Ekonomik büyüme ve işsizlik

20.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İşsizlik sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir sorundur. İstihdam hacminin genişliği, toplumun refah ve huzurunun güvencesidir. Son aylarda açıklanan  veriler ise işsizlik oranlarının giderek arttığını göstermektedir. Nitekim, Türkiye İstatistik Kurumu’nun Ekim ayı verilerine göre, işsizlik oranı,1,3 puanlık artışla %11,8 olmuştur. Bu dönemde işsiz sayısı 500.000 kişilik bir artışla 3 milyon 647 bine ulaşmış, tarım dışı işsizlik % 14,1 ve genç nüfusta işsizlik % 21,2 olarak gerçekleşmiştir.

İşsizliğin gerekçeleri için çok çeşitli nedenler sayılabilir ama ana etken ekonomik büyüme hızıdır. Bir başka ifade ile, ekonomik büyüme istihdam hacminin belirleyicisidir. Ancak ülkemiz 2017 yılına düşük bir büyüme hızı ile girecek gibi görünmektedir. Ekonomi 2016 yılının son çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre % 1,8 oranında gerilemiştir. Kamu harcamaları ve ithalattaki artış yanında hane halkının tüketim harcamalarının, yatırımların ve ihracatın  gerilemesi, büyüme hızının düşmesinin başlıca sebepleri arasındadır.

Yerli ve yabancı yatırımcıların, yatırım kararlarını etkileyen ana faktörler, güvenlik, siyasi, hukuksal ve ekonomik istikrar ile karlılıktır. Yatırımcıları caydırıcı başlıca husus ise belirsizliktir.

Türkiye’de reel sektör sıkıntılıdır. Hane halkının, yani tüketicinin harcamaları azalmakta, talep düşmektedir. Tasarruf hacmi zaten düşüktür.

Dış pazarlar durgundur. İhracatın yapısı ve rekabet gücünün düşüklüğü, ihracatın artmasını engellemektedir. Bu durumda, iç talep eksikliğini, dış pazarları genişletmek suretiyle telafi etme imkanı mümkün olamamaktadır.

Kurların hızla yükselmesi ve daha da önemlisi kur oynaklığı maliyet ve satış fiyatlarının belirlenmesinde sıkıntı yaratmaktadır. Zaten döviz borçlusu olan işletmeler, kur farkı gibi beklenmeyen bir ek maliyetle karşı karşıyadır. Kur artışları, servet kaybına yol açmaktadır. Aşırı kur artışları önlenemediği takdirde, işletmelerle birlikte, bankaların olumsuz yönde etkilenmeleri, batık kredi oranının yükselmesi ve sermaye ihtiyaçlarının artması söz konusudur. Bu durumda bankalar ya bugünkü koşullarda ek sermaye koyacak kişi veya kuruluşları bulacak ya da kredi hacimlerini daraltacaklardır. Oysa reel sektörün uygun koşullu krediye ihtiyacı vardır.

Kur artışlarının başka bir olumsuz etkisi de maliyet kökenli  enflasyon baskısını tetiklemesidir. 2016 Aralık ayında TÜFE, bir önceki aya göre % 1,64,bir önceki yılın Aralık ayına göre % 8,53 ve 12 aylık ortalamalara göre % 7,78 oranında yükselmiştir. Enflasyon artışı, faiz hadlerinde yükselmeye yol açabilecektir.

Dışarıdan kısa vadeli sermaye (sıcak para) gelişleri de eskisi kadar bol değildir. 2013 yılında 158 milyar dolara ulaşan sıcak para girişleri, Kasım 2016 da 80 milyar dolara kadar gerilemiştir. Buna karşılık sermaye çıkışları sürmektedir. Bütün  aksi söylemlere rağmen, ekonomik kurumlarımızın karar almada bağımsız  olmadıkları yönündeki dış algı sürmektedir.

ABD’nin yeni başkanı Trump’ın seçim süresince dile getirdiği ekonomi politikası tedirginlik yaratmaktadır. Dünya sanki yeni bir ticaret savaşları içine girecek gibi bir algı yaratılmıştır. FED’in bu yıl içinde en az üç kez faiz artışına gidecek olması, gelişmekte olan ve büyümesi için dış kaynaklara ihtiyaç duyan ülkeleri ve bu arada Türkiye’yi kaygılandırmaktadır. 27 Ocak’ta derecelendirme kuruluşu Fitch’in yatırım yapılabilir kredi notunu düşürmesi ihtimali hem faiz hadlerini hem de yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek gibidir.

Jeopolitik durumumuz, terör ve güvenlik sorunları, ihracatımız ve doğrudan yabancı yatırımları etkilediği kadar turizm gelirlerimizi de azaltmaktadır. Geçen yıl turizm gelirleri üçte bir oranında azalmıştır. Aynı durum dış müteahhitlik gelirlerimiz için de geçerlidir.

Çok sayıda ekonomik sorunlarımız olduğu doğrudur. Bunlardan önemli bir bölümü dış kökenlidir ve yönlendirilebilmeleri bizim için zordur. Ama sorunların azımsanmayacak bir kısmı da iç kökenlidir ve zamanında, kapsayıcı ve uzun vadeli  olarak ele alındıklarında çözümlenmemeleri için hiçbir sebep yoktur. İşsizlik oranının azalması da, bu önlemlerin alınmasına ve titizlikle uygulanmasına bağlı olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar