Atatürk farkı!..

27.1.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Atatürk’e “diktatör” dediler, dahası “Anayasa değişikliğinin Meclis’ten geçme sürecinde” durmadan “Ne var Cumhurbaşkanına verilen yetkilerde, Atatürk’e bundan çok daha fazlası verilmemiş miydi?” dediler, yazdılar, çizdiler. Tarihe külahı ters giydiren bu iddialı yalanlara, yazar Mehmet Necati Güngör, “enfes” bir cevap verdi.

Sayın Güngör’ün bu yazısını “tek adam bezirganlığı yapan” yazar çizerlere ve siyasetçilere ithaf ederek, sütunuma alıyorum.

*******
İşte sayın Güngör’ün “Bu yetki Mustafa Kemal’e bile verilmedi” başlıklı yazısı:

Gazi Meclis, Yunus Nadi’nin başkanlığında 1924 Anayasasını görüşmektedir. Kurtuluş Savaşı kahramanı, Cumhurbaşkanı gazi Mustafa Kemal, kurduğu Meclis’ten kendisine “fesih” yetkisi istemektedir. Bu istek, o günün Meclisinde bir elin parmak sayısını geçmeyen üç-dört milletvekili tarafından şiddetli bir muhalefetle karşılandı.

Bunlardan, sonradan Mustafa Kemal tarafından Adalet Bakanlığına getirilecek olan İzmir Mebusu Mahmut Esat Bozkurt söz alır ve şöyle der: “Efendiler! En mutlak meşrutiyetlerde bile kral, hükümdar, tacidar, behemehal bir ayan meclisinin reyini almak mecburiyetindedir. Nerede kaldı ki, biz; cumhuriyetimizin en asri bir şekilde olduğunu iddia ediyoruz ve ‘Bilakaydu şart hakimiyet, millete aittir’ diyoruz ve sonra bu kadar büyük bir kuvvet için de seçtiği reisicumhuruna, seçtiği kabinenin reyini alarak Meclisi feshedebilme yetkisi veriyoruz. Rica ederim. Bundan büyük darbeye; bütün Teşkilatı Esasiye, bütün hukukçu esasiye tarihi içinde, ne vakit rastlanılmıştır?”

Bunlardan biri de, sonradan Başbakan olacak olan Şükrü Saracoğlu’dur, “Kuvvetlerin bölünmesi, hatta birleştirilmesi diye bir şey yoktur, tek bir kuvvet vardır, tek bir millet vardır” der ve Cumhurbaşkanına veto ve fesih yetkisi verilmesine karşı olduğunu açıklar.

Saruhan Mebusu Mehmet Reşat Kayali Bey de aynı fikirdedir, sitemli ve sert konuşmasında şöyle der: “Halk, halkçılık bekliyor, iş bekliyor, hakikat bekliyor,
siz ferdi saltanat peşinde koşuyorsunuz.”

Karesi Mebusu Ahmet Süreyya Bey de fesih ve veto yetkilerini eleştirirken, Mustafa Kemal’in milli egemenlik konusundaki sözlerine
gönderme yaparak “Fesih hakkının bir şahsa verilmesi milletin hakimiyetine
aykırı ve vatan için büyük bir tehlikedir. İşte bu, milletin hakimiyeti değil, padişahın saltanatıdır” der.

Mustafa Kemal, bu tartışma içerisinde aleyhteki konuşmaları büyük bir olgunlukla takip etmiş, bu kadar tepkinin sebebini anlamak için bu milletvekillerini Köşk’e davet etmiş, konuyu sabaha kadar kendi aralarında tartışmışlardır.
Sonuçta, muhalif milletvekilleri ikna edilememiş, teklif 130
mebuslu TBMM’de 127 oyla reddedilmiştir. Oylamada iki kabul, bir de
çekimser oy kullanılmıştır.

Bu Meclis Birinci Meclis’tir. Yani, üyelerin tamamını Mustafa
Kemal’in belirlediği Meclis’tir. Şahsiyetli insanlardan oluşan bir meclistir. Bu konuşmalar ise tarihçi Sinan Meydan tarafından o günkü Meclis zabıtlarından bire bir alınmış konuşmalardır. Büyük Atatürk, bu muhaliflerden ikisini sonradan Bakan yapmıştır.

16 Mart 1924 tarihinde Gazi Meclis’te yapılan bu oturum, ibret alınması gereken, gerçek ve müthiş bir olaydır. O Meclisin kahraman, cesur, yiğit insanlarına, o Meclisin Kurucusu muhteşem Türk’e rahmet dileklerimizle…

*******

Biz de onlara binlerce şükran ve sayın Mehmet Necati Güngör’e de teşekkür dileklerimizi sunarız. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana ise…

 


Adana / MHP / Bahçeli!..

Adana, uzun bir süredir, “MHP’nin kalesi” durumundadır; Büyükşehir Belediye Başkanlığı kaç dönemdir MHP’liler tarafından yönetilmektedir. AKP iktidarı ve zirvesi, tıpkı İzmir / CHP örneği gibi, “bu durumu hazmedememekte” ve seçilmelerini önleyemediği MHP’li Belediye Başkanlarını “adalet önünde mahkum ettirmek için” her imkanı kullanmakta ve Adana zirvesini ele geçirmek için elinden geleni yapmaktadır.

Bugünkü Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü de, AKP’li Ceyhan Belediyesi’nin şikayetleri, savcılık ve mahkemeye sunduğu dilekçelerle, “Ceyhan Belediye Başkanlığı sırasında” kendisinin doğrudan dahlinin olmadığı ve  “İstesem de görevim gereği işleyemeyeceğim, gerçekte olmayan bir suçtan dolayı” yargılanmaktadır.

Adanalı ülkücüler şaşkındır; “Başkanlarımıza bunları reva gören bir iktidara payanda olmakla Devlet Bahçeli ve arkadaşları ne yapmak istiyor?..”

Bir bilen varsa, bana da yazsınlar ki, biz de öğrenelim; sadece Adana örneği bile, Bahçeli’nin ve arkadaşlarının hangi yolda olduğunu göstermeye yeter de, artar bile!..


Sözün Özü

Bilim adamlarımızın, devletin yetkililerinin verdikleri bilgilere dayanarak yazıyorum; “diyabetli” sayımız, artma hızında Avrupa’yı 4’e katlayarak 11 milyona ulaştı, “uyuşturucu kullanma yaşı” 9 / 10’a indi, çocuklarımızda “obez” oranı hızla “ABD’ye yaklaşma” yarışında; ne olacak yetiştirme sözünü verdiğimiz “dindar” nesillerin hâli?..


Adaletli Kalkınma Paketi!..

Türkiye İstatistik Kurumu, “enflasyon rakamlarıyla oynadığı oyun için” gerekli “sepet düzenlemesini” yeniden yaptı. Özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşların hissettiği “ağır enflasyon baskısını, kağıt üzerinde ve rakam olarak hafif gösterme” yolunu seçerek, “memur / işçi ücret zamlarının olması gerekenin altında hesaplanması ve uygulanması” oyununa gene katkı sağladı!..

Bu ne demektir, zaten “feci durumunda olan” gelir dağılımı makasının “dar ve sabit gelirli aleyhine daha da açılması”, orta sınıfın “fakirleşmeye daha da yakınlaşması” demektir!..

Demek ki, neymiş TÜİK’in yeni sloganı; işte karşınızda onun “A/daletli K/alkınma P/aketi”; helal olsun!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...