Trump'ı beklerken...

20.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bu hafta herkesin gözü kulağı Amerika'da.

ABD Başkanı seçilen ve 20 Aralık Cuma günü Beyaz Saray'daki koltuğuna oturup görevine başlayacak olan Cumhuriyetçi Partili işadamı - yeni başkan Trump'tan gelecek bir seste.

40 ülkeden devlet ve hükümet başkanlarını, ekonomi dünyasını ve bilim insanlarını  bir araya getiren 47. Davos Dünya Ekonomik Forumu (17-20 Ocak 2017) bile bu yıl ABD'nin yeni Başkanı'nın Davos Zirvesi'nin son gününde göreve başlaması nedeni ile Trump'ın gölgesinde kalmışa benziyor.

Dünya Davos'taki liderlerin ne söyleyeceğinden çok, ABD'nin 45. Başkanı Donald Trump'ın dünyada neleri değiştirebileceğini konuşuyor. Çünkü Trump'ın başkanlığının, ABD'nin dünyadaki yeri ve diğer ülkelerle ilişkileri üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini biliyor.

ABD'nin Soğuk Savaş'tan sonra edindiği bu güçlü konum ve küresel tek sınırsız güç olması, onun için hem bir nimet hem de bir lanet olmuşa benziyor.

Nedenine gelince; dünyada var olan tüm maddi ve manevi varlıkların sınırlarının belirlenmesine ihtiyaç vardır. Her iktidarın, ötekileri kendi taşkınlıklarından korumak için, aynı zamanda kendinden korumak için de bir karşı-iktidara ihtiyacı vardır.

Bu siyasetin esas kurallarından biridir. Tek süper güç, uluslararası sahnede canının istediği hemen hemen her şeyi, kendisi zarar görmeden yapabileceği duygusuna kapılırsa, hatalar yapması kaçınılmazdır.

İnsanlık bu karmaşık ve farklı öğelerden oluşan dünyada tek başına güç kullanmanın içerdiği riskleri artık daha iyi biliyor. Ancak başkalarının düşünceleri dikkate alınırsa, müttefiklerine olduğu kadar, muhalefete de kulak verilirse tehlikelerin önüne geçilebilir ve son korkulukları da aşmadan durulabilir.

Bu Amerikan demokrasisinin de temellerinden birini oluşturur. Her gücün önünde onu denetleyerek dengeleyecek bir gücün olmadan yetkilerin kullanılamayacağını öngören "denge denetleme ilkesi". Ayrıca bunun bir tabiat kanunu olduğu da söylenebilir.

Bunu yazarken, acıya karşı duyarsız olarak doğan çocuklar aklıma geliyor; bu hastalık yüzünden, sürekli tehlike altındadırlar; çünkü farkına bile varmadan kendilerini çok ciddi biçimde yaralayabilirler; belki de kimi zaman yara almadıklarını düşündüklerinden sarhoş edici bir duyguya kapıldıkları oluyordur, ama bu durum onları düşüncesizce davranmaya iter.

Amerika'nın tek süper güç olarak kalması, evrensel değer ölçülerimizin de kaybolmasına ciddi bir mali ve düzen bozukluğuna sebep olabilir. Nitekim bu sonuçları dünyada yaşadığımız mali krizlerde, Afganistan müdahalelerinde, Irak ve Suriye müdahalelerinin sonuçlarında görmekteyiz.

Trump'ın başkanlığında NATO'da yeniden yapılanma olabilir mi, ABD Rusya ile yakınlaşacak mı, serbest ticaretin sonu mu geliyor, "Tek Çin" politikasına ne olacak? İran nükleer anlaşmasının geleceği var mı, Asya'da nükleer silah sayısı artacak mı, Paris iklim sözleşmesi feshedilip iklim değişikliği sil baştan mı olacak, gibi sorular cevaplarını beklemekte.

Bu yıl Davos'ta da konuşulacak ana unsurlara da baktığımızda; Trump'ın politikaları, yavaşlayan küreselleşme, Çin'in büyüyen rolü ve teknoloji konularının ağırlıklı olarak yer aldığını görmekteyiz.

1971 yılında Davos Dünya Ekonomik Forumu fikrini hayata geçiren Klaus Schwab pazartesi günü Zirve'de yaptığı basın toplantısında dünya üzerinde artan popülizme dikkat çekti. Küreselleşmenin elitlerden oluşan küçük bir grubun değil dünyadaki çoğunluğun yararına işlemesi gerektiğini vurguladı. "Karmaşık küresel sorunlara getirilecek basit çözümler iflas etmeye mahkumdur" diyen Schwab, sadece popülist çözüm yollarına itibar etmenin yanlış olacağını ifade etti.

Davos'ta şimdiye kadar yapılan toplantılarda küreselleşme eleştirileri yapıldı.

Dünya Ekonomik Forumu'nun ana temalarından küreselleşmeye yönelik eleştiriler ise giderek artıyor. Denetim danışmanlık hizmetleri sunan PwC şirketi tarafından 79 ülkede, bin 379 üst düzey yöneticinin katılımı ile yapılan bir araştırmaya göre, ülkelerin siyasi ve kültürel anlamda içe kapanma süreçleri giderek daha belirgin bir hale geliyor.

Ankete katılan yöneticilerin yüzde 44'ü, küreselleşmenin özellikle zengin-fakir arasındaki makasın kapanmasına olumlu bir katkı yapmadığı görüşünde. Yöneticilerin yüzde 35'i küreselleşmeyi, global vergi rekabeti konusunda olumsuz eleştirirken, yüzde 28'i de iklim değişikliği ve kaynakların azalması ile mücadelede küreselleşmenin gerekli çözümleri sunamadığını düşünüyor.

Diğer yandan söz konusu araştırmada görüşlerini belirten iş dünyası temsilcilerinin nerede ise tamamı, küreselleşmenin sermaye, mal, insan ve bilgi dolaşımı konusunda olumlu bir sistem yarattığını ifade ediyor.

2017; Donald Trump'ın ABD başkanlığı, Brexit ve Euro bölgesindeki belirsizlik nedeni ile şirketler ve dünya için sıkıntılı bir yıl olacağını gösteriyor.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar