En kötüsü belirsizliktir

17.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

16 Nisan’da yapılacak referandum dolayısıyla ekonomi yeni bir beklenti dönemine girmiştir. Doğal olarak, gerekli önlemlerin alınmasında da gecikmeler olacaktır.

Piyasalar, referandum sonuçlarına göre, ekonomik yapının aynı kalıp kalmayacağını, siyasi kadrolarda bir değişiklik olup olmayacağını, bir erken seçim ihtimalinin ortaya çıkıp çıkmayacağını, Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına devam edip etmeyeceğini tahmin etmeye ve buna göre pozisyon almaya çalışmaktadır.

Oysa ekonomik sorunların çözümü için, geciktirilmeden alınması gerekli çok sayıda önlem bulunmaktadır.

2016 yılında büyüme hızının % 3’ün altında gerçekleşeceği anlaşılmaktadır. 2017 yılı için de düşük bir büyüme hızı öngörülmektedir. Avrupa Komisyonu, birkaç gün önce yayımladığı bir raporda 2017 yılı büyüme tahminini  % 3’ten % 2,8’e düşürmüş, 2018 yılı için de % 3,2’lik bir büyüme tahmin etmiştir. Merkez Bankası’nın beklenti anketinde de bu yıl ki büyüme tahmini % 2,9’dur. Enflasyon beklentilerinin yükseldiği bir dönemde, büyüme hızının gerilemesi, piyasalarda durgunluğun artmasına sebep olabilir.

İhracat, aksine yapılan açıklamalara rağmen artmamaktadır. Ocak 2017 ayında, bir önceki yılın aynı ayındaki  9,5 milyar dolarlık gerçekleşmeye karşılık, 10,5 milyar dolarlık bir düzeye ulaşılmıştır. Ancak 2016 Ocak ayı ihracatı zaten oldukça düşüktür. Oysa 2016 yılı Kasım ayı ihracatı 12,7 milyar dolar ve Aralık ayı ihracatı 12,8 milyar dolardır. Yani bu yılın Ocak ayında ihracat önceki aylara göre düşmüştür. İhracat sektörünün, hem yapısının yenilenmesi ve hem de teşvik sistemlerinin selektif baza indirilmesi açısından acil önlemlere ihtiyacı vardır.

Turizm de destek bekleyen sektörler arasındadır. 2016 yılında ülkemize gelen turist sayısında 10,2 milyon  ve turizm gelirlerinde 9,4 milyar dolarlık azalma olmuştur.  İlk veriler, aynı eğilimin bu yılda da sürebileceğini göstermektedir. İşsizlik oranının artmasında ve büyüme hızının yavaşlamasında bu sektörün ciddi bir katkısı vardır. Ülkede güvenli ve istikrarlı bir ortam yaratılmasının yanında dış dünyada giderek artan olumsuz algının giderilmesinde yarar vardır.

Aşırı kur artışlarının ve kur oynaklığının piyasalarda belirsizlik yarattığı ve yatırım kararlarını geciktirdiği bilinmektedir. Yabancı sermaye girişlerindeki azalmanın da etkisiyle hızla yükselen kurlar, Merkez Bankası’nın sıkı para politikası uygulaması ve ağırlıklı fonlama faizini yükseltmesi sonucu kontrol altına alınabilmiştir. Merkez Bankası’nın bu politikayı sürdürmesi beklenmektedir ama faizin enflasyonun bir sebebi mi, sonucu mu olduğu yolundaki tartışmalar da süreceğe benzemektedir.  Kur artışlarının bir ölçüde de olsa kontrol altına alınabilmesinin bir başka nedeni küresel gelişmelerdir. ABD Başkanı  doların aşırı derecede yüksek olduğundan ve diğer ülkelerin paralarının değerini düşük tutarak haksız rekabet yaptığından şikayet etmektedir. FED te, doların değerini arttırabilecek faiz artışlarını ertelemek suretiyle Başkan’ın görüşüne uyum sağlamaktadır.

ABD’nin küreselleşme yerine içe dönük bir politika izlemesi, ikili ticaret anlaşmalarına öncelik vermesi, daha önce imzalanmış Trans Pasifik Anlaşmasından çekilme kararı, NAFTA’yı yeniden müzakereye açma isteği, olağanüstü olarak nitelediği vergi reformları yapacağını açıklaması gibi politikaların ne ölçüde uygulamaya konulabileceği,  bir çok ülkeyi yakından ilgilendirmektedir. Bu tür kararlar özellikle gelişme yolundaki ülkelerin dünya pazarlarındaki payını ve bu ülkelere yönelik sermaye akışını belirleyecek niteliktedir. Bu durum, büyümesi, dış kaynaklara bağlı ülkemiz için de son derecede önemlidir.

İçeride veya dışarıda olsun, belirsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik her adım ekonomimiz için olumlu bir gelişme anlamındadır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar