Yeni bir ruh

18.9.2015
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



Cumhuriyetimizin kimliğini oluşturan ulus devlet, üniter devlet ve laiklik üzerinde kavga devam ediyor. 

Büyük Ortadoğu projesinin mimarları yoğun bir çalışmanın içindedirler.

 

Dünya lideri ABD ile Yahudi ilişkisi  yeni boyutlarıyla gündemdedir.

Irak üçe bölündü. Suriye acımasız bir savaşın içine itildi.

Şimdi sıra Türkiye'ye geldi hesaplarını yapanlar, PKK  sorununu özerk Kürdistan devletine çıkardılar.

Yeni Osmanlıcılık nostaljisi ile ülkeyi bir  belalı zemine götürenler kozmopolit kültürün şak şakçılığıyla İsrail'in vadedilmiş topraklarının (Mescid-i Aksa) avukatlığını yapıyorlar. Ve Türkiye adeta yeni bir Lozan'a yuvarlanmaktadır.

Ilımlı İslam taraftarları zilleri takmış oynuyorlar.

Ama bilmiyorlar ki Türkiye ne Irak'tır ne de Suriye.

Ortadoğu'nun yeniden yapılandırılacağı Büyük Kürdistan devletinin kurulacağı projeleri yeni değildir.

Siyasal kürtçüler de malumunuzdur. Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olması nedeniyle yönlerinin ve hedeflerinin neler olduğu meçhulümüz değildir.

Önemli olan Türkiye birliğini zaafa uğramamasıdır. Bizi biz kılan değer yargılarının tahribine seyirci kalınılmamasıdır.

Doğunun manevi, batının maddi kültürü bünyesinde yumuşatarak kendine mal eden toplumumuzun ne ulus, ne üniter devletten ve ne de laiklikten vazgeçmesi düşünülemez. Bölünmüş bir vatana evet diyemez. Bu nedenle de oynanan oyunları sona erdirecektir.

Azınlık diye ortaya çıkan bölücüler ile yabancı soylu aydınların hevesleri kursaklarında kalacaktır.

'VATAN BİR BÜTÜNDÜR PARÇALANAMAZ' ilkesi dünler içinde ne idiyse bugün de öyledir.

Aklın zaferi Türkiye'nin olacaktır.

Yine tuzaklar tezgahlanacak, yine çokça güzel insanımız şehitlik mertebesini içecektir.

Kötülerin maskesini indirmek ve  şanlarını ülkenin her karış toprağında yaşatmak Türkiye sevdalılarının eseri olacaktır.

45 bin yatırın varolduğu Anadolu sade bir toprak parçası değildir. Toprağın imana geldiği yerdir.

Asırlardır bir ve beraber yaşamış, kız almış kız vermiş kardeşlerin savaşmasına alkış tutanların, burunlarının yerlerde sürülmesi an meselesidir.

Yeterki küçük hesapların yeterki bencil düşüncelerin ve yeterki doyumsuz ihtirasların sonlandırılacağı inancı her zeminde var olsun.

Tıpkı Kuvay-i Milliye ruhu gibi. 1961'den 1980 kadar beş ayrı bakanlıkta milletimin hizmetinde oldum. Her arkadaşım gibi. 

Hiç kimseye nı ırkını, ne mezhebini sormadık. Aksine İstanbul'un Şişlisi'nde ne varsa Hakkari'nin Yüksekova'sında o olacak dedik..Baraj olduk, üniversite olduk. Hastane olduk, devletimizin en büyük yatırımı olan GAP'ı orada gerçekleştirdik.

Harran Ovası'nda Harran Üniversitesi'ni açtık. Her ilçeye liseyi götürdük.

Kürdü, lazı, çerkezi, boşnağı, pomağı, gürcüsü aynı cevherin damarlarıdır diye sevdik başımızın tacı yaptık.

Ne kan tahlillerinin peşinde koştuk, ne kafa taslarını ölçtük. 

Benim gök kubbemin altında yaşayan herkesi kucakladık, bağrımıza bastık.

Ve 'Sen benim şaheserimsin. Seni mutlu etmek benim mutluluğumdur” dedik.

Ogün olan darbelerin acılarını birlikte çektik. Kimseye küsmedik, darılmadık ve kızmadık.

Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun mısrasını birlikte söyledik.

 Şimdi aramıza kara kediler sokuyorlar. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Yine bir ve beraber olarak, milli hudutlarımız içinde özgür insanlar olarak yaşamımızı sürdüreceğiz.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar