Vatansevere hain demenin suçu

17.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Referandum işi ortalığı giderek geriyor.

Yasaları sallamayan, hiçbir engel tanımayan iktidar, aklına eseni devletin tüm imkanlarını kullanarak rahatça söylüyor. Üstelik her fırsattan yararlanıyor. Açılış törenleri ve her türlü toplantıları değerlendiriyor. Kendisi gibi düşünmeyenlere devamlı verip veriştiriyor.

Cumhurbaşkanı da yapıyor bunu, Başbakan da, Bakanlar da, mebuslar da... Yetmiyor devlet memurları da, rektörler de, camii imamları da sorumsuzca katılıyorlar bu koroya. Ortak siyasi akordun çıkardığı gürültü böylece kulakları iyice tırmalıyor.

Ölçü öylesine kaçıyor ki, başkanlığa hayır diyenlerin tümünü neredeyse vatan hainliği ile suçluyorlar. Önce şunu tespitte yarar var. İktidarın diline sahip olamaması ve kendisi gibi düşünmeyen yurtseverleri hainlikle itham etmesi, yargısı düzgün çalışan her ülkede açıkça suçtur. Hiç kimsenin toplumun kendisi gibi düşünmeyen yarısını hainlikle damgalamak hakkı da yoktur, haddi de olamaz. Herkes haddini bilmek, gücünü kontrol altında tutmak ve milleti birbirine düşman edecek, hatta kırdıracak hareket, beyan ve davranışlardan kaçınmak zorundadır.

Başbakan Binali Yıldırım, bir ay öncesine kadar ılımlı, hoşgörülü, esprili, ortalığı yatıştırmaya gayret eden bir dil kullanarak, en muhaliflerin gözünde bile farklı bir konumda bulunuyordu. Ama ne zaman o, Başkanlık tartışma havuzuna balıklama dalınca, ortaya bambaşka bir Binali Yıldırım çıktı. Öylesine bir Binali ki, neredeyse Cumhurbaşkanı gölgesinde kaldı. Bizim bildiğimiz diyalogdan yana, ılımlı ve esprili Binali gitmiş, yerine kavgacı, önüne geleni hainlikle suçlayan bambaşka bir Binali gelmişti. Eskiler böylelerine kraldan fazla kralcı derlerdi.

Başbakan muhalefete bindirdikçe bindiriyor. Buna siyasetin (hoş olmasa da..) gereği gözüyle bakabiliriz. Ama muhalefet deyince, ortada da CHP’den başka pek kimse görünmüyor. MHP, (eğer kaldıysa) tüm gücüyle iktidarın yanında yer alıyor. HDP’liler ise ya hapiste, ya gözaltında ya da mahkemelerde uğraşıyor. Yasama görevi yapacaklarına Kürtlerin devlete başkaldırmalarına zaman ayırınca, ister istemez hepsinin başı belaya giriyor.

Binali bey siyasetçilere çatabilir, aklına eseni söyleyebilir ve tribünlere oynayabilir. Çatma ölçüsü tamamen kendisine, ama lehte ve aleyhte takdiri de millete aittir. Son günlerde aklı başında ve siyasetçilere mideden yakalanmamış diye bildiğimiz insanlar, Başbakan’ın üslubunu beğenmiyor, yadırgıyor, hatta ayıplıyor. Ne demek Başkanlığa onay vermeyenleri toptan hainlikle damgalamak..? Buna değil Başbakan’ın, hiç kimsenin hakkı yoktur. Biz memleketini seven insanlar, Başbakan ve bakanlarla mebuslar gibi dokunulmazlık zırhına sahip değiliz. Üstelik yasaların doğru ve tarafsız uygulanmaması nedeniyle de, vatandaşlara tanınan hakları dahi, doğru dürüst kullanamamaktayız. Çünkü biliyoruz ki, bize yapılan hainlik suçlamasını aynen sahiplerine iade edersek, hapse gireriz, zulme uğrarız.

Binali bey konusunu, bizlerin vatan haini değil keskin ve şiddetli vatanseverler olduğumuzu haykırarak noktalamak istiyorum. Ayrıca iktidarın eğer varsa sorumlularına, daha fazla üstümüze gelmemelerini ve sabrımızı test etmemelerini de nazik ve münasip bir lisanla duyurmak istiyorum.

Şu olağanüstü hal meselesi üzerinde de ciddi bir şekilde durmak lazım. Ama kim duracak, kim söyleyecek, kim yazacak? Medyanın yüzde 90’ı iktidarın emrinde. Muhalefetin cılız sesini ise duyan yok. Devletin bütün imkanları iktidar tarafından dibine kadar kullanılıyor. İtirazlara kimse kulak asmıyor. Bizlerin vergisiyle ayakta kalan TRT, iktidarın dışındakileri yok sayıyor. Bürokratlar, devletin memuru gibi değil, iktidar partisinin memuru gibi hareket ediyorlar. Böyle bir tabloda sağlıklı bir referandum yapılabilir mi? Yapılırsa o referandumdan iktidarın aleyhine bir sonuç alınabilir mi?

İşte size şimdiden söylüyorum, lütfen bir yere not ediniz. Eğer ülkede olağanüstü bir şey  olmazsa, referandumu açık farkla Recep Tayyip Erdoğan kazanacaktır. Devlet elinde, etkili makamlarda oturan güçlü bürokratlar ve imamlar emrinde, medya iktidarın borazanı halinde.. Bu durumda Kemal Kılıçdaroğlu kazanabilir mi? Kılıçdaroğlu (halka ineceğiz, her yere gideceğiz, herkese yapılmak isteneni anlatacağız) diyor. Oysa atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. AKP’liler Kılıçdaroğlu’nun söylediğini bir aydır yapıyorlar zaten. Laf değil, icraattır geçerli olan. İşten atılan akademisyenlere destek olmaya çalışan CHP mebuslarının yerlerde sürüklenmesini, biber gazı yemesini, o fotoğrafları nasıl yorumlarsınız? Güçlü bir muhalefet partisi o görüntülere sebep olur mu, öylesine cılız desteklerle yetinir mi?

CHP’nin muhalefetteki yetersizliğine, Cumhurbaşkanı uzun zamandır teşekkür ediyor. Başarısını CHP’nin o cılız muhalefetine borçlu olduğunu açıkça söylüyor. Benim kişisel kanaatim de farklı değil. CHP muhalefeti AKP iktidarını günden güne büyüten bir hormon görevini başarıyla yaptı, yapmaya da devam ediyor. Yazık çok yazık. Dikkat ederseniz MHP’den artık bahsetmiyorum. Başbuğ Türkeş’in kemiklerini sızlatan bu parti, kendisine muhalefet görevi veren seçmenini üzdü, gücendirdi. İlk seçimde erimesine, Recep Tayyip Erdoğan’ın da mani olamayacağı görülüyor. Bahçeli ve ekibi bunu nasıl göremiyorlar, anlamak mümkün değil.

Referanduma giderken tansiyonu iyice düşürmek zorundayız. Ülkenin referandumdan başka, hatta daha da ciddi konuları var. Şu anda ordumuz harp halinde, hala şehitler gelip duruyor. Harp ekonomisi, bütçelerimizi allak bullak ediyor. Hükümet pek renk vermemeye çalışıyor ama, durum son derece kritik. Böyle bir ortamda çok dikkatli olmalıyız. İşin şakaya gelir tarafı yok. Su uyur, düşman uyumaz.

Kavgasız, gürültüsüz, ortamı daha fazla germeden bir referandum kampanyası yapmamız dileğiyle…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar