Yeni ticaret savaşları

27.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD Başkanı Donald Trump, seçim çalışmaları sırasında küreselleşmeye karşıt bir tutum sergilemiş, bölgesel ekonomik yapılanmalar  yerine, ikili ticari ve ekonomik işbirliklerini tercih edeceğini  ve mevcut anlaşmaları feshedeceğini, yenilerini de imzalamayacağını açıklamıştı. Bunlardan ilkini, iktidarındaki ilk günü yapmış ve Trans Pacific Ortaklığı’ndan (Trans Pacific Partnership-TPP) ayrılma kararı almıştır. Bu anlaşma 2015 yılında ABD eski Başkanı Obama tarafından, iki yıl süren müzakerelerden sonra imzalanmıştır. Üyeleri arasında, Kanada, Meksika, Japonya, Avusturalya, Yeni Zelanda, Şili, Peru, Malezya, Singapur, Vietnam ve Brunei bulunmaktadır. Ortaklık, dünya ekonomisinin % 40’ını temsil etmektedir ve 2015 yılı itibariyle toplam gayri safi milli hasılaları 27,4 trilyon dolara ulaşmaktadır. Anlaşma, ABD’nin  üye ülkelerle gerçekleştireceği ihracat ve ithalatında uygulanacak vergiler kaldırılacak buna karşılık çalışma hayatı, çevre sorunları ve fikri hakların korunması konularında,  ABD standartları, üye ülkeler arasındaki ticarette esas alınacaktı.

Hemen ifade edelim ki, İmzalanmış bu ortaklık anlaşması henüz ABD Kongresi’nde onaylanmamış olduğu ve dolayısıyla uygulamaya girmediği için, ayrılma kararı pratikte bir anlam taşımamaktadır. Ancak, uzun yıllardır, serbest ticareti, küreselleşmeyi ve düşük gümrük vergilerini savunan ve koruma önlemlerini reddeden ABD için ayrılma kararı, yeni bir ticaret anlayışını ortaya koyması açısından dikkat çekicidir. Karar, ihracat pazarlarını daraltacağı, düşük işçi ücretleri dolayısıyla daha ucuza üretilen ve ABD piyasalarında satılan ürünlerin fiyatını arttıracağı gibi endişelerle iş alemi tarafından olumlu karşılanmamış ancak işçi kesimleri, yurt dışında çalışan işletmelerin Amerika’ya döneceği ve yerli işgücü kullanacakları beklentisiyle, ayrılma kararını desteklemiştir. Zaten Trump yeni ticaret anlayışının büyük işletmeleri değil, çalışan Amerikan ailelerini gözetmesi gerektiğini söylemektedir

Trump’ın  uluslararası serbest ticaret bölgelerinden ayrılma kararı sadece TPP ile sınırlı değildir. ABD, Kanada ve Meksika’nın oluşturduğu Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması(NAFTA)nı da  yeniden müzakere etmek, ABD lehine iyileştirmek, olmazsa ayrılmak niyetindedir.

ABD Başkanı’nın Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması konusundaki tutumu ise açıklanmamıştır. Bu Anlaşma ABD ile AB arasında imza aşamasındadır. Türkiye’yi çok yakından ilgilendirmektedir. Yürürlüğe girdiği takdirde, AB ile imzaladığımız Gümrük Birliği Anlaşması gereği, ABD menşeli malların ithalatında gümrük vergisi uygulamamamız ancak AB’ne tam üye olmadığımız için ihracatımızda ABD’nin vergi uygulamaya devam etmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Aynı durum, AB’nin serbest ticaret anlaşmaları yaptığı diğer ülkelere ihracatımızda da söz konusu olacaktır. Bu itibarla, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’nın, en azından Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonuna kadar imzalanmaması ülkemiz lehinedir.

ABD’nin Transpasific Anlaşması’ndan ayrılma kararı ilginç bir yoruma da sebep olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana serbest ticaret anlayışını savunan ve diğer ülkeleri de bu anlayışa yönlendirmeye çalışan ABD’nin yerini Çin mi almaktadır? sorusu gündeme gelmiştir. Geçen hafta Davos’ta konuşan Çin Başkanı, ekonomide küreselleşmeyi savunmuş  korumacılığı, kendi kendini bir odaya kapatmak olarak tanımlamış, ABD’yi populist politikalar uygulamakla eleştirmiş ve dünya serbest ticaretine liderlik yapmaya hazır olduklarını ifade etmiştir. Eski Başkan Obama’nın en önemli hedeflerinden biri,  Çin’in dünya ticaretinin kurallarını koyan bir ülke haline gelmesini önlemekti. 12 Pasific ülkesini bir araya getiren  Trans Pacific Anlaşması’nın temelinde yatan amaç ta buydu.

Türkiye Trans Pacific Anlaşması’na üye değildir. NAFTA da  ülkemizi doğrudan ilgilendirmemektedir. Ancak, dünyanın yeni bir ticaret anlayışına, belki de yeni bir ticaret ve kur savaşlarına  doğru gitmesi ve serbest ticaret yerine, daha sıkı bir korumacılığa  yönelmesi ihtimali vardır. Türkiye, bu gelişmelere karşı hazırlıklı olmalıdır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar