD ve AB arasında imzalanan Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşmasını yürürlüğe koymadı.

ABD, Kanada ve Meksika arasındaki NAFTA Anlaşmasını kaldıracağını veya yeniden müzakere edeceğini açıkladı.

ABD’nin çeşitli ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarını beklemeye bıraktı.

1995 yılında kurulan, içinde Rusya ve Çin’in de bulunduğu 160 üyeli, korumacılığın önlenmesi, serbest ticaretin geliştirilmesi ve çok taraflı anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözülmesi amacını taşıyan Dünya Ticaret Örgütünü, ABD’nin çıkarlarına aykırı kararlar almakla suçladı. Korumacı önlemlerine gerekçe olarak ‘’ulusal güvenliği tehdit’’ gibi oldukça ilgisiz sebepler sıraladı. DTÖ’nün zaten yaptırım yetkisi de yoktu.

ABD ‘nin dış ülkelerde çalışan şirketlerine vergi getireceğini söyledi. Bu şirketleri, ABD istihdamına katkı sağlamamakla ve taraf ülkeler arasındaki Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarına dayanarak vergi ödememekle suçladı.

Birkaç aydır, yukarıda özetlediğimiz anlayışın uygulamaları ile karşı karşıyayız.

Önce çelik ithalatına % 25 ve alüminyum ithalatına %10 oranında ek gümrük vergisi getirilmiştir. İlginç bir durum ABD çelik ihtiyacının sadece %35-40’nın yerli üretimle karşılanıyor olmasıdır. Yani ithalata getirilen ek verginin yerli üretici ve tüketicinin de aleyhine olacaktır. İthalat en çok Kanada, AB, Güney Kore, Brezilya, Japonya, Tayvan, Çin, Rusya ve Türkiye’den yapılmaktadır. 2017 yılında Türkiye, Amerika’ya 1,1 milyar dolar değerinde 2 milyon ton çelik ihraç etmiştir.

ABD’nin bu kararı bütün dünyadan tepki görmüştür. AB, Meksika, Kanada, Türkiye, Çin, Japonya herkes karara karşıdır. Konu G-7 ler toplantısına da taşınmıştır.  Ve ABD ile G-6 yı karşı karşıya getirmiştir. Toplantı bir fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Geçtiğimiz haftalarda ABD ile daha çok ithalat dahil bir çok konuda işbirliği için müzakereler yürüten Çin ABD’yi bu kararından vazgeçmeye çağırmış aksi halde varılan mutabakatların geçersiz olacağını açıklamıştır. Karara Türkiye de sessiz kalmamış viski ve diğer alkollü içkilere % 40 ve otomobil ve motorlu araçlara % 35 ek gümrük vergisi koymuştur. Ek vergi konulan madde sayısı 22’dir. Uygulama 21 Haziran da başlayacaktır.

ABD, şimdi de ulusal güvenliği tehdit ettiği ve yerli üretimi engellediği gerekçeleriyle otomobil ve yedek parça ithalatına % 25 oranında ek vergi koymanın çalışmalarını yapmaktadır. Çelik ithalatına konulan ek vergi ile birlikte, otomobile uygulanacak ek verginin iç piyasada otomobil fiyatlarını arttırması beklenmektedir. Bu karar karşısında, zarar görecek ülkelerin misillemeye başvuracakları açıktır.

Dünya ticaretini etkileyecek diğer bir faktör ABD’nin nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran’a karşı uygulamaya karar verdiği ambargodur. İngiltere, Fransa ve Almanya ABD’ye gönderdikleri mektupta İran’a karşı uygulanacak yaptırımlardan Avrupalı şirketlerin muaf tutulmasını istemişlerdir. Ayrıca, İran’ın uluslararası para transferi yapılmasına imkan tanıyan SWİFT sisteminden çıkarılmamasını talep etmişlerdir. Asıl istekleri, ABD’nin nükleer anlaşmadan çıkmamasıdır.

ABD kararlarının sonuçlarını özetleyelim.

Dünya serbest ticaret yerine, korumacılığa yönelmektedir. Damping, sübvansiyon, miktar kısıtlamaları, kambiyo kontrolü, idari kararlar, gümrük ve eş etkili ithalat vergileri gibi haksız rekabet oluşturan eylemler nedeniyle uygulanan ek önlemler, bu gerekçeler olmadan da uygulanır hale gelmiştir. Misilleme doğal bir tepki çeşidi haline gelmiştir.

Türkiye’nin İran ve ABD’ne yapacağı ihracat olumsuz yönde etkilenebilecektir. Eğer Amerikan ambargosuna Türkiye dahil edilirse İran’dan yapılacak enerji ithalatı kısıtlanacaktır.

Ticaret Savaşları’nın sermaye hareketlerini etkilemesi ve Türkiye dahil, ekonomik büyümesini dış kaynaklara bağlamış ülkelerin kaynak bulmakta zorlanması ihtimal dahilindedir.

Korumacılık önlemlerinin, global düzeyde doğrudan yabancı yatırımları da etkilemesi mümkündür.

Ekonomilerde bu tür sistem değişiklikleri doğaldır. Teknolojiler, ekonomik yapılar, güvenlik anlayışları, rekabet güçleri hızla değişmektedir. Önemli olan muhtemel değişimleri izleyebilmek ve gereğini yapabilmektir.

Not: Bayramınızı kutluyor, esenlikler diliyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test