Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Şimdi ne yapmak lazım?

7.9.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Piyasalara iki önemli mesaj

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan kriz fırsatçılarına karşı önemli bir çalışma başlattı. Çeşitli ürün ve ürün gruplarında fiyat artışlarına gidildiği, stokçuluk yapıldığı iddiaları ile ilgili inceleme başlattı.Kamu vicdanını rahatlatan bu yaklaşım sivil toplumdan ve konuyla ilgili uzmanlardan destek gördü. Rekabet hukuku konusunda dünya çapında bir bilim insanı olan Prof.Uğur Özgöker destek verenlerin başında geldi. En önemli tüketici örgütü olan TÜRDER’in ve Türk Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı olan aynı zamanda da Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü olan Prof. Dr. Uğur Özgöker konuyla ilgili desteğini şu sözlerle paylaştı bizlerle:

Mal ve hizmet piyasalarının serbest rekabete açık hale gelmesi ve mal ve hizmetlerin fiyat istikrarının düzene kavuşması için, Rekabet Kurulu’nun biran önce Rekabetin ve Tüketicinin Korunması ile Kanunları uygulamaya gerekli idari para cezalarını kesmeye başlaması gerekir.

Özellikle dövizdeki artışın piyasaları olumsuz etkilediği ve fiyat istikrarsızlığının yoğun yaşandığı böyle bir ortamda tüketici haklarının ve rekabetin korunması çok önemli.

Zaten Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan bu konunun altını önemle çizdi ve yönetmelik değişikliğine gidildi.

Girdi maliyeti ile döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen, etkileniyormuş gibi fiyat artışı yapan, tüketiciye sunulan ürünlerin fiyat dengesini bozan uygulamaları aldatıcı ticari uygulamalar kapsamına dahil edildi.

Şimdi başka Rekabet Kurumu olmak üzere ilgili kuruluşların hareket geçmesi gerekiyor. Böylece hem müteşebbisler yani girişimciler hem de tüketicilerin istismar edilmeleri önlenecek.

Ve Türk halkının “Refahı” artacak hem de Türk ekonomisi çok daha REKABETÇİ hale gelerek döviz kurlarının düşmesine ve ekonominin büyümesine vesile olacaktır.

Bu bilim insanından gelen destek bir de iş dünyasından bazı isimler kendi buluşları ile sisteme destek veriyorlar. Bunlardan biri Dizayn Grup Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları…

Dünyanın en yenilikçi ve inovatif şirketlerinden biri olan Dizayn Grup tam da Türkiye'nin morale ihtiyacı olduğu dönemde bütün iş dünyasına şu mesajı geçti:

Sektörümüzdeki bazı firmaların Türkiye piyasasındaki güncel ekonomik dalgalanmayı öne sürerek “müşterilerine mal sevkiyatını durdurduğunu” bazılarının ise “peşin satış haricinde satış yapmadığı” yönünde duyumlar aldık. Biz Dizayn Grup ailesini olarak olumsuz söylemlere rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devletine, milletine, ekonomisine ve siz değerli iş ortaklarımıza duyduğumuz güvenin nişanesi olarak “nakit ve çekle aldığımız siparişlerin” sevkiyatını durdurmadan, hatta üretimi hızlandırarak sizlere hizmet vermeye devam ettiğimizi ilan ederiz.

Bu mesaj Türkiye’ye karşı oynanan oyunlara tokat gibi bir yanıt.  Benzer uygulamaları yapan çok sayıda firma olduğunun da altını çizelim. Ancak farklı nedenlerden dolayı oluşturulmaya çalışılan panik ortamına bilmeyerek ayak uyduranların olduğunu da duyuyoruz. Sadece şunu söylemekle yazıyı noktalamak isteriz. Gereksiz fiyat artışları, ticaretin durmasına neden olabilecek uygulamalar unutmayın ki gelip sizi vuracaktır. Bu yüzden her zamankinden daha dikkatli olma zamanı.

 

Samsung’umuz yoksa Samsun’umuz var

Son dönemde en çok kıskandığım şirketlerden biri Samsung… 500 bine yakın çalışanı 250 milyar doları yaklaşan geliri ile her yerde Samsung…

Türkiye’de herkesin elinde. Roma’da, Helsinki’de, Berlin’de kısacası her yerde  uçaktan iniyorsunuz dev reklamları ile karşılaşıyorsunuz…

Sanki Samsung bir Alman ya da İtalyan şirketi… Bu Güney Kore’nin dünya devi şirketini hep kıskanıyorum. Neden bizim de bir bizim de bir Samsung’u muz yok diye hep içimden geçirdim.

Belki de bunu biraz içselleştirdiğim için bu güne kadar hiç bu marka bir telefonum olmadı.

Son dönemde bazı gelişmeler bu kıskançlığı yatıştırır gibi oldu.

