İşte TÜSİAD’dan tarihi uyarılar

13.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’nin sıkıntılı süreçten geçtiği bugünlerde ülkenin en önemli işadamlarını çatısı altında toplayan ve "patronlar kulübü" olarak bilinen TÜSİAD’ın 47’inci Genel Kurulunda tarihi mesajlar verildi. Özellikle Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan konuşmasında birlik beraberlik çağrısı yaptı. Ayrıca genel kurulda bütün önergelerin altında Rahmi Koç’tan, Feyyaz Berker’e, bütün kurucu babaların adının olması birlik beraberlik vurgusunu güçlendirdi.

TÜSİAD Genel Kurulu kötü hava şartlarına rağmen son yıllardaki en yoğun katılıma sahne oldu. Tuncay Özilhan’ın sakin ama vurucu bir üslupla yaptığı konuşmada şu ana başlıklar öne çıktı:

 

**Dünya  ve ülke olarak çok kritik günlerden geçiyorken huzurlarınızda bu konuşmayı yapmak kolay değil.Bu yüzden uzun konuşmayı sevmesem de maalesef istediğimden daha fazla zamanınızı alacağım.

.**TÜSİAD’ın kurucuları kısa vadeli düşünmek ve kısır çekişmelere teslim olmak yerine uzun vadeli ve stratejik olarak düşündüler.

** Yaşamakta olduğumuz zor günlerin arka planında küresel ölçekte meydana gelen müthiş bir dönüşüm var. Adeta bir çağ kapanıyor, yeni bir çağ açılıyor. Dünya liderliği için kavga yeniden kızışıyor. Önümüzdeki dönemde dünya kaynaklarından daha çok pay almak için muazzam bir kavga veriliyor. Bu kavganın en şiddetli yaşandığı yer ise Orta-Doğu. 

**Adeta yeni bir Kurtuluş Savaşı veriyoruz. Belli ki ülkemizin bütün fay hatları ile oynuyorlar. Bu, hepimiz için bir hayat memat meselesi."

Cumhuriyet’in yönü batı medeniyetidir

Ülkenin ateş altında bulunduğunu hatırlatan Özilhan, doğru savunma mekanizmalarını geliştirebilmek için sakin ve sağdulu davranmak gerektiğinin altını çizdi. Bu saldırıları yok edebilmek için alınacak önemleri güvenlik ve toplumsal dokuyu güçlendirmek şeklinde iki başlıkta toplayan  Özilhan, detayları şu şekilde sıraladı: 

**Her devlet, eli kanlı katiller karşısında mutlaka sert güvenlik tedbirleri alır. Ama şu son yıllardaki alt-üst oluş sürecini daha iyi yönetebilmiş olan ülkeler, güvenlik tedbirlerinin yanı sıra toplumsal huzuru pekiştirecek önlemleri de almış olan ülkeler. Buradan bir ders çıkartmakta fayda var. Peki karşıtlarımızı nasıl azaltacağız? Aslında bunun hepimizin bildiği çok basit bir yanıtı var: “Yurtta sulh, cihanda sulh!”Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, bugün de en azından dün kadar geçerli.

**Bu ilkeyi, bugünün koşullarına uyarlayarak, dünyadaki ve bölgemizdeki gelişmelere pasif ve duyarsız kalmak anlamında değil, aktif olarak düşmanlarımızın sayısını azaltmayı, dostlarımızın sayısını artırmayı hedefleyen bir politika olarak kullanmak ülkemize yönelik tehditleri azaltmakta sandığımızdan da daha etkili olacaktır. 

**Komşularımızla  ilişkilerimizin düzelme yolunda gitmesi, batıdan uzaklaşmamız anlamında yorumlanmamalı. Ve biz doğulu olduğumuz kadar batılıyız. Cumhuriyet kurulurken yönü batı medeniyeti olarak belirlenmiştir. Şu hep duyduğumuz birlik ve beraberliği, lafta bırakmamalı, hayata geçirmeliyiz ve birbirimize güvenmeliyiz. 

