İstanbul’un altından çıkan “Şifa” kaynağı

9.12.2016
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Geçen hafta Türk turizminin tek kurtuluş reçetesinin, katma değer yaratacak projeler ve pazarlama yöntemleri olduğuna dikkat çekmiştim. Tam bu noktada sadece Marmara değil belki de Türkiye’nin en büyük termal bölgesi olan Tuzla’daki yatırım haberi dikkatimi çekti.

İstanbul şüphesiz dünyanın önemli turizm destinasyonlarının başında. Ancak İstanbul’un termal bölge olma özelliği çok fazla bilinmez. Genelde Bursa, Afyon, İzmir ve irili ufaklı Anadolu’da birkaç ilçe aklımıza gelir. Oysa ki Tuzla içmelerinin geçmişi 5 bin yıla dayanıyor. Hepimizin bildiği Osmanlı döneminin tanınmış gezgini, bilim insanı Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde anlattığı Fatih Sultan Mehmet'ten Atatürk'e kadar birçok devlet adamının şifa bulduğu tarihi Tuzla İçmeleri, krize girmiş Türk ekonomisi içerisinde 60 milyon liralık yatırımla modern hale getirildi. Bu büyük yatırımın altındaki imza ise, Tuzla İçmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Köksal Köse’ye ait.

Tuzla İçmeleri’nin, 1300'lerde Türkler'in Anadolu'ya gelmesinin ardından Rumeli'ye yapılan seferlerde, tesadüfen şifalı olduğu keşfediliyor. Osmanlı ordusu aylar süren seferleri sırasında yola devam edemeyecek, hasta atlarını Tuzla bölgesindeki otlaklarda bırakırlar. Ancak dönüş yolunda o cılız atları diğerlerinden çok daha gürbüz bulurlar. Hep deriz, “Doğa en büyük laboratuar ” diye. Yaşanan örnek de bu durumun en güzel tasviri.  Daha sonra Osmanlı döneminin hekimleri, bölgeyi gözlem altına alır, insan üzerinde denemeler yaptıktan sonra İçmeler’deki suyun şifalı olduğuna karar verirler.

İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet'in de buraya büyük önem verdiği biliniyor. Önceleri "yunak" daha sonra "içmeler" diye adlandırılan bölgenin sunduğu şifalar, Evliya Çelebi sayesinde uluslararası üne kavuşur. Evliya Çelebi 1611'de kaleme aldığı notlarında Tuzla İçmeleri'ni söyle anlatıyor: "İnsanlar beldelerden akın akın geliyor, çadırlar kuruyorlar. Huşu içinde sulardan içiyorlar. Öyle bir iç organ temizliği yapıyormuş ki insan sanki anasından yeni doğmuş gibi oluyor."

Bölgenin ilk tesisatlandırma çalışmaları 1900'lerde başlamış. 1923'te suları Fransızlar işletmişler. Damacana ile satılan sular birçok insana şifa kaynağı olmuş. Cumhuriyet kurulduktan sonra 1927'de Kamil Abduş Bey, termal kaynakların tüm haklarını alarak 2 iş adamı ve 3 doktorla Tuzla İçmeleri ve Havalisi Türk Anonim Şirketi'ni kurar. Bugüne kadar birçok insanın göremediği katma değeri o dönem için ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk yine muhteşem vizyonuyla fark edip bölgenin önünü açan imzayı atar. Ancak onun vizyonu ancak 2000’li yıllarda iş adamı Köksal Köse ile buluşur.

Sayın Köse, sağlık ve turizmi bir birine son derece başarılı bir şekilde entegre ederek, gerçek anlamda katma değeri yüksek bir modeli Türkiye’ye sunar. İstanbul Medikal Termal Kaplıca Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi, iç ve dış turizm için de ciddi bir potansiyel taşıyor.

İstanbul Medikal Termal, birçok fiziki soruna, derde çare bulacak hekim ve ekipmana sahip. Tesiste hastaların yanı sıra koruyucu hekimlik, yani hastalanmadan, korunma amacıyla özel şifalı su ve beslenme kürleri uygulanarak vücudun tam anlamıyla toksinlerden arınmasına da yardımcı olan yöntemler mevcut.

Köksal Köse’nin yatırımı sadece Medikal Termal ile sınırlı değil. Bölgeye bugüne kadar 115 milyon liralık yatırım yapmış. Ülkemizin içerisinde bulunduğu ortamın düzelmesinden sonra bazı hayalleri var. Dolayısıyla bekleme sürecinde. Kendisinin ifadesiyle, 33 milyon dolarlık daha yatırım yapabilecek kaynak var bölgede. Bu yatırım sonrası, kaynaklar tam kapasite işletebilirse Türkiye’nin sağlık turizminde hedeflediği rakam ve yanı sıra da binlerce kişiye istihdam fırsatı önümüzde.

Tüm bu yatırımların yapılabilmesi, ülkemize turistlerin gelebilmesi ve hedeflerimize ulaşabilmemiz için ülkemizde tek bir şeye ihtiyaç var. HUZUR. Bunu da tesis edecek olan biz değil DEVLET.  Huzurun olmadığı ortamda sadece Sayın Köksal Köse değil, bugüne kadar elini taşın altına koymuş, ülkesi için yatırım hayalleri kuran birçok işadamı beklemeye, ülkemizde olduğu yerde saymaya devam edecek.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Denise

21.12.2016 - 15:55
Interesting news articles. Perhaps write a book and have it published.
Yazarlar