Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Sokaktaki acentayı ikna edip turizmi kurtarabiliriz

19.8.2016
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Turizmde sıkıntılar biliniyor. Sektör sıkıntıları seyretmek yerine çözüm üretmeye çaba gösteriyor. Çaba gösterenlerin başında da Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) geliyor.

Başaran Ulusoy başkanlığındaki TÜRSAB’ın son atağı bir süre önce bu kurumun yurtdışı temsilciliğine getirilen Hüseyin Baraner’in çabaları ile gerçekleşti.

TÜRSAB Yönetim Kurulu’nun daveti ile Hüseyin Baraner’in girişimleriyle Almanya ve Avrupa pazarının öncü seyahat acentası zincirlerinden RTK Grubu Başkanı Thomas Bösl İstanbul’a geldi.


Dünya turizminin bu önemli ismine İstanbul sokak sokak gezdirildi… İstanbul’u kendisinin görmesi için yardımcı olundu.

Sonra da hep birlikte bir toplantı yapıldı. Toplantıya Başaran Ulusoy’un yanısıra Genel Sekreter Çetin Gürcün, Yönetim Kurulu Üyesi Numan Olcar, Hüseyin Baraner, Dış İlişkiler Direktörü Ela Atakan ile sektörün önemli isimlerinden ve NG Hotels CEO’su Kamil Berk katıldı.

Sektör için bu toplantı çok önemliydi. Bugünlerde sıkıntılardan çıkışın ilk adımı olabilir değerlendirmeleri yapıldı.

Çünkü Thomas Bösl başında bulunduğu kurum yani RTK 8 bin seyahat satış bürosunu temsil ediyor.

Ayrıca çeşitli ülkelerde çok yönlü ortaklıkları bulunuyor. RTK’nın yıllık ortalama iş hacmi 5 milyar euroya ulaşıyor. Türkiye’de bu iş hacminin beşte birini alıyor. Yani Türkiye’nin cirodan aldığı pay 1 milyar euroyu buluyor.

Toplantıda başta Başaran Ulusoy olmak üzere tüm katılımcılar konuk Thomas Bösl’e Türkiye’nin önemini ve güvenlikte bir sorunu olmadığını anlattılar.

Zaten sokaktan gelen Thomas Bösl bunları dinledi ve katılan herkesi “biz bunu neden düşünmedik” dedirtecek şu önemli saptamayı yaptı:

“Bir kere Türkiye tıpkı bana yapıldığı gibi bütün Avrupa’ya hayatın normal şekilde aktığını anlatmalı. Çünkü çıkan haberler turizmi olumsuz etkiliyor. Ama Türkiye’nin yıllardır yaptığı çok önemli bir yanlışlık var. Aslında eksiklik demek daha doğru… Avrupa sokaklarında müşteriye yüz yüze satış yapan seyahat acenteleri yoluyla turizme desteklemeyi hiç gündeme getirmedi. Oysa başta Almanya olmak üzere bütün Avrupa’da insanlar seyahate çıkarken mutlaka mahallesindeki acentaya danışıyor. Tatil planı yapılırken bu acentaya giriliyor. Son karar orada veriliyor. Türkiye bu sistemde etkili olmayı hiç düşünmedi. Sadece tur operatörleriyle çalıştı. Müşteriye Türkiye’yi bizim gibi acentalar anlatıyor. Bu sistemi kullanmayan tek ülke Türkiye…Turizm endüstrisi ile diğer sektörler arasında dağlar kadar fark var. Bizim sektörümüz insan ilişkileriyle oluşan bir sektör.”

Bu önemli saptamadan sonra konuk turizmci şu olumlu mesajlar verdi:

“. Biz seyahat acenteleri olarak piyasayı yönlendiriyoruz, şekillendiriyoruz.

. Bu anlamda, Rusya'nın Türk pazarına geri dönmesi bizi Avrupa'da güçlendiriyor.

. Çünkü bu, Türkiye'nin turizmdeki hareketliliği normal hale dönmüş demek oluyor.

. Bu, bizim satışlarımızı hızlandırır. Bu anlamda Putin Erdoğan görüşmesi çok önemli.

. Sektör, normale dönünce biz de buna paralel olarak Avrupa'da gönül rahatlığıyla satışı hızlandırırız.”


Peki bu yıl Türkiye yerine başka yerlere giden Avrupalılar memnun mu? İşte toplantıda bu konu da gündeme geldi ve Bösl bu konudaki saptamaları da tarihe geçecek nitelikteydi… Turizmin nabzını tutan bu önemli isim şu değerlendirmeyi yaptı: “Aslında piyasadaki durum buna otomatik cevap veriyor. Türkiye'deki otelcilik sektöründeki altyapı, sunulan imkanlar ne İspanya'da, ne Yunanistan'da ne de İtalya'da var. Bir karşılaştırma bile yapamayız. Özellikle Antalya bölgesindeki otel işletmeciliği çok farklı. Müşteri de bunun farkında. Bizdeki raporlara göre Türkiye'deki hizmet ve hijyen çok üstün konumda.” Sonra bu noktada sözü TÜRSAB Yurtdışı Temsilcisi Hüseyin Baraner aldı ve şu eklemeyi yaptı: “Türkiye'de turizm alanında çoğu yerde olmayan ürün çeşitliliği bulunuyor. En pahalı olduğumuz yıllarda en iyi satışları yaptık. 2013'te İstanbul fiyatları Barcelona'yı geçmişti, Hilton'da 400 avroya oda bulamıyorduk. Antalya'da en iyi sattığımız yıl fiyatların en tavan yaptığı yıldı. Türkler hep ucuz satar pahalıyı satamaz diye bir durum yok. Kendimizi çok küçümsüyoruz. Antalya, Bodrum, İstanbul başta olmak üzere iki yıl önce aldığımız fiyatlar uçuyordu. Ben 600 euroya İstanbul'da gecelik oda aradım, Antalya'da bir ailenin 12 bin dolara paket kaldığını biliyorum. Önümüzdeki sene turist sayısının Türkiye için çok olumlu olacağını biliyorum. Avrupa'da Türkiye'yi tutan iki kitle var; biri çocuklar diğeri ev kadınları, anneleri kastediyorum. Çocukların hepsi şimdi İspanya'da, Yunanistan'da 'Anne, baba, beni buraya niye getirdin' diye ağlıyor. Çünkü çocuklar siyaset bilmiyor. Onlar sadece hizmete, servise, mutluluğa bakıyor. Bu

Türkiye için çok önemli. Antalya'ya gelen turist sayısı 12 milyonken bunun 3 milyonu 12 yaş altı çocuk. Bu çocuklar getiriyor. Burada biz çok güçlüyüz. Bizim

otellerdeki çocuklar için yapılan yatırımlar, başka hiçbir yerde yok. Varsa da 100 otelden 1 tanesinde var, bizim ise hemen bütün otellerimizde mevcut.  Biz bunları araştırdık. Müşterimiz olan ev kadınları 'Ben 11,5 ay bu çocukla uğraştım, tatilde bir tek Türkiye'de rahat edebiliyorum. Çocuğumu beslenmesiyle, güvenliğiyle bir tek Türkiye'de teselli edebiliyorum, beni bile aramıyor çocuğum' diyor. Bu öyle büyük bir satış unsuru ki, esas satışı burası getiriyor."

Başaran Ulusoy herkesin önünü açacak bir buluşma sağladı. Turizmi en iyi bilen, turistin nabzını iyi tutan bir ismi Türkiye’ye getirdi.

O da Türkiye’nin turizmi sokaktaki acentayı ikna ederek satması gerektiğinin altını çizdi. Madem biz kadın ve çocuklar üzerinde çok etkiliyiz o halde bu etkiyi sokaktaki acenta ile buluşturabilirsek turizmde siyaset etkisini en alt seviyeye indirebiliriz. Turizm ile ilgili etkili ve yetkili isimler bu noktayı değerlendirmeye almalı.

Dünya devlerinin zirve yöneticileri Türkiye hakkında işte bunları söyledi

Kurşun geçirmez araba istediler
sonra İstanbul’u yürüyerek dolaştık

 Keşke bu toplantıyı bütün dünya izleseydi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan 74 ülkede faaliyet gösteren 600’ü aşkın uluslararası sermayeli firma ile ekonomiyle ilgili bakanlarla buluşturdu.

Başlık “Türkiye’ye Güvenenler, Türkiye’de Üretenler” olarak düşünülmüştü.

Toplantıda bu yatırımcılardan bazıları söz aldı ve ekonomi bakanlarına konuştu.

Çok sayıda İSO üyesi de bu konuşmaları dinledi…

Çok önemli mesajlar verildi… Bu mesajları tek tek vermenin önemli olduğunu düşünüyoruz.


Hüseyin Geliş (Siemens),  Gökhan Saraç (Unilever), Ahmet Erdem (Shell), Ali Koç (Ford), Mahmut Sarıoğlu (Goodyear), Sami Sevinç (ABB), Buğra Kavuncu (BASF), Altan Demir (Dere sandoz,Novartis), Tankut Turnaoğlu (P&G), Zeynep Süngür (Nestle)

Ancak önce bu toplantının gerekçesi olarak anlamlandırılacak İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan şu sözlerini aktararak başlamak istiyoruz:

“- Türkiye için çok önemli olan içinde bulunduğumuz süreç, yurt dışındaki dostlarımız tarafından yeterli ve sağlıklı bir şekilde tahlil edilemiyor. Türkiye’de yaşanan gerçekleri ve ekonomimize olan inancınızı, ülkenizle ve dünya kamuoyuyla paylaşmanız, bizler için en anlamlı ve güçlü destek olacaktır.”

Sonra kürsüye yıllardır Türkiye’de yatırım yapmaya devam eden kuruluşların temsilcileri geldi…

Ford Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç da konuşma yaptı. Ford adına kürsüye gelen Ali Koç önemli noktaların altını çizdi…

. Son beş yılda yaptığımız 30 milyar TL’lik yatırım, ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenin göstergesi.

. Türkiye’nin daha fazla yabancı yatırım çekmesi için güvenilir ve adil bir hukuk sistemi, uluslararası standartlarda bir demokrasi, nitelikli işgücü ve Ar-Ge, inovasyon, girişimcilik ve katma değeri teşvik eden bir ekosistem gerekiyor.

. Ortaklarımızla beraber ülkemize olan inancımız ve güvenimizi sadece sözde dile getirmiyor, yatırımlarımız ve aksiyonlarımız ile bunun altını dolduruyoruz.

. Son beş yılda yaptığımız 30 milyar TL’lik yatırım, ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenin göstergesi. . . Türkiye’ni daha fazla yabancı yatırım çekebilmesi için olmazsa olmaz hususları; güvenilir ve adil bir hukuk sistemi, uluslararası standartlarda bir demokrasi, nitelikli işgücü ve Ar-Ge, inovasyon, girişimcilik ve katma değeri teşvik eden bir ekosistemdir.

. Son birkaç yılda hükümetimiz, sanayicilerimize Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı teşviklerini sundu. İnanıyorum ki, bu teşvikler ve bütünsel stratejiler ile ihtiyacımız olan yeni bir ‘Yatırım Hamlesi’ni başlatabileceğiz.”

İlk konuşmayı Siemens Sanayi ve Ticaret Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis yaptı… Siemens’in tam 160 yıldır Türkiye’de olduğunu söyledi ve yabancı kökenli bir Türk şirketi olduklarının vurguladı ve şu sözleri de önemliydi:

“. Artık hiçbir olay sadece tek bir ülkenin sorunu değil, küresel oyuncular olarak bunu biliyoruz.

. Türkiye’ye uzun vadeli bir bakışla geldik. Birlik ve beraberlik içinde olduğumuz takdirde sorunlarımız mutlaka çözülür.

. Biz 160 yıl önce de Türkiye’de olamayanı bu topraklara getirebildik. Türkiye’de bu alanlarda bulunmaya devam edeceğiz.

. Elbette fabrikalar kuracağız ama bu alanda ufkumuz açık olmalı.

Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. Türkiye, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Kafkasya Hukuktan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Saraç’ın en hızlı büyüdükleri ülkenin Türkiye olduğunu başlayarak yaptığı konuşmada önemli noktalar şunlardı:

. Türkiye’nin geleceğine olan inancımız tamdır. Yakında Konya’da devasa bir fabrika kuruyoruz.

. Üretim kapasitemiz artacak. Bu yatırımı Türkiye’de yapmış olmaktan dolayı gurur duyuyoruz.

. Unilever Türkiye’nin istikrarlı büyümesine katkıda bulunarak yatırımlarımıza devam edeceğiz. Daha çok çalışacağız, daha çok istihdam yapacağız ve daha çok üreteceğiz.

Aynı zamanda YASED’de önemli adımlar atan Shell Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem sözlerindeki önemli noktalar ise şöyleydi..

. Türkiye, Shell için öncelikli 10 ülkeden biri. Türkiye’nin potansiyeline ve geleceğine yürekten inanıyoruz.

. Başta enerji olmak üzere birçok alanda yatırım yaptık ve yapmaya da devam etmekteyiz.

. Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve Bakanlarımıza uluslararası yatırımcıları destekleyici çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz.

. Uluslararası yatırımcılar için güven veren çalışmalar yapılmaktadır. Bu da ülkemizin rekabet gücünü artıracak yöndedir.”

 

Good Year Lastikleri Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mahmut Sarıoğlu özetle şöyle bir konuşma yaptı:

“. Türkiye’de 1962’den bu yana faaliyetteyiz. Adapazarı ve İzmit’te yer alan fabrikalarımızda günlük toplam 20 bin üretim yapıyoruz.

. Ülke çapında yayılmış geniş bayilerimizle istihdam yaratıyoruz ve geçmişten bugüne dek yaptığımız yatırımlarla büyümeye devam ediyoruz.

. Amacımız ayrıca Türkiye’de sosyal sorumluluk sahibi bir firma olmaktır.

Ve sonrasında ABB Elektrik Sanayi Murahhas Üye Sami Sevinç kürsüye geldi…

. Türkiye’de sanayici olmak gelişmiş bir lunaparkta bulunmak gibi.

. Sanayicilere sadece atlıkarıncaya binme beklentileri varsa yanlış beklenti içinde olduklarını söylüyorum.

.Türkiye’de sanayici olmanın daha ziyade roller coster’a binmeye benzediğini söylüyorum.

. Bu çerçevede önümüzdeki günler de kolay geçmeyecektir.

. Bunun çözümü için devlet büyüklerimizin katkısı çok önemli. Alışık olduğumuz çıkış süreci başlayacaktır.

Dünya devi BASF Türk Kimya Sanayi ve Ticaret CEO’su Buğra Kavuncu altını çizdiği noktalar ise şöyleydi:

. Önümüzdeki yıllarda kimya sektöründe üretim hacmini artırabileceğiz.

. Bizim şirketimizde de rekabet söz konusu. Global bir şirket olarak Türkiye’de neden yatırım yapılması gerektiğini izah ediyoruz.

. Ama bu anlamda işimiz çok zor değil. Dolayısıyla uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye her zaman ilgisi oluyor.

.  İnsan kaynağı açısından da şanslı bir ülkeyiz. Siyasi istikrar ve huzur çok önemli ama maalesef yurt dışındaki algı konusunda son zamanlarda zorlanıyoruz.

. Ama ben bu konuda her şeyi yapmaya hazırım. Dünya küçük, burada söylediğiniz her şey yurt dışına da yansıyor.

Toplantının en renkli konuşmasını Sandoz / Novartis Türkiye ve Orta Doğu Bölgesi Başkanı Dr. Altan Demirdere yaptı…

. 10 Ağustos’ta Global CEO’muz Türkiye’ye gelecekti. Ancak seyahat ertelendi.

. Biz de buna karşı çıktık. Çünkü CEO’nun gelişi çok önemliydi.

. Kurşun geçirmez araba, koruma gibi isteklerde bulundular.

. Sonra buraya gelince her şeyin normal olduğunu gördü.

. Korumaları ve arabayı bıraktı. Biz yürüyerek İstanbul turu yaptık. Ve mutlu bir şekilde ülkesine döndü.

. Bir ülkeye yatırım, evliliğe benzer. Önce söz olur, eğer her şey yolunda giderse nişanlanır ve uzun vadeli plan yaparak evlenirsiniz.

. Biz de Türkiye ile evliyiz ve boşanmaya hiç niyetimiz yok. Sandoz/Novartis, Türkiye’yi sevmekten ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.”

Procter & Gamble Tüketim Malları Sanayi Türkiye ve Kafkaslar Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu sözleri ise şöyleydi…

“. Ülkemizin geçtiği bu zorlu dönemden en iyi şekilde çıkacağına inancımız tamdır.

. 1987 yılından bu yana Türkiye’de 700 milyon dolar doğrudan yatırım gerçekleştirdik.

. Bu yıl da 80 milyon dolarlık bir yatırımın içindeyiz. Yatırım ortamının gelişmesi için devletimizin kararlılığını memnuniyetle karşılıyor ve aldıkları önlemler için kendilerini alkışlıyoruz.

. Türkiye’ye güvenmekten vazgeçmeyeceğiz.

Toplantıda kürsüye çıkan tek kadın konuşmacı Nestle Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Zeynep Sungu oldu.  Şu noktaların altını çizdi:

. Nestle Türkiye’den hiçbir zaman vazgeçmedi. Türkiye ekonomisinin gücüne ve büyüme potansiyeline inancımız tam.

. Türkiye dünyanın en büyük büyüme potansiyeline sahip ülkesi. Türkiye’nin istikrarını birlik olduğu taktirde geliştireceğine gönülden inanıyoruz.

. Sağlıklı beslenme için projelerimiz bulunuyor. Bu proje için 3 milyon ayırdık ve hedefimiz milyonlara ulaşmak.

. Bu kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte bir protokol imzaladık. 12 yaşındaki çocuklara doğru beslenme ile ilgili eğitim veriyoruz.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test