“İtalya ve Türkiye, ekonomide birbirini tamamlıyor”

22.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son üç yıldır İzmir’de görev yapan İtalyan Konsolosu Luigi Iannuzzi, Türkiye’nin özellikle tarım, madencilik ve tekstil alanlarında hammadde üretim kapasitesi ile İtalya’nın bu üç sektördeki teknoloji ve tasarım birikiminin, birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğunu söyledi.

ENGİN TATLIBAL

Türklerin İtalyanlarla ilişkilerinin başlangıcı, Selçuklu akıncılarının 11’inci ve 12’inci yüzyıllarda Anadolu içlerine yaptığı seferlerle başladı. İki toplum, karşılıklı ticaretin önemini hemen fark etti ve ilişkiler ekonomik bir boyuta taşındı ve kurumsallaştı. İtalya’nın İzmir Konsolosu Luigi Iannuzzi, günümüzde ikili ilişkilerin içinde bulunduğu olumlu durumun temelinde bu tarihsel birikimin olduğu görüşünde. Iannuzzi, iki ülke ekonomisin üretim ve işleme bağlamında birbirini tamamladığını belirtti.

İzmir’de İtalyanların varlığı 13’üncü yüzyıla, hatta daha öncesine dayanıyor. Türk-İtalyan ekonomik ilişkilerinin bugünkü durumu hakkında ne söylenebilir?

Dediğiniz gibi, ilişkilerimizin geçmişi Osmanlı’ya ve öncesine dayanıyor. Bugün Ege Bölgesi’nde yaşamlarını sürdüren insanların ataları, ticaret yapmak amacıyla bu ülkeye gelen insanlar. Ve buraya yerleşmişler. Bugün de ticari ve ekonomik ilişkilerimiz, bu tarihsel arka plana dayanıyor. Size bazı rakamlar verirsem mevcut durum daha iyi anlaşılacaktır. 2017 rakamları henüz netleşmiş olmadığından 2016 istatistiklerinden söz edeceğim. Geçtiğimiz yıl ülkelerimizin toplam ticaret hacmi, 18 milyar dolar seviyesindeydi. Bunun 10,1 milyar dolarını Türkiye’nin İtalya’dan ithalatı, yaklaşık 7,6 milyar dolarını ise İtalya’nın Türkiye’den ithalatı oluşturdu. Bu rakamlar, İtalya’yı Türkiye’nin üçüncü büyük ticaret partneri yapıyor. Bu seviye, ülkelerimizin bugüne dek yakaladığı en yüksek seviye değil, ancak yine de iyi durumda olduğumuzu söyleyebilirim. Mevcut tablonun önemli bir payı da İzmir’e ve Ege Bölgesi’ne ait.

İtalyan sermayeli ve ortaklı İzmir ve Türkiye’de kaç firma var?

Bu sorunuzu net bir rakam vererek yanıtlamak zor. Çünkü tamamı veya çoğunluğu İtalyan sermayeli firmalar bir yana, küçük ortaklı çok sayıda şirket söz konusu. Ancak Türkiye genelinde elimizdeki rakam, 1370 civarında İtalyan firması olduğu yönünde. Bu firmaların önemli bir bölümü de Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteriyor. Örneğin teknoloji ve inovasyon alanında çok önemli bir firma olan Eldor bunlardan biri. Dünyadaki en önemli İtalyan firmalarından olan Ferrero da bir diğeri.

Çok sayıda İtalyan firmasının yatırım için Türkiye’yi ve Ege Bölgesi’ni seçmesinin altında sizce ne yatıyor?

Bu durumun sebeplerinin en önemlisi, başlangıçta ifade ettiğimiz tarihsel bağlar. Bir diğer sebep, ortak Akdeniz kültürünün getirdiği yakınlık. Akdenizlilik durumu, özellikle Ege Bölgesi’ni İtalyan yatırımcılar için cazip bir duruma getiriyor. Bunun yanında Türk ve İtalyan sanayilerinin yapılarında benzerlikler söz konusu. İki ülke de küçük ve orta ölçekli yatırımlara dayanan ekonomilere sahip. Bütün bunların yanı sıra, İtalyan ve Türk ekonomilerinin birbirlerini tamamlayıcı bir özelliği var. Mermer gibi, tarım gibi, tekstil gibi çok önemli sektörler buna tamamlayıcılığa örnek gösterilebilir. Türkiye, bu üç sektörde ciddi miktarda hammadde üretiyor. Örneğin Türkiye’nin ham mermer üretimi alanında büyük bir potansiyeli var; İtalya da mermer işleme teknolojilerinde lider bir ülke. Dolayısıyla iki ülke bu anlamda birbirini tamamlıyor ve güzel hedeflere ulaşıyor.

Son olarak kişisel bir noktaya temas etmek istiyorum. Görevinize başlamanızdan bu yana sizi klasik bir diplomat gibi değil, şehri yaşayan gerçek bir İzmirli olarak gördük. Sabahları ve akşamları işine ve evine gitmek üzere yürüyen insanlar arasında gördük. Bir dost ülkenin temsilcisi olmakla birlikte, İzmirlilerin içinde, İzmirlilerden biri gibi gördük. Bir gazeteci olarak gözlemlerim bana şunu söylüyor; bu şehirde çok seviliyorsunuz...

Bu sözleriniz için çok teşekkür ediyorum. Bu şekilde düşünüyor ve hissediyor olmanız beni çok mutlu etti. Açıkçası görev yaptığım üç yıl boyunca İzmir benim gerçek anlamda evim oldu. Burada bir yabancı diplomat olarak çalışıyorum, ancak bir yandan da bu şehirde yaşamımı sürdürüyorum. Geldiğim günden itibaren İzmir ile ve İzmirlilerle temas ettim ve kendimi evimde hissettim. Hiç yabancılık çekmedim. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki İzmir de beni bağrına bastı. Çok teşekkür ediyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...