**Peki bunu nasıl yapacağız? Yapmamız gereken ilk şey, herkesin tüm hak ve özgürlüklerinin tam olarak devlet ve demokrasi güvencesinde olduğu bir hukuk devletinin hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tesis edilmesidir. Yasama, icra ve yargı arasında denge ve denetim sisteminin bu açıdan hiçbir kuşkuya, tekrar ediyorum hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesi elzemdir. Ancak böyle bir Türkiye içeride ve dışarıda saygın, etkili ve güçlü olur.

 

**Azınlığın çoğunluğa tahakkümünü engellediğimiz gibi çoğunluğun azınlığa tahakkümü de engelleyelim.Hiçbir kimliğin ezilmediği, mağduriyetlerin ortaya çıkmadığı bir toplum, güçlü bir toplumdur.

 **Her vatandaşın fırsat eşitliğine sahip olduğu, sadece külfetin değil, nimetin de adil paylaşıldığı bir düzen kuralım ki, küskünler toplumu yerine mutlu vatandaşların ülkesi olalım.Batıda iç çatışmayı çözmenin aracı olan laiklik maalesef Türkiye’de iç çatışmanın tarafı oldu.

**Devletin tüm inanç ve inançsızlık türlerine aynı mesafede, aynı hakkaniyet ve adalet ölçüsünde yaklaştığı bir sistem, birlik ve beraberliğimizin en büyük garantisidir. Vatandaşların fikrini söylemekten çekindiği bir topluma dönüştürmeyelim memleketimizi.

Ekonomide tehlikeli kokteyl 

Ekonominin içinde bulunduğu sıkıntılara dikkat çeken Özilhan,"O kadar zor zamanlardan geçiyoruz ki, şehitlerimizin kanı yerde iken parasal konulardan konuşmayı zül kabul ediyoruz. Ne fedakarlık gerekirse hepsini de yaparız" dedi.  Vatandaşın aş ve iş derdine düşmesi durumunda terör örgütlerinin çok işine gelen bir ortamın yaratılacağını vurgulayan Özilhan, ekonomiyle ilgili şu tespitlerini ise şu cümlelerle özetledi: 

**Enflasyon artıyor, üretim geriliyor.İşsizlik yüksek, özellikle gençler arasında ve güneydoğu Anadolu bölgemizde çok daha yüksek.

**Bu tehlikeli bir kokteyl. Üstelik 2000’li yılların ilk yarısında hızlı büyümemizi sağlayan küresel fon akımları şimdi tam tersi yönde çalışıyor.

**Bu durum karşısında ekonomi yönetimi, yangını söndürmek üzere bir dizi önlem alıyor, teşvik paketleri açıklıyor.

**Bunlar bugün için yaraya pansuman olsa da yarını kurtarmaya yeterli değil. Karşı karşıya olduğumuz tehditler muhtemelen biraz daha devam edecek. Uzun vadede, yatırımların önünü açacak olan, yabancı sermaye yatırımlarını çekecek olan ise esas olarak yukarıda saydığımız unsurlardır. Belirsizlik ve siyasi risk böyle azalır, öngörü ufku uzar, faizler ve enflasyon düşer, TL değerli bir para birimi olur ve yatırımlar artar.

**Ancak özgür ve hukuk güvencesindeki toplumlar yaratıcı, girişimci, bilimde, sanatta ve ekonomide ilerlemeci olur.Yeni dijital ekonomi çağında ülkemizin rekabet gücü ancak bu sayede arttırılır.

Birlik ve beraberlik otoriterlilikle sağlanamaz

Birlik ve beraberliğin otoriterlikle sağlanamayacağını aktaran Özilhan, daha sonra konuşmasını şöyle sürdürdü:

**Önemli meselelerimiz var bunları ağız dalaşı yaparak, tehditlerle, hedef göstermelerle çözemeyiz.

**Sorunlarımızı siyasi nezaket ve adap içinde konuşarak ve dinleyerek çözebiliriz.Kaçınmamız gereken ikinci şey ise düşünce farklılıklarını düşmanlık gibi görmek.Birlik ve beraberliği otoriterlikle sağlayamayız.

**Özgürlükleri kısıtlarsak, toplumsal çoğunluğun talepleri adına, toplumu oluşturan farklı gruplar karşısındaki adalet ve hakkaniyet duygusunu kaybedersek, üzerimize yönelen tehditlere karşı daha güçlü olmaz, tam tersine bünyemizi savunmasız hale getiririz.

