Marka şehir olma hevesi

13.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türk turizminde iddia sahibi büyükşehir, şehirler ve ilçelerin ağzında bir kelime söylenip durmaktadır. Hepsi "Marka" şehir olma iddialarını sergilemektedirler. Ancak bunun ne anlama geldiği ve nelere sahip olmalarının gerektiğini pek iyi algılamıyor, öğrenmiyor, eksik öğreniyor veya takdirde zorlanıyorlar gibime gelmektedir.

Marka şehir olarak adlandırılanların da ne gibi vasıflara malik olduklarını pek görmedikleri anlaşılmaktadır.

Marka şehir olmak öncelikle bir rekabet içinde olduğunu bilmekle işe başlamaktan geçmektedir.

Dünyada 2.5 milyon şehir, 500 bine yakın büyükşehir ve yaşam merkezleri bulunmakta, bunlar birbirleri ile devamlı yarışmaktadır.

Bir defa iş, bir rekabet alanıdır. Bir çok meziyetler, alt yapı ve bunların mükemmelleşmesi, işin esasıdır. Bir başka güçlük işe farklılaşma iddiasıdır ki işin en zor kısımlarından bir tanesidir. 

Ayrıca şehir mükemmelliği yanında, orada yaşayanların da ne kadar medeni davranışlar ile toplum saygısı unsuruna riayet tarzları ve bunlara uymaktaki sadakatleri ve kullanımları da önem arz etmektedir.

Lafını etmek, imrenmek ve öğrenmek istemek kafi değildir. Esas olan altyapı önceliklerini tayin ve tespiti ile bunların finans gücü, planlaması ve sıralanması yanında kalite ve kantite öncelikleri ile şehirde yaşayanlarının tercihlerinde ne kadar öne çıkacağı da ayrıca araştırılıp sıralanmalıdır.

PEKİ TÜRKİYE’DE BUNLAR VARMI?

Dikkat ederseniz, “Marka şehir nedir, ne gibi vasıfları vardır”dan başlamadım. Öncelikle toplumdaki eğitim seviyesinin nasıl olması gerektiği, insanlarının tercihleri, bu hususta ne kadar istekli oldukları gibi unsurları sıraladım.

MARKA ŞEHİR olmak öncelikle bir disiplinler zinciridir. Buna noksansız itaat ve itaatsizliğin de acı bırakan caydırıcı önlemlerinin katı olarak UYGULANMASINDAKİ ısrardır.

Türkiyemizde ise ne yazık ki bu vasıfların hiç birinin yeri bulunmamaktadır. Bir defa önceliklerin tespitinde hep şahsi tercihler vardır. Eğitim ise hiçbir okul derslerinde yer almamaktadır.

Cezalar caydırmaktan çok adam sendeci ve para magandalarının ihlal etmekteki tatminine odaklanmaktadır.

Yalnızca bir hususu ifade ederek, Türkiye’de bunun yaşandığı bir şehrimizi ve insanlarımızın itaat ettiğinin örneğini gösterebilir misiniz?

Hangi şehrimizin yaya geçitlerinde vasıta sürücülerimiz yayalara öncelik vermekte ve durmaktadır?

Tabii istisnalar bir tarafa, o insanlarımıza ve sürücülerimize de takdirlerimi sunuyorum.

Medeniyet, yaya geçitlerinde önceliğin insanlara ve yürüyenlere ait olduğunu anlayamamış sürücülerin yaşadığı şehir, büyükşehir ve yaşama merkezlerinin hiçbirine "MARKA ŞEHİR" vasfını vermez, bu lafları da ağızlarına almalarına müsaade etmez.

Bilmem anlatabildim mi?

Marka şehir olmak bir insanlık olayı, medeniyet işareti, eğitim meselesi, disiplin olayıdır. Ceza ve  taviz vermeme gibi önceliklerin vasfıdır.

İnşallah marka şehirlerimiz ve yaşamlarımızın bu şehirlerde geçme ümidini  kaybetmeyiz.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar