Atatürk düşmanlığı ve referandum!..

20.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Eğer ülkede giderek şiddetlenen “bir Atatürk, Cumhuriyet ve Laiklik düşmanlığı” rüzgarı esmeye ve ülkeyi yönetenlerle beraber, Cumhuriyet Savcıları, “açık suç olan hakaretleri” bile görmezlikten, duymazlıktan gelmeye başlamasalar, doğrusu ya, “Anayasa değişikliği teklifinin Meclis’ten geçip geçmemesi, Nisanda referandum sandığının milletin önüne konup konmaması” pek umurumda olmazdı.

Dahası, Milli Eğitim’deki “yeni rota ve yeni müfredat programı” ve “bunu uygulayacak okul yöneticileri ve sosyal bilim hocalarının da “dindar değil, dinci bir zihniyetin fedailiğine soyunmuşçasına” yaptıkları ataklar ve gösteriler de yukarıdaki tabloya eklenince, gelin de “referandumu hayra yorun” bakalım, yapabilecek misiniz?..

Soruyorum; Türkiye’de onlarca ve onlarca milyon TC vatandaşı için, “her gece TV ekranlarında, her gün gazete sayfalarında ya da tertiplenen ve devletten destek gören toplantılarda Atatürk / Cumhuriyet / Laiklik düşmanlığını bütün yurda yayanların devletin zirvesinde kabul ve saygı görmelerini”, onlarla “Türkiye’nin geleceği” toplantılarının yapılmasını hazmetmek ve Referandumu, “Ne sonuç çıkarsa çıksın, kabulümdür” diye karşılamak mümkün müdür?..

Çok açıktır ki, eğer Atatürk / Cumhuriyet / Laiklik düşmanlığı” ülkenin en önemli gündem maddesini teşkil etmese ve “ülkede böyle bir sorun olmasa”, bugün Türk Milleti, referandum sandığına “düğüne bayrama gider gibi” giderdi; ama olmadı, “oldurmamak için” her şey yapıldı ve “halifeliğin hortlatılmasına varacak kadar” her şey yapılıyor!..

İşte onun için Devlet Bahçeli, “ülkede en çok beddua alan adam” haline geldi ve de, kendi partilileri ve ülkücüler dahil, “hakkında neler söyleniyorsa” el hak hak ve partisine de yazık etti; yazıklar olsun!..


Yorumsuz!..

Ankara’dan çok sevdiğim ve değer verdiğim bir yakınım, “aşağıdaki olayı” bana maillemiş. Aldığımda okudum, sonra bir daha okudum, bir gün sonra bir daha okudum; “Neden gönderdi” diye kendi kendime sorup durdum, bir sonuca varamadım.

Sonunda “bu hafta sütunuma almaya” karar verdim. Şimdi bütün okurlarıma soruyorum; “Bugünlerde bu anekdotla verilmek istenen bir mesaj mı var, varsa nedir?..”

********

1960’lı yıllarda Elazığ’da geçen olay gerçektir. İhmal sonucu, bir gece Elazığ Akıl Hastanesi’nden yatan bütün hastalar kaçar. Vali başta, caddelere, sokaklara, parklara dağılan hastaların “nasıl toplanacağı” konusunda bir çözüm bulamayan kent yöneticileri, hastane başhekimi ve o zamanların ünlü “deli doktoru” Mutemet Bey’e başvurur ve yardım isterler.

Mutemet Bey, “Bana bir düdük bulun” der, hemen bir bekçi düdüğü bulur ve Başhekime verirler. O da, hastaneden caddeye çıkar, yanındakilere “Arkama geçin, benim belimden başlayarak, trencilik oynayan çocuklar gibi birbirinizin belinden tutun” talimatını verir.” ve Elazığ sokaklarında “Çuf çuf” nidalarıyla bir “kara trencilik oyunu” başlar. Çok geçmeden hastaneden kaçan hastalar, “lokomotif” Mutemet Bey’in trenine “yeni vagonlar olarak” takılırlar ve bu tren seyahati bir iki saat içinde hastane bahçesinde biter. Anlaşılmıştır ki, kaçan delilerin hepsi “Çuf çuf” diye diye güle oynaya hastaneye gelmişlerdir.

Ancak “kesin sayım yapıldığında” bir problem ortaya çıkar; hastaneden kaçan hasta sayısı 423 iken, “Çuf çuf” treni ile hastaneye gelenlerin sayısı, 612’dir!..


S
özün Özü

İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy’un “ünlü” bir beyti vardır; “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?.”

  1. Abdülhamit’in de “benzer” bir sözü var; “Tarih değil, hatalar tekerrür eder!

Her iki sözü de, bugünün siyasetçilerine ithaf ederim; bu sözlerden çıkaracakları çok dersler var!..

Biz neredeyiz, onlar nereye?..

Biz, Cüppeli Ahmet Hoca’nın “Satranç lanetlenmiş midir, seyreden de domuz yemiş gibi midir” yaveleriyle uğraşır, “Böyle bir hadis var mıdır, yoksa uydurulmuş mudur” tartışmalarıyla gündem oluştururken, “elin oğlu” bakın nelerle uğraşıyor görün ve farkı fark edin!..

İşte gazete haberi: “Ünlü fizikçi Stephen Hawking, insanlığın gelecekte yaratacağı yapay zeka formu ile ya en büyük icadını yapacağını ya da kendi sonunu hızlıca hazırlamış olacağını söyledi.

Yapay zekanın insanoğlunun en büyük felaketi olabileceğini belirten Hawking, düzgün yönetilmedikleri takdirde düşünen makinelerin medeniyetimizin sonunu getirebileceğini belirtti. Hawking, düşünen makinelerin fakirliği ve hastalığı ortadan kaldırmak gibi çığır açıcı yeniliklerin yanı sıra güçlü otonom silahların üretilmesi suretiyle milyonlarca insana diz çöktürebileceğini kaydetti.

Yapay zekanın alıştığımız ekonomik sistemlerin çöküşünü hızlandıracağını belirten Hawking, düşünen makinelerin gelecekte bir gün kendi iradelerini kazanmaları durumunda bunu insanoğlunun iradesine hakim kılmaya çalışabileceklerini, bir anlamda insanoğlunu köleleştirebileceklerini de söyledi. 

Dünya genelinde yapay zeka gelişmelerine en temkinli yaklaşan şüpheci isimlerden biri olan Hawking, bin adet bilim adamıyla birlikte gelecekte yapay zekanın yaratabileceği tehlikelere karşı önlem alınmasını isteyen bir çağrı mektubuna imza atmıştı.”

Bilmem ki, “yapay zeka çağı geldiğinde”, o “düşünen” makinalar “satranç oynayanları lanetlemeye kalkanlar için” ne düşünecek?..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar