Dertler millet meclisinde şifa bulur

27.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Uğur Mumcu, ulusal bağımsızlık bayrağını her zaman yüksekte tutan katıksız bir Kemalist olduğu, halkının yanında şer mihraklarına karşı yılmaz bir mücadele yürüttüğü için Türkiye düşmanları tarafından katledildi. Tıpkı, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve diğer Atatürkçüler gibi.

Fikret Bila’nın 25 Ocak 2017 tarihli Hürriyet’teki köşesinde belirttiği gibi “Uğur Mumcu ileriyi görebilen bir gazeteci-yazardı; Türkiye’yi bekleyen iki tehlikenin, ayrılıkçı terör ve radikal İslamcı hareketler olduğunu her fırsatta yazar, her konuşmasında söylerdi; bu iki konuda yaptığı araştırmalara ilişkin kitapları ne kadar ileri görüşlü olduğunun kanıtlarıdır.”

Emperyalizmin maşası PKK, IŞİD, Fethullah gibi terör örgütlerinin Türk halkının başına ördüğü kara ağların içyüzünü onun yazılarında bulabiliriz.

Atatürk yol gösteriyor

Atatürkçü Düşünce Derneği Urla şubesi, Urla Belediyesinin katkılarıyla Uğur Mumcu anısına bir toplantı düzenledi. Toplantının konuşmacı konuğu Sinan Meydan idi. Türkiye’de Atatürk’ü en iyi yorumlayan tarihçilerin başında gelen Meydan, “Ön Türk Tarihi”, “Cumhuriyet Tarihi” ve “Atatürk” üzerine yayınladığı araştırmaların yanı sıra 20’ye yakın kitap yazmıştır. Böyle bir ismin Uğur Mumcu gibi bir yurtseveri anarken, Atatürk’ten yaptığı alıntıların özel bir anlamı oldu. Hem de egemenliği Türkiye Büyük Millet Meclisinden alıp Cumhurbaşkanlığının tek kişilik otoritesine veren Anayasa değişikliğine referandum yolunun açıldığı günlerde...

Sinan Meydan, “İnkilâp Kitapevi”nden piyasaya yeni çıkan “1923 – Kuruluş Ayarlarına Dönmek” kitabından Mustafa Kemal Atatürk’ün Meclis ile ilgili düşüncelerinden yaptığı alıntılar özellikle ilgi çekici. Kitabın 352. sayfasında Atatürk’ten şöyle bir alıntı var:

“Büyük Millet Meclisi, bu memleketin düzeni için, iç ve dış güvenliği ve dokunulmazlığı için en büyük güvencedir. Büyük milli dertler, şimdiye kadar ancak Büyük Millet Meclisi’nde şifa buldu. Gelecekte de yalnız orada kesin tedbirlerini bulabilecektir. Türk milletinin sevgi ve bağlılığı daima Büyük Millet Meclisi’ne yöneldi ve daima oraya yönelecektir.”

Bu katıksız bir başkanlık sistemidir

Büyük Önder çok açık: Yalnızca tek bir kişinin kararları ile, yalnızca ordunun kahramanlığı ile kurtuluş mümkün olamazdı. Türk Ulusunu aydınlığa kavuşturan güç yüce Meclis olmuştur. NOKTA!

Günümüze dönersek, kamuoyu araştırmaları, halkımızı en fazla kaygılandıran sorunların başında terör belası ve ekonomik buhran olduğunu gösteriyor. Tarihten ders alacak isek, bu durumdan çıkışın anahtarı da Meclis olacaktır.

Oysa, Anayasa değişikliği ile gündeme hukuki temelleri son derece zayıf, çağdışı ve eşine hiçbir ülkede rastlanmayan bir “Başkanlık” sistemi getiriliyor. Başka bir deyişle Meclis lağvediliyor, kararlar Meclisin temsil ettiği milli iradeden kopuk bir Başkana bırakılıyor. Öyle ki, seçilmemiş bir kişi bile yasalar çıkarıp Meclisi fesh edebilir bir duruma gelebiliyor. Nasıl mı?

Yürütme, yasama ve “de facto” yargı yetkilerini elinde bulunduran Cumhurbaşkanı hastalık nedeniyle görev yapamaz bir duruma gelirse, onun her türlü yetkisine sahip seçilmemiş bir yardımcı, tüm Başkanlık yetkilerini kullanabilecek. İsterse Meclisi fesh edebilecek, isterse eyalet sistemine geçip ülkemizi bölebilecek. Referanduma gidecek Anayasa metninde böyle yazıyor. Bu kadarı da olmaz denmesin. Cemal Gürsel ya da Fahri Korutürk’ün Cumhurbaşkanı iken geçirdikleri rahatsızlıkları, görev yapamaz durumda oluşlarını anımsayalım.

Bahçeli’nin hesabı ne?

Cumhurbaşkanlığı sistemi diye halkı aldatmaya çalışan metnin özü böyle bir Başkanlıktır. AKP ve MHP’li olup “evet” oyu atmayı düşünenler, eğer vatanlarını seviyorlarsa, giderek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seviyorlarsa, Meclisi yok edecek değişikliğe “hayır” demelidirler. Terör ile, ekonomik sıkıntılarla mücadelenin yolu “hayır”dan geçer.

Devlet Bahçeli’nin tam olarak ortaya çıkmayan bir nedenden dolayı “Cumhurbaşkanlığı sistemi” kisvesi arkasında Anayasa değişikliği önermesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türk halkına oynadığı bir oyun olarak görüyorum. AKP taraftarı büyük bir kitlenin de bu kuşkuyu taşıdığına inanıyorum.

Cumhuriyet yazarı Çiğdem Toker,  başkanlık meselesini beklenmedik bir anda gündeme taşıyarak  AKP’nin her dediğini kabul eden Bahçeli’nin bu tutumunu pek çok kişi gibi Başbakan Binali Yıldırım’ın da merak ettiğini yazdı.

Bu nedenle terör ya da ekonomik buhran bahanesiyle referandumdan kaçınabileceğini hala umut etmek istiyorum. Ülkenin birliği ve dirliği bunu gerektiriyor çünkü!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar