Parayı veren düdüğü çalar?

23.12.2016
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’de artık ne zaman ne olacağı kestirilemez hal aldı. Eskiden sadece sabahları şehit haberleriyle uyanıyorduk, şimdi sabah akşam hiç fark etmiyor, 7/24 her an bir toplu, topsuz, bireysel her türlü eyleme, katliama açık hale geldik. Herhalde itibar ve güven araştırması yapılsa, şu an dünyanın en güvensiz ülkesi Türkiye çıkar.

İstihbarat zafiyeti diyorlar, ama olmayan bir şeyin zafiyeti olur mu? Resmen ülke kevgire döndü. Sağdan soldan gümrükler başıboş. Türkiye’nin son derece iyi niyetli başlattığı yardım faaliyetleri artık suiistimallere açık hale geldi. Önceki gün Halep’ten savaş mağduru diye gelen insanların resimlerini gördüm. Aman Allahım!.. Hani halk arasında at hırsızı deriz ya, o modeller. Allah muhafaza gece sokakta görsem inanın yolumu değiştiririm. Eskiden böyle durumlarda, önce yaşlılar, çocuklar, kadınlar ve en son erkekler sıralamasıyla kurtarma faaliyetleri yapılırdı. Bir baktım resimde ne çocuk var ne kadın hepsi ful erkek. Teröristin cinsi cinsiyeti olmuyor tabi ki hatta Rus Büyükelçi’nin katili 1994 doğumlu dolayısıyla yaşla da alakalı değil. Ama sonuçta bu iş istihbarat ve araştırmayla alakalı. Şu anda da ülkemizde büyük bir boşluk var diye en azından bir vatandaş olarak hissiyatım var.

Geçen hafta sonu, hava güzel uzunca bir süredir gitmediğim Bebek sahiline gideyim dedim. Gitmeden önce de sosyal medyada Bebek, Ortaköy ve o sahil şeridinde ihbar olduğu haberini gördüm. Ancak başka sosyal medya haberleri de bunu yalanlıyordu. Kişisel olarak tercihim her ne olursa olsun hayatımızı devam ettirmek yönündedir. Tabii kayıplara saygımızı göstereceğiz ama terörün de ekmeğine yağ sürmemeliyiz diye düşünürüm. Bu nedenle gitme kararı verdim. Ne Bebek ne de Ortaköy benim bildiğim mekanlar değil. Bugüne kadar akşamın 9’unda bu kadar boş, sessiz bir ortamla karşılaşmadım. O saatte neredeyse tüm otopark alanları boştu. İğne atsan yere düşmeyecek mekanlarda, garsonlar harici bir iki masa dolu gerisi yılbaşı öncesi olmasına rağmen talep görmemiş, bomboş.

Benim için en sinir bozucu olan görüntü ise; çok yıllar önce İsrail seyahatimde hep karşıma çıkan tablo. İsrail’de o dönem için her köşe başında elinde ağır silah bulunan güvenlik görevlisi yanında zırhlı araç olurdu. Cumartesi akşamı da Bebek’teki görüntü buydu. Görev yapan kişilere saygımdan fotoğraf çekmedim ve paylaşmakta istemedim. Umarım bu süre en kısa zaman içerisinde sona erer ve ülkemizde tekrar huzur ortamı sağlanır.

Geçen hafta yaşanan onca olayın arasında iki adet açılış töreni yaşadık. Bunlardan birisi Anadolu ve Avrupa yakasını bir birine bağlayan Avrasya Tüneli. Rus Büyükelçi’nin öldürüldüğü günün hemen ertesi günü.

Bir gün önce de bana sorarsanız Türk vatandaşı olarak açıkçası gurur duyamayacağım bir stat açılışı izledim. Ülkemizde yatırım  yapan herkese mutlaka saygım var. Ama bu gerçek anlamda yatırım yapıp, üretime dayalı, insanlara iş ve aş veren firmalara karşı. Yoksa mevcut bir projeyi, ya da arsayı parayla alıp sonrada çalışanları kıyarcasına işten çıkaranları bunun dışında tutuyorum. Hatta adını bile bilmediğim bir emirin Emirgan’da mülk sahibi olup, ondan sonrada gerçekten görgüsüz bir şekilde bizim onlarca yıllık İstinye bayırını Katar Yokuşu olarak değiştirmesi sadece benim değil, o bölgede yaşayan herkesin nefretini kazanmıştır. Ve oradan her geliş gidişimde eminim ki sadece ben değil bir çok insan Katar’a ve o mülkü alana içerisinden ya beddua ediyor ya da iyi dileklerini sunuyorlardır!!..

Aynı şekilde Trabzonspor’un stat açılışında da benzer görgüsüzlük yaşandı. Ve ben, ülkemizin kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, beğenir beğenemezsiniz ayrı bir konu ama ülkemin Cumhurbaşkanı’nın resminin yanında Katar Emiri’nin resmini görmekten dolayı büyük rahatsızlık duydum. Yetmedi, Katar ulusal marşı çalındı. Kusura bakmayın ama burası Türkiye, Trabzon.

Katar Emiri’nin finans şirketi Trabzonspor’a sponsorluk yapmıştır. Birkaç milyon dolar bağışta bulunmuştur. Ne Trabzon’un ne de ülkemin tapusunu almamıştır.

Eğer değerlerimiz bu hale geldiyse, o zaman Beşiktaş İnönü Stadı’na adını veren ve futbol takımı sponsoru İngiliz firması Vodafone’da stada İngiliz Kraliçesi’nin resmini koydurup, maçlardan önce de İngiliz marşının çalınmasını hak olarak görebilir.

Özetle parayı veren düdüğü çalar misali, her nereye sponsor olursa olsun, benim ülke büyüklerimin resminin yanında resmi olamaz, stat açılışında da ne Katar ne de İngiliz marşını çaldıramaz.

Belki son dönemlerde yaşadıklarımız içerisinde küçük bir detay ama ülkemize, değerlerimize, büyüklerimize sahip çıkma noktasında ise çok fazla anlam içeren bir detay.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...