**Bizi biz yapan, bizi Türkiye yapan ortak değerlerimizden birisi de Mustafa Kemal Atatürk.

Mustafa Kemal Atatürk sadece bir siyasi figür değildir; aynı zamanda bir milli semboldür. Siyasi bir figür olarak eleştirilebilir. Bu Mustafa Kemal için de geçerlidir. Mustafa Kemal Atatürk’ü milli birliğin sembolü yapan aynı partide siyaset yaptığı yol arkadaşlarının bağlılığı değil, muhaliflerinin duyduğu saygı ve vatandaşlarının duyduğu sevgidir. Bu milli sembol, bugün de devletimizi bir arada tutan tutkaldır.

 

TÜSİAD GENEL KURULU'NDAN NOTLAR

 

Burcu Noyan

 

Gönüllü 4 bin şirketi temsil ediyor

TÜSİAD, önemli ekonomik gücü içinde barındırıyor. TÜSİAD, 4 bine yakın şirketi temsil ediyor. Bu şirketler kamu dışı milli gelirin yarısını üretiyor.  Enerji ithalatı hariç dış ticaretin yüzde 85’ini gerçekleştiriyor.  Türkiye’de ödenen kurumlar vergisinin yüzde 80’den fazlasını ödüyor,  tarım hariç kayıtlı özel sektör istihdamının da yüzde 50’sine katkı sağlıyor.

TÜSİAD üyeliği her şeyden önce zorunlu değil, gönüllü. Bundan neredeyse 50 sene önce, birbirleriyle kıyasıya rekabet içinde olan şirketlerin sahipleri ve yöneticileri, aralarındaki ticari çıkar çatışmalarını bir kenara koyup, önce iş dünyasının genel çıkarları, sonra da ülkenin menfaatleri etrafında bir araya geldiler.

Cansen Başaran Symes’ten laiklik vurgusu

TÜSİAD  Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı Erol Bilecik’e devreden Cansen Başaran-Symes’in konuşmasında dikkat çekti. Cansen Başaran-Symes “Laiklik olmadan Ortadoğu’da tanık olduğumuz acıların ülkemizi de içine çekmesini engellememiz mümkün değil” diye konuştu.  Medyaya yönelik baskılara da değinen Symes, “Medyadaki çok sesliliği giderek kaybetmemizin, kamuoyunun haber alma hakkının kısıtlandığını gözlemliyorum” dedi. Sürekli bir olağanüstü hal ortamının tek başına güvenlik sorunlarının aşılmasını sağlayacağı kanısında olmadıklarını da vurgulayan Cansen Başaran Symes,, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler konusunda da  “AB’nin şu anki haline bakarak AB projesi hedefinden vazgeçilmemelidir” diyerek sözlerini tamamladı. Başaran-Symes’in konuşması ayakta alkışlandı.

Endişelerden çok ama çok çalışarak çıkacağız

TÜSİAD’ın genel kurulunda beklenmedik bir şekilde başkanlık görevini üstlenen Erol Bilecik, “Endişelerden çok ama çok çalışarak çıkmak bizim her zaman uyguladığımız bir yöntemdir. Bu defa da bunu yapacağız. Küresel rekabette daha güçlü bir Türkiye için, emeklediğimiz alanlarda koşmamız, koştuğumuz alanlarda hızlanmamız gerekiyor. Türkiye ancak bir demokrasi, hukuk ve en geniş özgürlüklere sahip, teknolojik, bilimsel ve sanatsal yaratıcılık toplumu olarak dünyada rekabet gücü yüksek bir ülke olabilir. Bu yönde azimle çalışmaya devam edeceğiz ” dedi.

Yeni dönemde de Fenerbahçe’yi TÜSİAD başkanlığına tercih eden Ali Koç başkan yardımcılığı görevini sürdürdü. Başkan yardımcılıklarına ayrıca Simone Kaslowski ve Murat Özyeğin getirildi. Özyeğin’in başkan yardımcılığı gelecek döneme ilişkin başkanlık mesajı olarak algılandı.

Yeni dönemde 4 isim yönetim çıkarken, 4 yeni isim yönetimde yer aldı. Çıkan isimler, Cansen Başaran, Şükrü Ünlütürk, Hasan Akçakayalıoğlu ve Mehmet Pekarun oldu. Bu isimlerin yerine İdil Yiğitbaşı, Serra Akçaoğlu, Batu Aksoy ve Barış Oran yönetime girdi.

Ege Bölgesi’nin yeni dönemde temsil edecek isim olan İdil Yiğitbaşı GÖZLEM’e şu değerlendirmeyi yaptı:

“Zor bir görev. Daha önce de aile olarak TÜSİAD yönetimlerinde görev yaptık. Yeni dönemde TÜSİAD’ı Ege’ye daha çok getireceğiz. Biz de Ege’nin sorunlarını TÜSİAD gündemine taşıyacağız.”

Yönetime giren Batu Aksoy aynı zamanda TÜRKONFED yönetiminde yer alıyor. Yeni dönemde genel kurulda çalışmaları övgüyle anılan TÜRKONFED ile ilişkilerin daha üst noktaya çekilmesi için Batu Aksoy görev yapacak. Serra Akçaoğlu ise bankacılık alanındaki tecrübelerini yönetime taşıyacak. Yönetimi Sabancı Grubu’nu temsilen de Barış Oran’ın girdiği belirtiliyor.

 TÜSİAD’ın yeni yönetiminde üç kadın görev aldı. Serra Akçaoğlu, Esin Güral Argat ve İdil Yiğitbaşı… Önümüzdeki dönem  TÜSİAD yönetimine yeniden bir kadın düşünülmesi halinde Esin Güral Argat’ın adı öne çıkıyor. Ancak Murat Özyeğin ile devam kararı alınırsa Esin Güral Argat bir dönem başkan yardımcılığı yapacak ve sonra başkanlığı düşünülecek.

 Üçüncü kuşak yedekte

Yeni dönemde TÜSİAD’ın ünlü ailelerinden 4 isim yedek yönetimde yer aldı. Üçüncü kuşak olarak bilenen bu isimler Levent Akgerman, Emre Eczacıbaşı, Can Yüceağaoğlu ve Elvan Ünlütürk olarak belirlendi. Bu isimlerin gelecek dönem TÜSİAD yönetimine hazırlandığı öne sürüldü.

Bu arada Yüksek İstişare Konseyi başkanlığında görev alan isimlerin değişmemesi dikkat çekti.

 İşte TÜSİAD’ın 2017 tahminleri

. Büyüme…….. yüzde 2.5

. İşsizlik…………yüzde 11.5

. Enflasyon ……yüzde 9.4

. İhracat…………145 milyar dolar

 

TÜSİAD’ın yeni başkanı Bilecik:

Zor bir dönem, ama endişeli değiliz

 

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) 47. Olağan Genel Kurulu’nda oy kullanma işleminin ardından tek aday olan Erol Bilecik oldu, 146 oyun 144’ünü alarak başkan seçildikten sonra Türk iş dünyası ve ekonomik durum hakkında açıklamalarda bulundu. Geride kalan 2016 yılının istenen ve beklenen gelişmelere sahne olmadığını ve gelecek dönemde Türk Sanayici ve İşadamları Derneği’nde görev alacak olmanın mutluluğunu seçilen iş insanları ile birlikte yaşadıklarını ifade eden yeni başkan Erol Bilecek, ülke olarak birlik ve beraberlik içinde olunması gerektiğinin altını çizdi. TÜSİAD Başkanı Bilecek, “TÜSİAD Yönetim Kurulu’nda önümüzdeki dönemde arkadaşlarımızla birlikte görev almak benim için gerçekten apayrı bir onur ve gurur. Geride bıraktığımız ve ne yazık ki çok iyi hatıralarla yad edemediğimiz 2016 yılı gerek ülkemizde, gerekse dünyada çok önemli gelişmelere sahne oldu. 2017’ye maalesef bu gelişmeler doğrultusunda girmiş olduk. Yılın ilk dakikaları itibariyle, terör peşimizi yine bırakmadı. Tarih bize terör zehrine karşı en etkili çarenin, nefrete karşı sevginin, ayrıştırıcı söylemlere karşı sağduyulu yaklaşımların, çatışmaya karşı birliğin ve beraberliğin tercih etmek olduğunu defalarca gösterdi. Önümüzdeki dönemde de dört elle sarılmamız gereken çare, gerçekten budur” dedi.

Endişeli değiliz

Terör ve diğer yaşananların ışığında oldukça zorlu bir dönemde olunduğunu inkâr etmenin mümkün olmadığını kaydeden Bilecik, bu zorluğun kaygılara yol açmaması gerektiğini ifade etti. Erol Bilecik, “Önümüzdeki dönemin zorlu olması, gerçekten bizleri endişelendirmiyor. Tam aksine geleneksel misyonumuzun ışığında bizi daha fazla çalışmak adına motive ediyor. Zira küresel rekabette daha güçlü bir Türkiye için, emeklediğimiz alanlarda koşmamız, koştuğumuz alanlarda hızlanmamız gerekiyor. Biz bunun bilincindeyiz” dedi.

Demokrasi vurgusu

Türkiye’nin rekabet gücü yüksek bir pazar olabilmesinin yolunun demokrasi, hukuk ve en geniş özgürlüklere sahip bir ülke olmaktan geçtiğinin altını çizen Erol Bilecik, “Türkiye ancak bir demokrasi, hukuk ve en geniş özgürlüklere sahip, teknolojik, bilimsel ve sanatsal yaratıcılık toplumu olarak dünyada rekabet gücü yüksek bir ülke olabilir. Bu yönde azimle çalışmaya devam edeceğiz. İş dünyasının geçmişte olduğu gibi bugünde ülkemizde, Avrupa’da ve dünyada sesi olduk, olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Genç ve kadınlara öncelik

Genç işadamlarına çağrıda bulunan ve Türk Sanayici ve İşadamları Derneği’nde genç liderleri daha fazla görmek istediklerini belirten Bilecik, “Geride bıraktığımız yıl yaşanan hain darbe girişimi bizlere düşünce ve irade açısından özgür bireyler yetiştirmenin ne kadar önemli olduğunu fazlasıyla gösterdi. Biz gençlerimize, kadınlarımıza öncelik veren yönetim anlayışın hep benimsedik, bundan sonrada benimseyeceğiz” dedi.

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği’nin yeni başkanı Erol Bilecik, “Türk Sanayici ve İşadamları Derneği başkanlığının zor ve ateşten bir gömlek olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Hiçbir görev gerçekten zor değildir” cevabını verdi. 

Önemli isimler

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği’nin 2017 ile 2018 yıllarını kapsayan dönemi için yeni yönetim kurulu, yüksek istişare konseyi, başkanlık divanı, denetleme kurulu ve haysiyet divanı üyelerinin seçimi gerçekleştirildi. Genel kurul toplantısında, Türk Sanayici ve İşadamları Derneği’nin yeni yönetim kurulu başkanı Erol Bilecik’in yanı sıra başkan yardımcılıklarına ise Ali Koç, Simone Kaslowski ve Murat Özyeğin’in atanmasına karar verildi. Erol Bilecik’in başkanı olduğu yönetim kurulunun üyeleri, Serra Akçaoğlu, Metin Akman, Batu Aksoy, Esin Güral Argat, Bahadır Balkır, Barış Oran, Mehmet Tara, İdil Yiğitbaşı ve Bahadır Kaleağası şeklinde oluştu. Yeni yönetim kurulunun yedek üyeleri arasında Selçuk Yorgancıoğlu, Özlem Özüner, Nüket Küçükel Ezberci, Levent Akgerman, Hüseyin Özkaya, Sina Afra, Gönenç Gürkaynak, Can Yücaoğlu, Emre Eczacıbaşı, Cem Tüfekci, Elvan Ünlütürk, İrem Oral Kayacık yer aldı.

Derneğin Yüksek İstişare Konseyi (YİK) başkanı olan Tuncay Özilhan da güven tazeledi. Özilhan’ın başkan yardımcılığına Arzuhan Doğan Yalçındağ, Nazlı Ümit Boyner, Ömer Aras ve Ahmet Agah Uğur getirildi. Yüksek İstişare Konseyi sekreterleri ise Yavuz Canevi ve Zekeriya Yıldırım oldu.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar