Ülkücüler ne yapmalı?..

10.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Devlet Bahçeli, geçen Salı günü partisinin Meclis Grubu’nda yaptığı konuşma ile MHP’yi bitirmiştir ve artık, ülkücüler “bu partiden ümitlerini keserek”, yeni bir parti kurmalıdırlar!..
Açıkça ortaya çıkmıştır ki, “Bahçeli’nin MHP’si artık Türkeş’in MHP’si değildir”; bundan sonra da olmasının da imkanı yoktur!..
Aslında, “izandan da, insaftan da, vicdandan da mahrum olan” o konuşma, Türk Milliyetçilerine ne yapmaları gerektiğini anlatmış, “kaybedilecek ve beklenecek her dakikanın Türkiye için kayıp olacağını” da ortaya koymuştur!..
Tansu Çiller ile Mesut Yılmaz arasındaki “talihsiz ve kahredici” koltuk kavgası, DYP ve ANAP’ı yok ederek Türkiye’nin ve Türk siyasetinin “Merkez sağ partisiz kalmasına yol açmış” ve bu “çarpık gelişme” ülkeyi nerelere getirmiştir, ortadadır!..
Şimdi de Bahçeli, ülkeyi, “hukuken adı var olsa da, fiilen Türk milliyetçilerini partilerinden mahrum edecek” bir senaryoyu sahneye koyarak, siyasetimizi ve demokratik rejimimizi ikinci bir “felaket dalgası” ile karşı karşıya bırakacak bir adım atmıştır. Buna imkan ve fırsat vermemek için ülkücüler ve Türk Milliyetçileri “yeni partilerini kurmalıdırlar!..”
Bugünkü hâli ile mahkemelerden “adalet beklemek”, Türk milliyetçileri için “Godot’yu beklemek” olacaktır!..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bile “onaylamakta tereddüt ettiği” bir Anayasa Paketi’ni, “ondan daha büyük bir hevesle savunan” ve “Neden destekliyorsun” diye soranlara, yani bunca yıldır “beraber olduğu” ülkücülere, milliyetçilere, “onları ikna edememenin” öfkesine esir düşerek “Kudursalar da Evet” diye cevap veren bir Genel Başkan vardır “artık” MHP’nin başında!..
Sadece, MHP’liler, milliyetçiler ve ülkücüler değil, herkes bilmelidir ki, “MHP Türk milliyetçilerinin, ülkücülerinin partisi olmaktan çıkmıştır”, çıkarılmıştır!..
Tarih, “tarihin Bahçeli’yi nasıl yazacağını gösteren” örneklerle doludur!..
Kendilerine “Kudursalar da” denilenler, “yeni partilerini kurmalı” ve el ele, kol kola, gönül gönüle “Ay Yıldız’ın, 3 Hilal’in, 9 Işık’ın aydınlattığı yolda” yürümeye başlamalıdırlar!..
Türkiye için, Türk Milliyetçiliği için, Bozkurtlar’ın “yeni”  yürüyüşü başlatılmalıdır; ey ülkücüler, daha ne bekliyorsunuz?..


Hangisi doğru?..
Atatürk düşmanlarının ağızlarında sakız ettikleri bir söz vardır, “özeti” şöyle; “O diktatördür, Osmanlı’nın getirdiği demokrasiyi, Meclis’i Mebusanı, partileri ile beraber yok etti. Bütün yetkileri elinde topladı, ülkeyi tek adam olarak yönetti.”
Değil ya, diyelim ki, “doğru söylüyorlar”, iyi de bugün ‘Ülkeye demokrasi gelecek, halkın yönetimi gelecek” diye “ölesiye savundukları” Anayasa Paketi, “1924’ün Millet Meclisi’nin ‘Bu yetkileri verirsek Cumhurbaşkanı’nın Abdülhamid’ten ne farkı kalır’ diyerek Atatürk’e vermediği yetkileri Cumhurbaşkanı’na veren” maddelerle dolu.
Şimdi onlara sormak gerekmiyor mu; “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu”; Atatürk’e “Diktatörlük istedi, diktatörlük getirdi, diktatör oldu” derseniz, “bugünkü için” ne demeniz lâzım; söylediklerinizin hangisi doğru?..


Bu kitap okunmalı!..
İzmir’in “düşünce katmanlarını aydınlatan” kandillerin başında geliyor, sevgili dost Uğur Yüce. “Söz veriyorum, bir uzun süre daha beyin ile ilgili bir kitap, rapor, vs paylaşmayacağım” diyerek, herkesin okuması gereken “beynimizle ilgili” bir kitabın daha özetini göndermiş bizlere. Binlerce teşekkür!..
Tavsiyesi de var; “Plastisite, ‘değiştirilebilir, şekillendirilebilir, dönüştürülebilir’ anlamında kullanılıyor. Ve beynimiz için çok uygun bir terim olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu sihirli kelimeyi hiçbir zaman unutmayın. Yeter ki değişim, dönüşüm ve yeniden şekillenmeniz hangi yaşta olursa olsun olumlu yönde olsun.”
Uğur Yüce’nin özetini verdiği “Kendini Değiştiren Beyin / The Brain that Changes Itself” adlı kitabın yazarı, Dr. Norman Doidge. Kanadalı bir psikiatrist, psikanalist ve de “The Brain’s Way of Healing / Beynin iyileşme yolu” kitabının da yazarı.
Diyor ki; “Zihinsel bakımdan aktif bir yaşam süren insanların daha iyi beyin fonksiyonuna sahip olduklarını doğrulayan çok sayıda çalışma var. Zihinsel olarak ne kadar çok aktiviteye katılırsak Alzheimer olma ya da Bunama riskimiz o kadar azalıyor. Bu bağlamda bütün aktiviteler eşit değildir. Bir müzik aleti çalmayı öğrenmek, masa oyunları oynamak, okumak gibi konsantrasyon gerektiren aktiviteler bunama riskini asgariye indirir.”
Ve “örnekler” veriyor; “Fasano, 89 yaşında Harvard’dan mezun oldu. İsrail’in ilk Başbakanı David Ben-Gurion klasikleri orijinallerinden okumak için 70 yaşından sonra Yunanca öğrendi. Mimar Frank Lloyd, Guggenheim Müzesini tasarladığında 90 yaşında idi. Benjamin Franklin 78 yaşında bifokal gözlüğü keşfetti.” (Uğur Yüce / www.ozetkitap.com)

 
Bu hırçınlık neden?..
İktidarı destekleyen gazetelerde ve TV’lerde, “referandum sandığı” konusunda anketler yayınlanıyor; “Referandum sandığından Evet yüzde 70’lerle çıkacak, şu anda seçim olsa AKP yüzde 55’lerle çıkar!..”
Peki “böyle” de, neden AKP Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, o “sakinliği ve uzlaşmacılığı ile ünlü” siyasetçi, “Hayır” diyecek olan onlarca milyon ve mesela “milletvekili olduğu” İzmir’in yüz binlerce TC vatandaşını fevkalade üzen ve kıran o çok  hırçın ve ağır hakaret içeren sözlere başvuruyor; Ana Muhalefet Partisini topyekun PKK ile yan yana göstermeye çabalıyor?..
Bunca yılın gazetecisiyim, içimden bir ses bana, “sayın Başbakan’ın o anketlere hiç inanmadığını” söylüyor; bilmem hatalı mı düşünüyorum. Hatalıysam “bu hırçınlığın, bu ağır suçlama ve hakaretlerin sebebi” ne ola ki?..

Sözün Özü
"Evrim teorisi zaten bilimsel olarak eskimiş ve çürümüştür” diyerek okul kitaplarından çıkaranlar, “dallarını toprağa gömüp, köklerini toprağın üzerinde tuttukları fidanları yaşatacaklarını” zannedenlerdir; ne yazık ki, çocuklarımızı bu zihniyet eğitmeye başladı!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar