Oligarşinin egemenliği

20.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Oligarşi, geçmiş yoğun eylemsel siyasal dönemleri yaşamış kuşakların belleklerinde yer etmiş ve kulaklarında ses bırakmış bir kavram… Özellikle 1970’li yılların karmaşık siyasal ortamında, bazı sol gruplar, söylemlerinde ve sloganlarında çokça kullanırlardı bu kavramı…

Aslında ekonomik ve siyasal literatürde önemli bir tanım oligarşi... Şimdi yıllar sonra bu kavramı gündeme getirişimizin nedeni, elbette nostaljik takılmak değil. Günümüzde yaşanan siyasal gelişmelerle, bu kavram arasında önemli buluşmalar olduğunu saptamak…

Öyle görünüyor ki, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Donald Trump’ın başkanlığa gelişi, önemli bir kırılma noktası olacak. Dünya siyasetinde ve ekonomisinde yeni dalgalanmalara yol açacak. Siyasal, ekonomik ve sosyal dengeler altüst olacak. Toplumsal güçler yeniden konumlanacak. Şimdiden bunun işaretleri görülmeye ve sancıları hissedilmeye başlandı…

Oligarşinin tunç yasası                                                                                                                

Siyaset ve ekonomi bilimi oligarşiyi nasıl tanımlıyor? Oligarşi, siyasi gücün küçük bir grubun ya da sınıfın elinde toplandığı yönetim biçimi olarak açıklanıyor sözlüklerde… Az ve belirli sayıda kişinin, bir ülkenin veya kurumun yönetimini ellerinde bulundurup, egemenlik kurmalarıdır. Gerçek iktidarın birkaç kişinin, bir grubun, birkaç ailenin veya bir sınıfın elinde bulunduğu yönetim tarzıdır. Bunların siyasi gücü kullanma biçimleri de oligarşik özellikler taşır ve onun tunç yasasını oluşturur.

Bütün bunları yeniden anımsamamıza neden olan gelişmeler, geçtiğimiz 2016 yılında dünya siyasetinde yaşananlardı. Özellikle de dünya kapitalizminin odak noktası ABD’de gerçekleşen başkanlık seçimiydi. ABD’nin yeni Başkanı Trump, seçim sürecinde ve sonrasında izlediği çizgi ve söylemleriyle, otoriter ve oligarşik bir yönetim biçimini hayata geçireceğe benziyor.

Trump’ın kabinesi

Bizi böylesi düşünmeye ve saptamalar yapmaya yönelten bir önemli gösterge de, 20 Ocak’ta Obama’dan görevi devralacak Trump’ın oluşturduğu kabine oldu. İsterseniz gelin birlikte irdeleyelim Trump’ın tercihlerini.

Trump, dünyanın en önde gelen petrol şirketi Exxon Mobil’in ceo’su, başkanı Rex Tillerson’u, dışişleri bakanlığına getiriyor. Trump’ın hazine bakanı da eski bir Goldman Sach bankacısı. Çalışma bakanı ise uluslararası bir dev fast-food zinciri şirketinin yöneticisi. Çevre koruma ajansının başına, iklim değişikliği verilerini reddeden ve yine petrol şirketleriyle bağlantılarıyla bilinen bir isim geliyor. Endüstri ve finans kapitalin bu temsilcilerinin yanı sıra, biri savunma bakanı James Mattis olmak üzere iki eski general de kabinede yer alıyor.

Bütün bu isimleri görünce, gelin de oligarşiyi anımsamayın bakalım… Tabii bu arada, ülkemizdeki son siyasal gelişmelerle ve rejim - sistem tartışmaları ile de oligarşiyi ilişkilendirmek ve açıklamak mümkün…

Bu arada bir parantez açıp, bugünlerde sinemalarda oynayan Oliver Stone imzasını taşıyan ‘Snowden’ filmine dikkat çekmek istiyoruz. Oligarşik egemenlik ve yönetim biçimi ile dünyada yaşanan son siyasal gelişmeler üzerine önemli veriler sunan bu filmi, eğer şimdiye kadar izlemediyseniz, bir fırsat yaratıp mutlaka görün diyoruz.

Post- gerçek ya da hakikat ötesi

Geçtiğimiz 2016 yılına damgasını vuran yeni siyasal popüler kavram ‘post - truth’ yani post - gerçek kavramı oldu. Özellikle dünyanın yeni ekonomik siyasal düzeninde, bir bakıma yalan üzerine inşa edilmiş sanal gerçeklerin yaygınlaştırılması ve halka kabul ettirilmesi...

Bu yeni kavramla birlikte, iki hafta önce bu köşede yer alan ‘Algı oyunları’ başlıklı yazımızdaki görüşleri, uluslararası alana taşıyıp bütünleştirirseniz; dünyadaki yeni siyasal gelişmeleri ve özellikle de ABD’de Trump’ın gelişini anlamak daha kolaylaşıyor.

ABD’de Trump ve dünyanın diğer köşelerinde yeni otoriter liderler, post- gerçeklerle halkı avlarken, hayatın gerçekleri de bambaşka mecralarda akmaya devam ediyor.

Gelir dağılımındaki uçurum daha da büyüyor. Açlık ve yoksulluk, yeryüzünde pek çok halkın temel sorunu olmaya devam ediyor. Sorunlar giderek daha da ağırlaşıyor.

Bakalım önümüzdeki dönemde ülkemizi ve dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor? Bu konuyu değerlendirmeyi ve tartışmayı, önümüzdeki yazılarımızda da sürdüreceğiz.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar