Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Piyasalar somut uygulamalar beklemektedir

10.8.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Seçimlerden sonra ekonomide bir istikrar dönemine girileceği, belirsizliklerin ortadan kalkacağı ve yeni ekonomi yönetiminin sorunların kısa vadede çözümü için gerekli önlemleri hemen alacağı beklentisi yaygındı. Piyasa gerekli krediyi vermişti. Bu beklenti halen devam etmektedir ama makro ekonomik göstergelerin olumsuz yönde seyretmeye devam etmesi de kaygıları arttırmaktadır.

Temel ekonomik parametrelerin hemen hepsi, iç ve dış nedenlerle olumsuzdur. Enflasyon, faiz hadleri, kurlar yükselmekte buna karşılık büyüme tahminleri gerilemektedir.

Yıllık enflasyon TÜFE’de % 15,85’le rekor kırmıştır. ÜFE enflasyonu % 25 ve çekirdek enflasyon % 15,1’dir.  Bu durum enflasyonun daha uzunca bir süre devam edeceği anlamındadır. Zaten Merkez Bankası da yılsonu enflasyon tahminini ilk kez çift haneli olarak ve % 13,4 olarak belirlemiştir.

Enflasyon oranları ve beklentileri yükseldikçe faiz hadleri de yukarı doğru hareketlenmektedir. Ticari kredi faizleri % 25 civarındadır. Ekonominin yavaşladığı bir dönemde yüksek faizle kredi alıp yatırım yapmak tercih edilecek bir yol değildir. Öyle de olmaktadır. Kapasite kullanım oranlarının gerilemesi bu gerçeğin ifadesidir. Yılın ilk çeyreğinde gerçekleştirilen % 7,4 lük büyüme hızının ikinci ve üçüncü çeyrekte bu seviyenin altında kalacağı tahmin edilmektedir.

Son bir yılda dolar kurundaki artış oranı %35 civarındadır. Ekonomik büyümesi için yurt dışı kaynaklara ihtiyaç duyan, sürekli dış ticaret ve cari açık veren, döviz borçlusu şirket sayısının oldukça yüksek olduğu ve esasen dış borç yükü oldukça ağır olan bir ülke için dolardaki artış oranı finansal piyasalarda dengeleri bozacak niteliktedir.

Türkiye’de hane halkının dövize ve altına bir yatırım aracı olarak baktığı doğrudur. Yastık altındaki bu varlıkların finansal piyasalara döndürülmesi gayretleri doğru bir yaklaşımdır. Ancak yatırımcıların, TL’ye dönüşte kayba uğramayacaklarına ve dolar yatırımlarından elde ettikleri getiriyi en azından aynen elde edeceklerine ikna edilmeleri gereklidir. Hesap yapılırken yastık altı varlıkların TL’ye dönüşlerinde kayda girecekleri de unutulmamalıdır.

Bu konudaki başarı enflasyon haddinin aşağıya, ekonomi yönetiminin hedeflediği tek haneye indirilmesi ve aynı dönemde döviz fiyatı artışlarının yüksek olmamasına bağlıdır. Böyle bir ortamda TL’de değer kaybı duracak, değerini koruyacak ve yabancı paralara yatırım için ciddi bir neden kalmayacaktır. Unutulmamalıdır ki, her alanda olduğu gibi bu konuda da esas olan güvendir.

ABD ile yaşanılan iki bakanımızla ilgili kriz döviz fiyatlarının hızlı artışına sebep olmuştur. ABD yaptırım kararının bununla kalmayacağı, Pakistan’a sattığımız helikopterlerin ihracatına engel konulacağı, Türk ürünlerine uygulanan tercihli gümrük sistemine son verileceği, ABD’nin İran’a uygulamaya hazırlandığı daha geniş kapsamlı ekonomik ambargodan ülkemizin zarar görme ihtimali gibi nedenler piyasayı rahatsız etmektedir.

Yurt dışındaki gelişmeler de ülkemiz için cesaret verici değildir. Ham petrol fiyatları yükselmeye devam etmektedir. Ticaret savaşları ve korumacılığa dönüş gelişmekte olan ülkeleri kaygılandırmaktadır. Doğrudan yabancı sermaye girişleri azalmaktadır.

Bütün bu iç ve dış sorunlar var olmaya devam edecek, çözülenin yerini yenileri alacaktır. Önemli olan muhtemel sorunları önceden tahmin edebilmek ve gereğini gecikmeden yapabilmektedir.

Piyasalar, programlardan çok, somut uygulamalar beklemektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test