Samsung’umuz yok ama Samsun var demeye başladım. Çünkü Samsun’da sessiz ve derinden giden çok önemli gelişmeler var.

Samsun beni hep şaşırtıyor.  Hastane ekipmanları ve sağlık sektöründe dünya markaları çıkarma çalışmaları duyunca çok şaşırmıştım

Şimdi Samsun akıllı şehir olma kararı aldı. Belki de bu kapsamda bir Samsunlu girişimci olan Uygar Saral çok önemli bir adım attı.

Kurucu ortakları Uygar Saral ve Sezen Sungur Saral’ın ifadesiyle  Türkiye merkezli teknoloji firması Reeder, 8 milyon lira yatırımla kurduğu Samsun’daki fabrikasında telefon üretimine başladı. Fabrikada yılda 600 bin teknolojik cihaz üretilecek.

Yani Samsung hayalimiz olmadı ama Samsun’da hayallerimiz gerçekleşiyor.

Reeder Yönetim Kurulu Başkanı Uygar Saral da bakın yatırımla ilgili ne diyor:

Benim bir hayalim var. Değer yaratan dünyada gerçek değer yaratan bir Türkiye için Samsun'dan başlayan bir mücadeleyi vermek. Bu mücadeleyi daha önce bu topraklarda yaşayan büyüklerimiz verdiler. Sigara üretirken, tütün dizerken verdiler. Samsun markasıyla verdiler. Biz de şimdi reeder markasıyla vereceğiz. Yerli ve milli üretimin en önemli konu başlıklarından biri haline geldiği, adeta bir milli mücadele olduğu bugünlerde Samsun'da açtığımız fabrikamızda yılda 600 bin cihaz üretim kapasitesine sahibiz. Türkiye'de üretim yaparak cari açığın azaltılmasına katkı sağladığımız gibi şimdilik 100 değerli çalışanımızla ülkenin genç beyinlerinin istihdamı konusunda da fayda sağlıyoruz. Burada ürettiğimiz cihazların yerlilik oranı yüzde 55'in üzerinde. Bu rakamı daha da artırmak için ülkemizin değerli beyinleri ve kurumlar ile sürdürdüğümüz Ar-Ge faaliyetlerimiz son hız devam ediyor. Bu faaliyetler kapsamında işlemci ve pil gibi bileşenlerin de Türkiye'de üretilebilmesi için adımlar attığımızı belirtelim. Fabrikamızda uzun vadede yapay zeka destekli teknoloji ürünleriyle giyilebilir teknoloji ürünleri (akıllı saat gibi) üretmeyi planlıyoruz.

 

Bu önemli gelişme sırasında Uygur Saral’ın yanında çok önemli bir dünya devi de vardı.

Artık bir teknoloji şirketi olarak bölgesel adımlar atan Turkcell’in Genel Müdürü Kaan Terzioğlu da bu önemli gelişmeye tanıklık etti. Şu sözleri önemliydi:

Türkiye'nin yerli teknolojiyle neler yapabileceğini gösteren bir yatırımın ilk adımına tanıklık etmek önemli.

Reeder'ın hikayesi Türkiye'nin teknoloji gelişiminde çok önemli bir anı olacağının altını çiziyorum.

Bundan 3,5 sene önce Turkcell olarak yola çıktık. Datamızı Türkiye'de tutacağız, Türkiye'de işleyeceğiz diye bir söz verdik.

3,5 sene gibi kısa bir sürede, anlık mesajlaşma platformu BiP'i, müzik platformu fizy'i, arama motoru Yaani'yi, kişisel bulut servisi Lifebox’ı, milli ödeme platformu Paycell’i ve okuma alışkanlığımızı dijitalleştiren Dergilik'i yaptık.

Şimdi de adım adım o dijital servislerin üzerinde çalışacak cihazları da hep birlikte iş ortaklarımızla beraber hayata geçirmeye devam edeceğiz.

 

Akıllı telefon da Türkiye’de üretilecek!

Samsun’daki fabrika ilk etapta tuşlu telefon modeli F1’in üretimini yapacak.  Önümüzdeki günlerde piyasaya sürülmesi planlanan, ilk yerli akıllı telefon modeli P13’ü de Samsun’daki fabrikada üretilecek. Yerli malı olacak telefon 5.9 inç büyüklüğünde ekran, Android 8.1, 4 çekirdekli 1.3 GHz MT 6739 işlemci, 3 GB RAM, 13 Megapiksel ana, 8 Megapiksel ön kamera, 4000 mAh pil gibi özellikler sunacak.

 

En hızlı kurulum

Samsun’daki fabrikanın kurulum aşaması 3 ayda sürdü. Fabrikada 180 personel çalışıyor. Bu 100 kişinin yüzde 70’i mavi yaka, yüzde 30’u ise beyaz yakalı personel. Fabrikada reeder marka ürünlere servis hizmeti de veriliyor. Fabrikanın yıllık toplam üretim kapasitesi 600 bin adet. Bunun 300 bin adeti cep telefonu, 200 bin adedi tablet, 100 bin adedi de akıllı saat.

 

Akıllı şehir için işbirliği

Samsun’da teknoloji ile ilgili esas büyük adım Samsun Büyükşehir Belediyesi, Turkcell ve Huawei ile Akıllı Şehir İşbirliği protokolü imzalanması ile gerçekleşti. Huawei Türkiye Genel Müdürü Li Shen, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Zihni Şahin, işbirliği protokolünü imzaladı. İmza töreninde Türkçe konuşma yapan Shen, Huawei'nin dünyanın 170'i aşkın ülke ve bölgesinde faaliyet gösterdiğini söyledi.

 

Kırgızistan ile çok daha fazla ticaret yapılır

Yıllar önce genç bir ekonomi gazetecisi iken gitmiştim Kırgızistan’a ve başkenti Bişkek’e… Birlikte gittiğim herkes gibi bende sanki Anadolu’daki bir kente gitmiş gibi kendimizi kendi evimizde hissetmiştik.

Bu ülkede Türk girişimlerin ortak önemli yatırımlar yapabileceğini varsaymıştık.

Hatta yazmıştık bu düşüncelerimizi… Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gezisi ile gündeme gelen Türkiye-Kırgızistan ticaret rakamlarına baktığımda istediğimiz gibi değildi sanki gelişmeler.

Toplam dış ticaret hacmimiz 487.3 milyon dolar yani 500 milyon dolar bile değildi.

Türkiye’den Kırgızistan’a yapılan ihracat 343.6 milyon dolar olarak gerçekleşmişti. Bu rakam halı, ziynet eşyaları, tekstil mamulleri, karayolu taşıtları için aksam, parça ve aksesuarlardan oluşuyor.

Türkiye’nin Kırgızistan’dan yapılan ithalat ise 143.7 milyon dolar seviyesinde. Bu rakamda da altın, pamuk, kuru baklagiller, bakır alaşımları öne çıkıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kırgızistan ziyareti ile bugüne kadar istenen seviyede gitmeyen ticaretin yukarı çekilmesi için önemli görüşmeler yapıldı.

Özellikle DEİK’in koordine ettiği İş Forumu’na iki ülkeden 300’üden fazla işadamının katılması ticaretin geliştirilmesinde önemli bir adım olarak niteleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu sözleri de bu noktada önemli bir işaret veriyor:

Her iki ülke iş insanlarının bu toplantı vesilesiyle yeni ortaklıkların kapılarını aralamalarını özellikle temenni ediyorum.

Buradan öncelikle Türk iş insanlarına sesleniyorum, Kırgızistan dost ve kardeş bir ülkedir. Yatırımlarınızda gelin bu ülkeye öncelik verin.

Kırgızistan'a yapacağınız yatırımlarda sadece Kırgızistan pazarını göz önünde bulundurmayın. Buraya yapılan yatırımlar Avrasya Gümrük Birliği sebebiyle Kazakistan, Rusya ve Beyaz Rusya pazarlarına da hitap edecektir. Hatta Çin pazarı da göz ardı edilmemelidir.

Bu önemli geziye katılan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan değerlendirmeleri daha fazla ayrıntıyı içeriyordu. İşte o sözler:

Türkiye ile Kırgızistan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri artırmayı istiyoruz.

Türkiye ile Kırgızistan arasında 2017 yılının sonunda 487 milyon dolar olan ticaret hacmini 1 milyar dolara artırmayı amaçlıyoruz.

720 milyon dolar olan müteahhitlik projelerinin de birkaç katına çıkarılmasını hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde imza atacağımız projelerle Avrupa’nın en dinamik ülkesi ile Atayurt’un stratejik ülkesi arasındaki ticaret hacmini bu yıl sonuna kadar 1 milyar doların üzerine çıkaracağız.

Türkiye Kırgızistan’ın en büyük ithalat partnerleri arasında ilk 5’te yer alıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi Kırgızistan’ın vaat ettiği potansiyelin çok altında. Kırgızistan’da 300 civarında Türk sermayeli firma, 304 milyon dolar sermaye ile faaliyet gösteriyor. İki ülke birlikte yeni yatırım ve işbirliği projeleri hayata geçirerek gelecek nesillere istihdam alanları oluşturabilir değerlendirmesi yapılıyor. Gezide TOBB ile Kırgızistan Ticaret ve Sanayi Odası arasında İşbirliği Anlaşması ve Gata Havayolları ve Taşımacılık A.Ş. ile Manas Uluslararası Havalimanı arasında İşbirliği Anlaşması imzalandı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test