Mobilyada ikinci “el ele verme devrini” Davut Doğan başlatmalı

3.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Seray Mobilya’nın kurucusu Ali Özkan Ankara’dan gelmiş… Sektörün geleceğini konuştuk… Heyecan verici bir gelecekten bahsediyordu...

Bir ara durdu yutkundu ve yazmayın ama diyerek başladı anlatmaya…

“Sektörün muhteşem bir geleceği var. Biz bu alanda dünya markaları çıkarabiliriz. Ama iki büyük sıkıntı var. Birincisi devlet bu mobilyaya lüks diye bakıyor… İkincisi mobilyada birlik beraberlik yok.  Mobilyacılar birbirinin cenazesine bile gitmiyor. Oysa birlikten kuvvet doğar el ele versek her şey değişir.”

Hemen sorduk tabi ki… Neden el ele vermiyorsunuz…

“Vermeye çalışıyoruz” dedi…

El ele verdiler. Mobilya Sanayicileri Derneği buradan çıktı. Kuruluş ile ilgili çalışmalarına bile yazılmamak kaydıyla katıldım.

Sonra o günlerde program yaptığımız televizyona geldiler ve yapılan çalışmaları ve kurulacağını ilk orada açıkladılar.

MOSDER kısa sürede iyi işler yaptı. El ele vermenin bir çok alanda faydaları görüldü. Bu yıl 13’üncüsü yapılan Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı bu el ele vermenin sonucu olarak doğdu. Sektörün 50 öncü markasının desteği ile kurulan MOSDER’in desteklediği bu etkinlik dünyanın üçüncü büyük fuarı haline geldi.

MOSDER birlikten kuvvet doğacağını gösterince başka birliktelikler de gündeme geldi.

Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği (MAKSDER), Mobilya Sanayicileri İthalat ve İhracatçıları Derneği (MOBDER), Ofis Mobilyaları Sanayi ve İşadamları Derneği (OMSİAD), Ahşap Mutfak ve Banyo Mobilyası Sanayici ve İthalatçıları Derneği (MUDER) ve Mobilya Sanayi ve İşadamları Derneği’nin (MOBSAD) yeni birliktelikler arasında sayılabilir. Yine MOSDER’in önderliğinde bu birliktelikler de tek çatı altında toplandı ve MOSFED yani Mobilya Dernekleri Federasyonu kuruldu.

Ama ne olduysa bundan sonra oldu. Neden oldu, nasıl oldu yine yazılmamak kaydıyla anlatıldığı için es geçiyorum. Öğrenmek isteyenler dahiliden arasın…

İkinci bir fuar ortaya çıktı. MOSDER’in düzenlediği fuara bir de federasyonun desteklediği fuar eklendi.

Neredeyse 15 gün arayla İstanbul’da iki mobilya fuarı yapılmaya başlandı.

MOSDER’in destekliği ve Avrasya’nın en büyük mobilya fuarı olarak lanse edilen İstanbul Mobilya Fuarı (İSMOB) 10 ile 15 Ocak tarihleri Beylikdüzü TÜYAP’ta yapıldı. Fuarı 500’ü aşkın marka katıldı.

Kötü hava şartlarına rağmen fuarda 197 ülkeden çok sayıda yabancı alıcı vardı.

Fuarda birbirinden ilginç etkinlikler yapıldı. 2023’te genç kızların evlilik hayalleri neler olacak başlıklı etkinlik herkesin ilgi odağı oldu.

Tasarım ödülleri fuarın en ilgi çekici aktivitelerinden biriydi. İşte Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Mobilya Meclisi Başkanı Davut Doğan’ı orada gördüm.

Aynı zamanda Doğtaş ve Kelebek Mobilya’nın Yönetim Kurulu Başkanı olan Davut Doğan fuarı anlattı, sektörle ilgili bilgi verdi… Hemen iki fuar meselesi gündeme geldi… Sıkıntılıydı ama umutluydu yanıtı şöyle oldu:

“Olmaz, iki fuar yanlış… Bunu çözmemiz gerekiyor. Arkadaşlar gelmişler şimdi onlarla görüştüm. Herkes olumlu bakıyor. Mutlaka bir çözüm yolu bulacağız.”

MOSDER’in de Federasyonun da kurulmasına emek vermiş sektörün akil insanı Davut Doğan böyle bir değerlendirme yapmıştı.

Sonra diğer fuar yani CNR İMOB-13.Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı açıldı. 114 ülkeden katılım olduğu söylendi ve 29 Ocak’ta kapandı.

Bu fuarı Federasyon yani MOSFED desteklemişti. MOSFED’in Başkanı Ahmet Güleç aynı zamanda önceki MOSDER Başkanıydı…

Aynı zamanda bu alandaki ihracatçıların da başkanıydı. Sektörün Afrika açılımının mimarlarından biriydi. Bugün sektör Cibuti’den Kanada, Yeni Zelanda’dan Uganda’ya kadar 200’den fazla ülkeye ihracat yapıyorsa bundan büyük katkısı vardı.

Ahmet Güleç 33 yıl önce kurduğu Nurhas Mobilya’nın NdesigN markasıyla binlerce müşterinin gönlünü fethetmeyi başardı ama iki ayrı fuarı önleyemedi. Ama yine de birlik mesajı verdi açılışta…

“Sektörde güçlü bir ivme kazanmak için tek bir çatı altında tek bir fuar alanında birleşme zamanı. Gelin bütün sektör bir olalım, birlik olalım fuarımızı dünyanın en önemli fuarı haline getirelim.”

Diyor ama getirilemiyor. Getirilemeyince mobilya fuarları etkinliğini kaybediyor. Bir ay içinde iki fuar… Olacak şey değil. Her şey bölünüyor. En önemlisi yurtdışı alım heyetleri bölünüyor. Geldiklerinde sektörün yarısını görebiliyor. Peki çözüm yok mu?

Sorduk soruşturduk… Var… İşte o çözüm…

“İki ayrı yerde fuar yapılmaya devam edilsin. Ama aynı tarihte yapılsın. İstanbul o hafta mobilya şenliği yaşasın. Bütün dünya gelsin Türk mobilyasının geldiği noktayı görsün. İsteyen istediği yerde standını açsın gösterisini yapsın. Ama aynı tarihte tek bir isimle olsun… İstanbul Mobilya Şenliği şemsiyesini altında buluşsun iki etkinlikte. CNR’a gelen orayı gezsin sonra TÜYAP’a gitsin… TÜYAP’a gelen orayı gezsin sonra CNR’a gitsin. Kaynak israfı yapılmasın…”

Sonra farklı bir birliktelik olursa olsun ama ilk öneri bu… Peki kim yapacak, kim önderlik edecek bu işe…

Bir kere MOSDER Başkanı ile MOSFED başkanlarının tem destek vermesi gerekiyor. Veriyorlar mı? Şimdilik sıcak bakıyorlar.

İki fuarın yönetimleri sıcak bakmalı… Yani Bülent Ünal ile Ceyda Erem işbirliği yapmalı. Bu işbirliği aslında İstanbul’un ve Türkiye’nin önünü açacak bir işbirliği olabilir.

Tüm bunları da Davut Doğan koordine etmeli… Neden Davut Doğan… Üç nedeni var.

Birincisi özel sektörün en üst örgütü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde Mobilya Meclisi Başkanı… Yani sektörün en üst noktasında duruyor.

İkincisi temellerini attığı Doğtaş Mobilya’yı kardeşleri kurdu ve altı kardeşi ile birlikte yürümeye devam ediyor. Türkiye’de ilk aile anayasasını hayata geçirdi. Yazılmasından uygulanmasına kadar etkili oldu.

Üçüncüsü sektörde herkesle iyi diyalog içinde oldu. Markaları TÜYAP’taki fuara katıldığı için orada oldu, oraya gelen diğer fuarın temsilcilerine ev sahipliği yaptı. Ama CNR’daki fuara da katıldı. Standları gezdi, katılımcı kişi ve kurumlarla hasret giderdi.

