"Suriye ve Irak’ta sıkışan IŞİD’liler Türkiye’ye kaçabilir!"

12.10.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran, Ergene’de yaptığı basın açıklamasında IŞİD’in Suriye ve Irak’taki alanlarını yitirmeye başladığını, bunun sonucunda binlerce yabancı cihatçının bu ülkeleri terk etmeye çalıştığına dair haberlerin sosyal medyada yer aldığını hatırlatarak, “Cihatçıların çoğu vakti zamanında nasıl Türkiye üzerinden oralara geçtilerse şimdi de yine Türkiye’ye kaçmaya hatta bir kısmı burada saklanmaya çalışabilir. Giderken bakıp izlemekle yetinenler bari bu sefer gözlerini dört açsınlar. Yoksa güvenliğimizi ciddi sıkıntıya sokabilirler” uyarısında bulundu.

CHP Spor Kurulu’nun Trakya Bölge Toplantısı için Tekirdağ’ın Ergene ilçesine gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı ve CHP Spor Kurulu Başkanı Yasemin Öney Cankurtaran, CHP Ergene İlçe Başkanlığı’nda gündemdeki gelişmelere dair bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya CHP Tekirdağ İl Başkanı Recep Ökten de katıldı.

Cankurtaran, AKP’nin “Şam Emevi Camii’nde namaz kılacağız” hayaliyle girdiği Suriye macerasının Türkiye’nin güvenliği açısından büyük sorunlar yarattığını belirterek, “Şimdi İdlib’e operasyon hazırlığı yaparak durumu düzeltmeye çalışıyorlar. Ancak İsmet Paşa’nın ‘Yığınakta yapılan hata savaşın sonuna kadar devam eder’ sözünde olduğu gibi şu an alınmaya çalışılan önlemlerin ne kadar yeterli olacağı da belirsiz. Vakti zamanında sınırlar dünyanın dört bir tarafından gelen cihatçılara açılarak Suriye’ye geçmelerine göz yumuldu. Tek bir bela değil, bir çok bela var. IŞİD ayrı dert, YPG ayrı dert, Nusra ayrı dert. O zaman yapmayın etmeyin dedik bizi dinleyen olmadı. Şimdi Suriye ve Irak’ta IŞİD kontrolünde tuttuğu alanları kaybediyor. Muhtemelen birkaç ay içinde elinde toprak kalmayacak. Eskisi gibi yeraltına çekilecek. Özellikle sosyal medyada daha şimdiden binlerce yabancı cihatçının barınmaları zorlaştığından bu ülkeleri terk etmeye hazırlandığı yönünde haberler yer alıyor. Irak Başkanı İbadi’nin Musul’dan kaçarken yakalanarak Başika Kampı’nda tutulan 1300 IŞİD’linin yarısına yakınının Türkiye vatandaşı olduğu yönündeki açıklaması bu iddiayı doğruluyor. Yine Hama doğusunda sıkışan IŞİD’lilerin Türk sınırındaki İdlib’e sızmaya çalıştığı iddiaları da var. Cihatçılar nasıl Suriye ve Irak’a geçerken en çok Türkiye’yi kullandılarsa şimdi de Türkiye’ye kaçmaya hatta bir kısmı ülkelerine dönmeyerek burada saklanmaya çalışabilir. Giderken bakıp izlemekle yetinenler bari şimdi gözlerini dört açsınlar. Yoksa güvenliğimizi ciddi sıkıntıya sokabilirler” dedi.

SAVAŞTAKİ SURİYE FİYAT İNDİRİRKEN, AKP ZAMKOLİK OLDU!

Cankurtaran’ın gündeminde ekonomik gelişmeler ve son zamlar vardı. AKP hükümetinin adeta zamkolik olduğunu söyleyen Cankurtaran, “Bütçe açığını kapatmak için yılbaşından itibaren vergi, harç ve cezaların yüzde 15 artırılacağı yönünde haberler medyada yer aldı. AKP yaşanan dış ve güvenlik sorunlarını sorunları zamlara bahane ediyor. İyi de neredeyse 6 yıldır iç savaşta olan ve ülkenin başkenti dahil her yerinde çatışma olan Suriye geçtiğimiz günlerde un, şeker, yemeklik yağ fiyatlarını yüzde 40 indirirken biz de nasıl oluyor da dış sorunlarımız, güvenlik harcamalarımız var diye zam üstüne zam yapılıyor. AKP kendi beceriksizliğine güvenlik sorunlarını bahane etmesin” diye konuştu.

“CUMHURBAŞKANLIĞI TASARRUFU TEŞVİK İÇİN BİRKAÇ ARACINI SATSIN”

Hazine açığına rağmen Cumhurbaşkanlığı için yapılan harcamaların büyüklüğünün dillerden düşmediğini hatırlatan Cankurtaran, “Son olarak Cumhurbaşkanlığı emrinde 268 araç olduğu ortaya çıktı. Vatandaşa tasarruf önerirken geçtiğimiz günlerde kendi harcamaları için ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diye tarihe geçecek bir açıklama yaptılar. Sanki bu ülkede Cumhurbaşkanlığı dışında başka bir kurum yok. Halkın 17 milyonunun yoksul olması bu devletin itibarını zedelemiyor ama Cumhurbaşkanlığı lüks içinde olmazsa itibarı zedeleniyor. Kamu kurumlarında tasarruf yapılacağı söyleniyor. Cumhurbaşkanlığı madem devletin başı önce tasarrufu onun yapması gerekmez mi? Cumhurbaşkanlığı tasarrufu teşvik için sembolik de olsa birkaç aracını satsın. Bu kadar fedekarlığı yaparlar umarım” diye konuştu.

“YENİ YAPILAN KÖPRÜLER BİLE TAAHHÜT EDİLEN GEÇİŞ SAYISINI TUTTURAMAZKEN, KANAL İSTANBUL NASIL TUTTURACAK?”

Cankurtaran, Erdoğan’ın Kanal İstanbul projesinin temelinin 2018’de atılacağı yönündeki açıklamasını da hatırlatarak, “Seçim öncesi göz boyamak amaçlı bir temel atarlar. Kanal İstanbul, Erdoğan tarafından 2011 yılında ortaya atılmış, 2013 yılında etüt çalışmalarının biteceği ve ardından temelinin atılacağı söylenmişti. Aradan 6 yıl geçti şimdi gelecek yıl temelin atılacağı söyleniyor. Onca araç trafiğine karşın Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri’nde vaat edilen geçiş sayısı tutturulamadığından sadece 2017’nin ilk 4.5 aylık süresi için Hazine’den işletmeci firmalara 803 milyar lira ödenmesi beklenirken gemiler geçecek denilen Kanal İstanbul’un kendini nasıl amortise etmesi bekleniyor? Sonuçta yabancı gemileri zorla bir de ücretli olarak Kanal İstanbul’dan geçmeye mi zorlayacaksın? Çünkü uluslar arası anlaşmalara göre Boğaz’dan geçmelerini engelleme şansı yok.  Hükümete göre 12 milyar, farklı kaynaklara göre 50 milyar dolara mal olması beklenen Kanal İstanbul’un bedelini ve geçmeyecek gemilerin ücretini de mi halka ödettireceksiniz?  Erdoğan’ın bu projeyi gerçekleştirmekten ziyade sadece 2019 seçimleri öncesi 2018’de bir temel atma şovu yaparak toplumu kandırmaya çalışacağını düşünüyorum” dedi.

“MÜFTÜLÜKLERİN NİKAH KIYMASI FARKLI GÖRÜŞLERDEKİ ÇİFTLER ARASINDA GERGİNLİKLERE NEDEN OLUR”           

Meclis Genel Kurulu’nda bu hafta görüşülmesi beklenen müftülere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısının görüşmelerinin ertelenmesini  değerlendiren Cankurtaran, “Doğru olan bu tasarının tümden çekilmesidir. Çünkü AKP'nin ideolojik kaygılarla giriştiği bu girişim gelecekte toplum ve devlet yaşamında çeşitli yeni sorunlara yol açacaktır. Müftülerin nikah kıyması farklı görüşlerdeki çiftler ve aileler arası evlilik öncesi gerginlik nedeni olabilir. Mesela evlenen çiftlerden birinin daha muhafazakar olan ailesi nikahı müftünün kıymasını isterken diğer aile bunu istemezse yeni evlenen insanlar arasında gerginlik doğabilir. Cumhuriyet rejimi, nikah gibi kutsal bir olayı nikah memurlarına bırakırken biraz da bu farklılıkları gözeterek insanları ortak bir noktada buluşturmak istemişti. Ve bugüne kadar da bu sistem başarıyla sürdü. Sorunsuz işlediği halde hangi ihtiyaçtan dolayı müftülere nikah kıyma yetkisi verilecek? Nikahı kıyacak olan müftü, mevcut yönetmeliğe göre mi nikahı kıyacak yoksa halk arasında “İmam nikahı” olarak bilinen dini nikahı andıran söylemlerle mi nikahı kıyacak? Aynı yönetmeliğe bağlı kalacaksa neden böyle bir görevlendirme gereği duyuluyor? Şayet dini argümanlar kullanılarak resmi bir nikah kıyılacak ise başlı başına bir ikilik doğurur, laiklik ilkesiyle çelişir.  Düzenleme hayata geçerse dikkat çektiğim sorunlardan doğacak haberleri gazete sayfalarında mutlaka okuyacağız” diye konuştu.

“ÜLKEDEKİ SİSTEMSİZLİK SPORA DA SİRAYET ETTİ”

AKP döneminde devletin her kurumunda ciddi bir karmaşa yaşandığını belirten Cankurtaran, “Başta eğitim ve sağlık olmak üzere en kritik alanlarda bile bir düzensizlik ve belirsizlik var. AKP, ülkeyi son yıllarda karmaşayla yönetmeye alıştı. Her alanda benden olsun anlayışı hakim. Bu karmaşanın son yıllarda spora da yansıdığını görüyoruz. Milli futbol takımının İzlanda karşısında uğradığı başarısızlık başta olmak üzere son yıllarda başarı ivmesindeki düşüşü de ülkeye hakim olan bu sistemsizlikten bağımsız göremeyiz. Her alanda bir disiplinsizlik var. Sahalar hiç olmadığı kadar politize edildi. Bu gidişat hepimizi endişelendiriyor. CHP Spor Kurulu olarak önümüzdeki günlerde spora yönelik siyasi baskıları detaylarıyla anlatan bir çalışmamızı da sizlerle paylaşacağız” diyerek sözlerini bitirdi.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...