Karar zamanı

17.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Toplumlar gelecek endişesi taşımadan huzur, refah, güvenlik ve istikrar içinde yaşamak ister.

Bunu sağlayacak olan da devlettir. Devlete tam da bu niyetle geniş yetkiler verilir. Bu durumda devlet elindeki geniş yetkileri halkın refahı, huzuru için kullandığı, hak ve özgürlüklerini koruduğu surece "meşru " görülür.

Güvenlik de devletin müdahil olduğu bir alan olarak günümüzün en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Bununla birlikte hiç birimiz, başta güvenlik olmak üzere devletin işlevlerini millete rağmen yerine getirmesini istemeyiz.

Bu durumda ikisini bir arada yürütebilecek bir devlet tasarımı bir zorunluluktur.

Bir başka deyişle, devlet bir yandan güçlü ve etkin olmaya devam ederken, diğer yandan vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini korumalıdır. Bunun yolu hep söylüyoruz, demokratik bir denge denetleme sistemini kurmak ve bunu işletmekten geçer.

Dolaysıyla anayasaların siyasi iktidarı sınırlama ve temel hak ve özgürlükleri koruma işlevleri birbirine rağmen var olan işlevler değil, birbirini tamamlayan işlevlerdir.

Bu nedenle herhangi bir anayasa düzenlemesinden bahsediyorsak, devletin hukuk yoluyla nasıl sınırlandırılacağı en önemli noktalardan biridir.

Her yönetim biçiminde iktidar vardır.

Demokratik iktidar, sadece denge ve denetleme mekanizmaları işleyen yönetim biçimlerinde söz konusudur. Ve bu sağlandığında "demokratik hukuk devleti" dediğimiz devlet tasarımı ortaya çıkar.

Devletin gücü kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun, yasama yürütme ve yargı organları arasında eşit olarak paylaştırılır. Böylece herhangi bir kurumun ya da kişinin aşırı güç kazanması engellenmiş olur.

Ancak böyle bir tasarımla devlet, bir dişlinin parçaları gibi işleyen yetkilerle ve sorumluluklarla donatılmış, ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde etkin çalışacaktır. Kararlar keyfilik yerine, devlet dahil, herkes için bağlayıcı olan hukuk kuralları ve liyakat çerçevesinde alınacak ve uygulanacaktır.

Yönetenler ve yönetilenler arasında zora, korkuya, suçlanma ve susturulmaya değil, rızaya dayalı bir ilişki kurulacaktır.

Anayasa değişikliği kanunun gerekçesi olan "güven ve istikrarı sağlamak" da yetkilerin sadece yürütmede, bir başka deyişle, tek başına cumhurbaşkanında toplanması ile değil, gücün yasama, yargı ve yürütmeye eşit bölünmesi ile sağlanabilir.

Yani yürütme; bu işlevi gerçekleştirebilecek yetki ve güce,yasama;yasa yapma gücü ve yetkisine, yargı ise, kanunların uygulanmasını sağlama ve denetleme gücüne sahip olmalıdır. Aksi halde bu organların arzu edilen şekilde çalışması mümkün olmaz. (Referanduma sunulan Anayasa değişikliği kanununda yürütme güçlendirilmiş buna karşın yasama ve yargı bırakın güçlendirilmeyi yürütmeye bağımlı hale getirilmiştir.)

Güç dağıtılarak, işlevleri ve bürokratik yapısı çok büyük olan devletin daha etkin çalışması sağlanır. Gücün, organlar arasında paylaştırılması devletin kararlarının ve eylemlerinin meşruiyetini artırır; yönetilenler yönetenlerin aldıkları kararlara rızaları ile katılırlar.

Denge ve denetleme göz önünde bulundurularak tasarlanmış bir devlette, toplumun farklılık ve eğilimlerinin, devletin her bir organına yansımasını sağlayacak mekanizmalar da geliştirilmiştir. Halkın kendi tercihlerinin yasalara yansımasını ve yasama organı olan mecliste gerektiği şekilde müzakere edilmesini güvence altına alan usul ve mekanizmalarla desteklenmiş bir yasama süreci vardır. Hukukun üstünlüğünü sağlamak amacıyla, bağımsız ve tarafsız yargı kararlarına dayalı bir denetim düzeni vardır. Liyakata dayalı bir bürokrasi vardır.

Siyasetçiler 1982 Anayasasını, darbe anayasasını değiştirdik diyor ama, değişen sadece 18 maddedir. Daha mı demokratik olmuştur yoksa daha mı buyurgan derseniz; onun cevabı sizin referandumda vereceğiniz evet-hayır'ı belirleyecektir.

Ben yukarıda demokratik bir anayasa nasıl olur konusunu uzun uzun anlatmaya çalıştım. Bugünkü uygulamalara bakın; yargı bağımsız mi, adil mi? Halkın tamamını temsil eden TBMM çalışıyor mu, kapalı mı? Bir kişinin işareti ile insanlar sorgusuz sualsiz hapse atılıyor mu? İfade özgürlüğü var mi? Özgürce muhalefet yapılabiliyor mu?..

Diğer bir önemli konu da, anayasa değişikliği kanununun halkoyuna sunulması süreci, en az anayasanın içeriği kadar önemlidir. Böyle bir süreçte, ifade özgürlüğü ve fiziksel güvenlik devlet tarafından garanti altına alınmış olmalıdır. Ayrıca tüm siyasal görüşlere görüşlerini eşit olarak ifade edebildikleri kampanyaları yapma olanağı tanınmalıdır.

Hepimiz şimdi bu sürecin içindeyiz ve 16 Nisan'a kadar neler olup bittiğini göreceğiz.

Ben sizlere demokratik hukuk devletinde olması gerekenleri anlattım.

Ölçüp biçin, evet mi hayır mı kararınızı siz verin.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...