Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Erdoğan - Ruhani - Putin üçlü Tahran Zirvesi

7.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin İran'ın Tahran kentinde Suriye'deki son gelişmeler için bir araya geldi.

Suriye'de yaşanan son gelişmeleri değerlendirme amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran'ın Tahran kentinde üçlü bir zirve yapıyor. Görüşmede liderlerin ayrı ayrı yaptıkları açıklamalar şöyle; İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 

"Suriye krizinin sonlandırılması için üç ülkenin çabalarının devamında yapılıyor bu zirve. Bu zirve gelecekteki ortak eylemlerin incelenmesi için bir fırsattır. İran, Suriye'nin yasal hükümetinin isteği üzerine terörizmle mücadele etmek için bu ülkede bulundu. Bu bulunma, ne gelecekte ne de geçmişte kendi karar ve görüşlerimizi zorla kabul ettirmek gibi olmadı, olmayacaktır. Suriye milletinin iradesini destekleyeceğiz. Biz bölgedeki bazı ülkelerin terörizme yönelik endişelerini anlıyoruz. Bunun giderilebilmesi için en önemli yöntemin Suriye'nin yasal hükümeti ile iletişim olduğunu biliyoruz. Barış ve istikrarın Suriye'ye geri getirilmesi mücadelenin önemli bir parçasıdır. Ama bu mücadele sivilllere zarar vermemeli. Terör örgütlerinin izlediği savaş için savaşmak yolunun yanlış olduğuna inanıyoruz. Biz barış için savaşıyoruz. Ama kalıcı bir barış elde etmenin terörizmle kesin mücadeleyle sağlanacağını biliyoruz. İşgalci bir rejim olan siyonist rejimi teröristle mücadele edemezler. Kanunsuzca Suriye'de bulunan Amerika hükümetinden kalıcı barış yapıcı rol beklenemez. Uluslararası toplum yeniden onarım için Suriye hükümetine yardım etmelidir. Suriye'nin geleceği için her türlü yöntemde ilk ve son rol Suriye halkına aittir. Libya'da dış müdahalenin hükümet ve siyasi birliğinin yok olmasının acı tecrübesi ders olmalıdır. Dünya ve özellikle bizim bölge tek taraflı ve keyfi müdahaleler yüzünden çok bedel ödemiştir. Terörizmin yok olması ve askeri galibiyet tek başına Suriye ve diğer kriz yaşayan ülkelerde istikrarı garanti edemez. İdlib'de terörizmle mücadele terör bitene kadar sürmelidir. Teröristlerin geri dönmesi ve Suriye'nin yeniden inşası için uluslararası toplum üstüne düşeni yapmalıdır. Orada kanunsuzca bulunan Amerika'nın mevcudiyeti derhal sona ermelidir. Siyonist rejimin Suriye'de hergün arttırdığı işgalciliği son bulmalıdır." şeklinde konuştu. 

 

Ruhani'den sonra söz alan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Daha evvelki zirvelerde alınan kararlar hayata geçiriliyor. Ciddi ölçüde başarı elde edildi. Suriye topraklarının yüzde 90'ı devletin varlığına alındı. Kalan terörist gruplar şu an İdlib bölgesinde bulunuyor. Ateşkesi ihlal etmeye çalışıyor teröristler. Kimyasal silahların kullanımıyla provakasyon yapıyorlar. Suriyeliler arası diyalogun başlatılması için somut adımlar atıldı. Suriyelilerin kendi başına ülkenin kaderini tayin etmeye imkân buldular. Adım adım Ulusal Suriye Kongresi toplantısında alınan kararları nasıl hayata geçirebiliriz, bunları görüşmeyi teklif ediyorum. Suriye hükümetinin kontrolü altındaki topraklarda insanlar barışa adım atıyor, istihdam artıyor. Rusya bu bağlamda bir girişimde bulundu. Mültecilerin kendi evlerine dönüşü için yardım sağlanması gerekiyor. Şam'da bir kabul merkezi faaliyet gösteriyor, Moskova'da bir merkez kuruldu. Ürdün ve Lübnan sınırlarında geçiş noktaları kuruldu. 15 binden fazla kişi evine döndü. Rusya İran ve Türkiye'nin titiz çalışmaları sonucunda Suriye'de kayda değer başarılar elde edildi. Bugünkü görüşmelerde alınacak kararlar Suriye meselesinin çözümüne katkı sağlayacaktır." dedi. 

 

Putin'den sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, "Sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Ruhani'ye ev sahipliği için şükranlarımı sunuyorum. Zirveden çıkacak sonuçlar tüm dünya tarafından bekleniyor. Alacağımız kararlar bize bu beklentileri boşa çıkarmayacağına inanıyorum. Astana ruhunun özünde askeri müştereklerde buluşma iradesi göstermemiz vardır. Bu müşterekler ise Suriye'nin siyasi birliğinin sağlanması, toprak bütünlüğünün korunması ve ihtilafa barışçıl çözüm bulunmasıdır. Bu amaçla baştan beri sahada şiddetin durdurulmasını ve siyasi sürecinin önünün açılmasını hedefledik. Aynı anlayışa Cerablus, El Bab ve Afrin gibi yerlerde sahaya inerek kendi askerimizin kanı pahasına teröristleri temizledik. Mültecilerin evlerine dönebileceği şartları hazırlamaya çalıştık. Zamanla gerginliği azaltma bölgeleri farklı bahanelerle tasfiye edildi. Geriye sadece İdlib kaldı. Muhalefet, bölgelerin tesisinin ardından yaşanan gelişmeler nedeniyle bu konuda aldatıldıklarını düşünüyorlar. Şehitler verdiğimiz bu sürecin şu anda çok riskli bir yere geldiğini görüyoruz. İdlib sadece Suriye'nin siyasi geleceği için değil, bizim milli güvenliğimiz ile bölgenin barışı için de hayati öneme sahip. Bölgede kurduğumuz 12 gözlem noktasının sahadaki anlamlarından biri de Türkiye'nin İdlib halkına can güvenlikleri konusunda güvence vermiş olmasıdır. Kendi halkına yönelik katliamları hala aklımızda olan Esed rejimine bırakılmasına razı gelemeyiz. Her ne gerekçe ile olursa olsun İdlib'e yapılacak bir saldırı katliamla ve insani dramla sonuçlanacaktır. 3.5 milyonu aşkın sivilin tamamını bundan etkilenecektir. Sivillerin gidecek başka yerleri olmadığı için milyonlarcası bizim sınırımıza dayanacaktır. Türkiye, mülteci ağırlama kapasitesini doldurmuştur. İdlib'deki bazı terörist oluşumlardan kaynaklanan endişeyi anlıyoruz. Benzer kaygıları bizler de duyuyoruz. İdlib gibi her şeyin iç içe olduğu bir yerde teröristlere karşı mücadelede zaman ve sabır gerektiren yöntemlere ihtiyaç var. Daha fazla çaba göstermeye hazırız. İdlib'in kan gölüne dönmesini asla istemiyoruz. Siz dostlarımızdan da bize destek olmanızı bekliyoruz. Bu çerçevede Rus dostlarımızın rahatsızlık duyduğu unsurları, saldırılara girişemeyecekleri yerlere çıkmayı deneyebiliriz. Meseleyi Astana ruhuna uygun şekilde çözmeyi hedeflemeliyiz. Astana'nın itibarının sınanacağı son fırsattır. İdlib'in akıbeti konusunda varacağımız anlayış, Suriye bağlamında işbirliğimizi de şekillendirecek. Türkiye'nin kararlılığının doğru anlaşılmasını özellikle rica ediyorum. Ülkemizin ve kardeşimiz olarak gördüğümüz Suriye'yi ilgilendiren bir konuda tavrımız bellidir. Astana garantörlerinin Suriye'de yeni bir kriz yaşanmayacağının garantisini vermesi, bu zirveden mesaj olarak verilmelidir. Dünya, gözlerini buraya çevirmişken Fırat'ın doğusunda arzu etmediğimiz gelişmeler yaşanıyor." 

 

"ABD'nin 20 bine yakın TIR'ı bölgeye göndermesi terör örgütünün ne denli güçlendiğinin açık ifadesidir"

"Artık IŞİD tehdidi ve tehlikesi kalmamış olmasına rağmen ABD'nin bir diğer terör örgütünü güçlendirmesinden fevkalede rahatsızız. ABD'nin 20 bine yakın TIR'ı bölgeye göndermesi, 3 bine yakın kargo uçağını bölgeye göndermesi bu terör örgütünün ne denli güçlendiğinin açık ifadesidir. Suriye rejiminin de katılmasıyla güçlenen terör örgütüyabancı güçlerin desteğiyle kalıcı olmaya çalışıyor. Bu durum bizim milli güvenliğimizi ilgilendirmekle kalmıyor, Suriye'nin geleceğine de tehlike oluşturuyor. Bu durum bizim milli güvenliğimizi ilgilendirmekle kalmıyor, Suriye'nin geleceğine de tehlike oluşturuyor."

 

"Tehdidin kaynağına ve boyutuna göre adımlar atacağız."

"Bütün girişimlere ayrım yapmadan ortak tavır almalıyız. Ülkenin bir bölümünde sergilenen hassasiyetlerin, başka bir yerde sergilenmiyor olması mücadeleye bakışı olumsuz etkiliyor. Türkiye, güvenlik sağlanana kadar bölgedeki varlığını sürdürmeye kararlıdır. Tehdidin kaynağına ve boyutuna göre adımlar atmaya devam edeceğiz."

 

"Kimyasal silahlarla ilgili tavırlar koyuyoruz, doğrudur, yerindedir"

"Bir konuyu da gündeme getirmem gerekiyor: Kimyasal silahların yasaklanması sözleşmesi 1915'te imzalandı. 1917'de örgüt kuruldu. Kimyasal silahlarla ilgili tavırlar koyuyoruz, doğrudur, yerindedir. Kimyasal silahlarla ölenlerin sayısına baktığımız zaman bin, 2 bin, 5 bin kişiyi görüyoruz. Konvensiyonel silahlarla öldürülene baktığımız zaman on binler yüz binler görüyoruz. Neticesi ölüm olunca konvensiyonel olsa ne fark eder kimyasal olsa ne fark eder?"

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bu kez Rusya sınırlarında Mig-31 tip Rus savaş uçağı düştü.

Çin, Kuzey Kore ve Güney Kore liderleri arasında bugün yapılan görüşmeyi memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD eliyle ülkesine Ekim ayında bir darbe hazırlığı olduğunu ortaya çıkardıklarını söyledi.

Fransa'nın Grenoble-Vienne bölgesindeki kiliselerin cemaatini kabul eden Papa Francis'ten cinsellik konusunda açıklamalar.

Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda, ABD Başkanı Donald Trump’a “Amerika'nın ülkemizde üsleri olmasının gerekli olduğuna inanıyorum” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın Baltık Denizi üzerinden Avrupa’ya gaz ulaştıracağı Nord Stream 2 gaz projesinde çalışan şirketlere yaptırım uygulamayacaklarını açı...

Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in ile Kuzey Kore lideri Kim Jong Un 3'üncü kez bir araya gelerek ortak bir bildiri imzaladı. Kim Jong Un, gözlemciler eşliğinde nükl...

Yazarlar
Website Security Test