Neden Davut Doğan sorusuna en önemli yanıt ise bu birleşmeyi en çok isteyen olması olabilir.

Peki biz yazıyoruz Davut Doğan ne diyor… Onun ağzından aktaralım…

“İki fuar doğru değil. Herkese birlik beraberlik mesajı verdiğimiz bugünlerde bunu bizim başarmamız lazım. Örnek olmalıyız. Nasıl olacağı oturup üzerinde konuşulduğunda bulunur. O işin ayrıntısı bence. Önemli olan iki fuarın sektöre zarar verdiğini bilmemiz. Sektör zarar görüyorsa sadece şirket zarar görmez, Türkiye zarar görür. Mobilyada hedeflerimiz var. 2023’te dünyada ilk beşte yer almamız gerekiyor. Bunu ancak birleşerek, el ele vererek sağlarız. Birlikten kuvvet doğar. Bir zamanlar mobilya sektöründe birbirimizin iyi gününde kötü gününde bile birlikte olmuyorduk. O günler çok geride kaldı. Bu işi çözeceğiz. Başka yolu yok. Sorunu biz yarattık, çözümü de biz bulacağız. Çözüm herkesin lehine… Bu işte bana da bir görev düşürse yapmaya hazırım, zaten şu anda herkesle görüşerek bu süreci başlattık. Kısa sürede sonuç alacağımızı düşünüyorum.”

 

Birlik arayışı MOSDER’de iki başkan adayı yarışını getirdi

Sektörde tek fuar arayışı sürerken önümüzdeki günlerde seçime gidecek olan Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği’nde (MOSDER) başkanlık için iki aday çıktı.

Daha önce genellikle tek adayla seçime gidilirken bu defa halen MOSDER’in başkanlığını sürdüren İsmail Doğan’ın karşısına aday olarak Yataş’ın Genel Müdürü Nuri Öztaşkın çıktı.

İki aday çıkmasının nedeni de yine fuar oldu. İsmail Doğan fuarların birleşmesini savununca ayrı fuar yapılmasını savunan Nuri Öztaşkın’ın başkanlığa aday olduğu belirtiliyor. İsmail Doğan MOSDER üyesi 57 firmanın tercihiyle başkanlık görevine getirilmişti.

100 yıllık devleri geride bıraktı, sinyal işini aldı

Türkiye’de aile şirketleri genellikle halka açık olmaktan uzak durur. Nevhan Gündüz’ün kurucu ortağı ve CEO’su olduğu ORGE Enerji bu genellemenin dışında kalan az sayıda aile şirketi arasında yer alır.

Şirket elektrik taahhüt işleri konusunda son dönemde çıkış yapanlar arasına girmeyi başardı.

Bundan halka açık olmanın büyük katkısı olduğunu vurguluyor Nevhan Gündüz ve ekliyor…

“2012’de halka arz edildik. Halka açılmayı şu açıdan doğru buluyoruz. Halka açıldıktan sonra daha çok tanındık daha çok bilindik. Ama en önemlisi güvenir kurumlar arasına girdik. Ticari kuruluşlarla, bankalarla konuşurken bunu hissettik. İhalelerde bunun büyük avantajını yaşadık. Bu bize hızlı bir büyüme sağladı. Halka arzdan önce 100 kişi olan kadromuz bugün 500’ü geçti. Piyasalardaki durgunluğa rağmen bu sene işlerimiz iyi gidiyor. Geçtiğimiz yıl enleri yaşadık. Bunu sürdürmek istiyoruz.”

Nevhan Gündüz aynı zamanda Hatay İş Adamları ve Bürokratları Derneği Başkan Yardımcısı... İlkokulu bu şehirde tamamlar. Sonra İstanbul ardından üniversite eğitimi için Amerika’ya gider…

Sonra aile şirketinde işe başlar, Amerika’da okumanın getirdiği avantajları şirkete yansıtır. Halka açılma bunlardan biri olarak gündeme gelir. Ardından bina alanındaki tecrübeyi altyapı ve raylı sistemlere taşır.

