Tarih tekrar yazılmıyor!..

3.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Türkiye toprakları Versay'da, Sevr'de toplanan galip devletler tarafından acımasızca paylaşılırken, Osmanlı Ordusunun bir subayı yakın arkadaşları ile beraber galiplere hayır deme cesaretini göstermiştir… Türk Halkı bu cesur askerlere güvenmiş imkansızlıklara rağmen onlarla birlikte olmuş, bütün ülkede bir direniş hareketi yaratılmıştır.

Böylece Mustafa Kemal ve Türk halkı işgali kabul etmeyeceklerini göstermiş, istilacılara karşı yürütülen kurtuluş savaşından galip çıkmasını başarmışlardır.

Bu hareket Mustafa Kemal Atatürk'ü Türkiye'de "ulusun kurucusu" konumuna getirirken, bütün dünyada da tanınıp, saygı duyulmasına ve "meşruiyet" kazanmasına yol açmıştır.

Ülkesini içinde bulunduğu derin karanlıktan, derin cehaletten çekip çıkarmak için uzun süreli bir güce sahiptir artık. Azimle işe baslar. Sadece adı kalmış olan Osmanlı İmparatorluğu'na son verir. İşlevi kalmayan halifeliği kaldırır. Sıkı bir laik sistem kurarak din ve devlet işlerini ayırır. Latin alfabesini getirir. Giyim ve yasam tarzını da modern tarza çevirir. Eğitimi akıl ve pozitif bilim öncülüğünde yeniden düzenler. Gençliğe muasır medeniyetleri hedef olarak gösterir. Bu yüz yıldır toplumun modernleşmesine engel olan gelenekçilerin pek hoşuna gitmese de, Türk halkına tekrar haysiyetini kazandırmış, onurlandırmış olan Atatürk'e ve yeni düzene karşı duramaz ve ona uyum sağlar. Toplum değişerek modernlik yolunda ilerler.

Çünkü din siyasette amaç değil, bir düşüncedir. "Meşruiyet" en inançlı olana değil, mücadelesi halkın mücadelesi ile aynı olana verilir. Müslümanların gözünde düşmanları yurttan çıkaran, Kurtuluş Savaşı'nı yöneten ve kazanan bu ülkenin artık "meşru" kurucusudur.

Atatürk'ün elde ettiği bu meşruiyet onun ölümünden sonra da devam etmiştir. Bugün de ülke O'nun adına yönetilmektedir. Avrupa'yı bile korkutan dinsel köktencilik akımı ve referansı din olan iktidarlara rağmen bu siyasi geleneği ayakta tutmak, Türk toplumunun görevidir. Ara vermeler aksamalar da olsa bunun eskinin prangalarından kurtuluş için köprüden önce son çıkış olduğunu görecek ve bunu başaracaktır.

İslam dünyasında pek çok lider Atatürk örneğine özenmiş ve onun yaptıklarını yapmayı hayal etmiştir. Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf "Çivisi Çıkmış Dünya" kitabında şöyle ifade eder;

"Afganistan'da Kral Emanullah 1919'da tahta geçti ve Atatürk'ün izinden gitmek istedi. Ordusunu işgalci İngiliz birlikleri üstüne sürdü ve ülkesinin bağımsızlığının tanınmasını sağladı. Bu şekilde kazandığı saygınlıktan güç alıp iddialı reformlara girişti, çokeşliliği ve peçeyi yasakladı, erkek ve kız çocuklar için modern okullar açtı, özgür basının ortaya çıkmasını destekledi. Bu deneyim on yıl sürdü, 1929'da Emanulllah kendisini dinsizlikle suçlayan gelenekçi liderlerin komplosuyla tahttan indirildi. 1960'ta Zürih'te sürgünde öldü.

İran'da Rıza Şah'ın girişimiyse daha uzun süreli oldu. Atatürk'e hayran bir kişi ve tıpkı onun gibi subay olan Rıza Şah kendi ülkesinde aynı modernleştirici deneyimi gerçekleştirmek istiyordu; ama en sonunda gerçek bir kopma sağlamayı başaramayıp Avrupa tarzı bir cumhuriyet yerine yeni bir hanedanı, Pehlevi hanedanını kurmayı yeğledi ve bir bağımsızlık çizgisi izlemek yerine güçler arası çelişkilerden yararlanmaya çalıştı. Kuşkusuz model aldığı kişiyle aynı yeteneklere sahip değildi, ama hakkını da yememek için şunu da belirtmekte yarar var, petrolün bulunmasından sonra Batılı güçlerin İran'ı kendi haline bırakması pek de olası değildi. Hanedan, iktidarı korumak için İngilizlerle, ardından da Amerikalılarla, yani İran halkının refah ve onurunun düşmanı olarak gördüğü ülkelerle ittifak yaptı.

Atatürk örneğinin tersi bir örnek bu. Düşman güçler tarafından korunduğu düşünülen birinin meşruiyeti kabul edilmez ve giriştiği her iş değersiz görülür; ülkeyi modernleştirmek istiyorsa, halk modernleşmeye karşı çıkar; kadınları özgürleştirmeyi hedefliyorsa, sokaklar protestocu çarşaflarla dolar.

Pek çok sağduyulu reform başarısızlığa uğramıştır, çünkü nefret edilen bir iktidarın imzasını taşıyordur! Bunun tersine, pek çok akla aykırı eylem de alkışlanmıştır, çünkü savaşçı meşruiyetin damgasını taşıyordur! Bu durum bütün dünya için geçerlidir."

Atatürk'ün reformcu zihniyeti birçok Arap lider için de esin kaynağı olmasına rağmen, Türk ulusalcılığı ile Arap ulusalcılığı aynı dönemde başlamasına rağmen, yazgıları çok farklı olmuştur.

Bu nedenle elimizdekinin kıymetini iyi bilelim...

Bir öneri oylanırken, seçmenler önerinin içeriğindense, onu temsil eden kişiye güvenip güvenmediklerine göre kararlarını verirler. Pişmanlıklar, tartışmalar ancak sonradan devreye girer ama artık çok geçtir.

Tarih tekrar yazılmıyor!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar