Farkında mıyız?

2.9.2016
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk toplumunda, yüz yıllardır  farklı din, mezhep , dil , örf ve adetlere sahip  halklar bir arada  kardeşçe yaşamıştır. Ayrımcılık  yapılmamış, azınlıklar  dahil eşit haklara sahip olunmuştur. Kimse dini, mezhebi, ırkı, dili için  dışlanmamıştır.

Birbirimize gerçekten kenetlenmemiz gereken bu günlerde, tarihimizde süregelen toplumsal yapımızı koruyarak, hep birlikte kardeşçe yaşamaya devam etmeliyiz. Kimseyi inançları, örf ve ananeleri için ötekileştirilmemeli, beraberce bu vatan topraklarına sahip çıkılmalıdır.

Son yıllarda etkinliği ile toplumsal yapımıza, birlikteliğimize zarar veren dini örgütler, yapılar, siyasi yapılanmamızın dışında olmadığı sürece, benzer  ayrımcılıklar, bölünmeler artacak, ülke bütünlüğümüz tehdit altında olmaya devam edecektir.

Bunu da ancak laik, demokratik, parlamenter cumhuriyet sistemini koşulsuz şartsız yerine getirerek,  sağlamamızın mümkün olduğunu unutmamalıyız.  

Ülkedeki iç ve dış tehditler o kadar büyük bir boyutta ki, günlük meseleleri bırakıp,  gerçek anlamda çözüm odaklı olma zamanımız çoktan gelmiştir.

Günlük hayatımızın içinde pek çok insan modeliyle karşılaşırız. Kimi çok konuşur, boş konuşur. Kimi hiç konuşmaz, içinde kocaman bir dünya vardır , ifade edemez. Bazısı da az konuşur, ama yerinde, anlatılması gerekeni tek bir kelimeyle ifade ediverir.

İnsanların yaptıklarını, başarılarını, ne olduklarını sadece konuştukları ile çözemeyiz. Kişinin yaptıklarına, eserlerine, toplumsal kazanımlarını değerlendirmek gerekir. Artık günümüzde unuttuğumuz bir söylemi de böylelikle hatırlamamız gerektiğini düşünüyorum.

“Ayinesi iştir kişinin söze bakılmaz”

Deprem
Ülkemiz coğrafyasının yüzde 98 deprem bölgesindedir. Bunun yüzde 42’si 1.derecede deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. Buna rağmen 10 evden sadece 4’nde deprem sigortası mevcuttur.  

Zaman zaman yapılan bilimsel açıklamalarla, yaşanabilecek deprem senaryolarını görmekteyiz. Ancak bunun için yeterli tedbir, denetim ve uygulamalara hala sahip değiliz. Bu konuda acil önlem paketleri oluşturulmalı, özellikle dask sigortası konusunda, kesin yaptırımların söz konusu olacağı, uygulamalara geçilmelidir.

“Deprem gelip geçecek, hayat devam edecek.” diye düşünerek bugünlere geldik, geçmişten hiç ders almadığımız aşikar.

Bu hafta yaşanan 6 büyüklüğündeki İtalya depreminde meydana gelen yıkımların çoğunun binalarda kullanılan çimento yetersizliğinden kaynaklandığını, devletin yapı güçlendirme için vermiş olduğu desteklerin kullanımının doğru yapılmadığı konusunda savcılık araştırmalarına başlamıştır.

Ülkemizde olası yaşanacak depremlerle ilgili alınacak tedbirleri, deprem öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmalıyız.

Depremin yarattığı hasar ve can kayıplarının sonrasında trajedik gelişmelere sahne olmaması için, toplanma bölgelerinin, sadece boş alan olarak değil, aynı zamanda medeni ihtiyaçların, sağlık hizmetlerinin görüldüğü, yeme içme sorunlarının kısmen halledildiği mekanlar olarak hazırlamalıyız. Binaların yanı sıra altyapı, okul, hastane gibi ana yaşam şartlarının ne hale geleceğini değerlendirmek ve tedbirlerini almak zorundayız.

Bunlarla ilgili gerçekler tüm topluma sık sık hatırlatılmalı, sıkı kontrol sistemleri ile denetlenmelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yazarın Son Yazıları

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar