İzmir İktisat Kongresi ve günümüz ekonomisi

17.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İçinde bulunduğumuz günler, İzmir İktisat Kongresi’nin (İİK) 94’üncü yıldönümüdür. Ulusal kurtuluşun kenti İzmir, aynı zamanda ulusal kuruluşun da kentidir. Bizce, bu kimliğinin en güzel yansımalarından ve en özlü ifadelerinden birisi ve belki de en önde geleni İİK’dir.

94 yıl sonra, iktisadi alanda birçok tartışmaların yapıldığı günümüz Türkiye’sinde; Kongre’yi anımsamanın, anmanın ve irdelemenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle o dönemin koşullarından, kararlarından gerekli dersleri çıkararak ve elbette günümüze taşıyarak… 

İİK’nin 94’üncü yıldönümü ve İzmir Marşı

İzmir’de 17 Şubat 1923 tarihinde başlayıp 4 Mart 1923 tarihinde tamamlanan İİK, ulusal kurtuluş mücadelesinin kazanılmasının ardından, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanına giden kuruluş sürecinin temel taşlarındandır. Hem siyasal, hem de ekonomik açıdan önemli bir dönemeçtir.

Zorlu bir mücadeleyle ulusal bağımsızlığın kazanılmasının ardından, ekonomik bağımsızlığın da elde edilmesi ve bunun sağlam bir ekonomik temel üzerinde yapılandırılması gerekiyordu. İşte Mustafa Kemal’in önderliğinde İzmir’de toplanan kongrenin temel işlevi ve amacı buydu.

Ulusal kurtuluşun kazanımlarının iktisadi temelde kalıcılaştırılması ve yeni dönemin ekonomi politikalarının belirlenmesi hedeflendi. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde yükseleceği sağlam temeller atıldı. Tabii böylesi önemli bir kongrenin İzmir’de toplanması, İzmir açısından da büyük önem taşımaktadır.

İşte günümüzde, hayatın birçok farklı alanında, kitleler tarafından coşkuyla söylenen İzmir Marşı, bir bakıma bütün bu mücadelelerin tükenmeyen coşkusudur, heyecanıdır…

İktisat alanında günümüzde yaşananlar

2017 Türkiye’sinde, İİK’nin 94’üncü yıldönümü kutlanırken; içinde bulunduğumuz zaman diliminde, iktisat alanında yaşanan bazı gelişmeler ve tartışmalar, doğrusu yüreğimizi acıtıyor.

Varlık fonu denilen ama genel olarak iktisatçılarca ‘darlık fonu’ olarak adlandırılan fonun kuruluşu ve birçok kamusal köklü kuruluşun bu fona devri, beraberinde birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Adı üzerinde bu fon, genel olarak bütçe fazlası veren ve yüksek gelir getiren doğal varlıklara sahip ülkelerde, fazla gelirlerin değerlendirilmesi ve geleceğe aktarılması amacıyla kurulur. Biz de ise tam tersi bir durum var. Doğrusu, bu uygulamayla, ekonomideki yangından kaçırılırcasına, bazı köklü kurumlar, kuruluşlar, varlıklar fona veriliyor. Bir bakıma, müflis tacirin üzerindeki malları başkalarına aktarması gibi…

Örtülü fon, paralel bütçe ve hazine, denetimsizlik

Günümüzde ekonominin en büyük sorunu daralma. Bir başka tanımla, ‘tulumbada suyun bitmesi’. İşte siyasal iktidar, tulumbaya su koyabilmek için yeni borçlanmalara gitmek zorunda. Bu fonun böylesi bir amaçla oluşturulduğu düşünülüyor. Aynı zamanda, tıpkı örtülü ödenek gibi örtülü bir fon oluşturularak, serbest ve denetimsiz hareket alanı yaratılmış oluyor.

Bu uygulamayla, aslında siyasal iktidar kendisiyle de çelişmiş oluyor. Birincisi, iktidara ilk geldiklerinde fon ekonomisine karşı bir duruş sergilemişlerdi. İkincisi, sözde en önemsedikleri konu bütçe disipliniydi. Şimdi bu iki konudan da çark etmiş görünüyorlar.

Ayrıca pratikte, devletin resmi hazinesinin ve bütçesinin dışında, son dönemlerin moda deyimiyle yeni bir ‘paralel hazine ve bütçe’ oluşturuluyor.

Türkiye’nin geleceği rehnediliyor

Ne acıdır ki İzmir İktisat Kongresi’nin 94’üncü yıldönümünde; Cumhuriyetin kazanımlarının, kuruluş döneminde taş taş üzerine konularak elde edilen ekonomi varlıklarının, giderek gözden çıkarıldığına tanık oluyoruz. Kısacası, ülkemizin geçmişten gelen ve geleceğe devredilmesi gereken değerleri rehnediliyor.

Tarihi derecede önemli bir anayasa referandumu öncesinde, varlık fonu örneğinde olduğu gibi, ekonomide yaşananlar bizi düşündürüyor, endişelendiriyor ve üzüyor. Aynı zamanda, referandumun önemini ve seçmenin sorumluluğunu daha da artırıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...