Mutlu eden aydınlatma yaptı

Ve Kartal – Kaynarca Metrosu’nun tüm  elektrifikasyon işlerini alarak yarım asırlık ailenin şirketinde bir ilke imza atar. Aslında atılan adımın Türkiye’de de bir ilk olduğunu Nevhan Gündüz şu sözlerle anlatıyor…

“Türkiye’de metro projelerinde ilk defa bir yerli firma  olarak tüm elektrik, sinyal, zayıf akım işlerini anahtar teslim olarak tamamlamış olmayı bir başarı öyküsü olarak görüyoruz. Bu Türk özel sektörün artık metroda raylı sistemde her işi yapacağını gösteriyor. Bu alanda 100 yıllık rakipler var. Biz 18 yıllık firma olarak onların elinde bu işi aldık. Çok gururluyuz. Bizim kuşak bilgisayarı iyi kullanıyor. Bu yüzden babaların başlattığı işleri daha ileri götürmek durumundayız. Ben 40 yaşındayım ailem iyi eğitim almam için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı Bunun hakkını vermeliyim.1998 yılında Orge’yi kurduk. Ailem 3 kuşaktır elektrik taahhüt işleri ile uğraşıyor. Biz elektrik işlerinden iyi anlarız. İşin içindeyiz. Ben her gün şantiyeleri dolaşırım. Şimdi Türkiye’nin en büyük karma projesi Quasar’ın şantiyesinden geldim. Quasar müthiş bir proje. Türkiye’de yapılan en lüks otel ve konut karma projesi diyebilirim. İki tane 46 katlı kuleden oluşuyor. 200 bin metrekare kapalı alanı var. Bütün projenin ve dev kulelerin elektrik işlerini yapıyoruz. Boğaz’a bakan cepheleri piksel aydınlatma ile donattık. 1500 yakın aydınlatma armatürü kullandık. Boğaz’dan gemi ile geçerken bir binada ay diğer binada yıldız görebileceksiniz. Ayrıca orada dünyaca ünlü Fairmont Otel olacak. Onun için özel uygulama yapıyoruz.  Oda ve dairelerde kullanılan aydınlatmada spotları CRI 97 denilen bir kategoride yapıyoruz. Bu ışık kategorisinde bir rengi en doğru şekilde algılamanızı sağlıyor ve mutlu oluyorsunuz, bu dünyada ispatlanmış…”

Yoga’yı kaynağından anlattı 

Son dönemde beyaz yakalıların, yeni kuşağın ilgi odağı haline geldi Yoga… 

İş yaygınlaştıkça bozulmalar da gündeme geldi. Bu nedenle işin kaynağı daha önem kazandı. Aslında binlerce yıl önce Orijinal Yoga Sistemi’ni Yoga Sutra adlı kitapta Büyük Yogi Maha Yogi Patancali ortaya koymuştu.

O gün bugün bu alanda çok şey yazıldı. Ama biraz önce söylediğimiz gibi kimse işin kaynağına inmeyi başaramadı.

Şimdi Yoga Sutra’yı, bu alanda önemli üstadlar arasında gösterilen Akif Manaf günümüzün insanı için tekrar yazdı.

Yoga ile ilk olarak 5 yaşında tanışan, Yoga eğitimine 7 yaşında başlayan ve 14 yaşından itibaren düzenli Yoga uygulayan Yogaçarya Akif Manaf, daha sonra Uzakdoğu felsefelerine duyduğu ilgi dolayısıyla 1989’da Hindistan’a yerleşti. Sanskrit dilini öğrenip kadim Yoga metinlerinde verilen bilgi ve tekniklerde uzmanlaştı.

Akif Manaf Hindistan’da çeşitli Yoga Üstadları’ndan eğitim alarak Yogi’lik mertebesine kadar ulaştı. 1994’te Hindistan’da kendi kurduğu Yoga Academy’de Yoga eğitimi vermeye başlayan Manaf’a 1995 yılında ‘Büyük Yogi’ anlamına gelen Maha Yogi ismi verildi.

Bu özellikteki bir ismin Yoga’nın kaynağına inerek yazması önemli. Son dönemde bu alana ilgi gösterenlere duyurulur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar