Körfezin bozulmasına hayır

17.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Anayasa değişikliğinin  “evetçi”leri  kampanyalarını, değişikliğin nedenlerini ve içeriğini anlatmaktan çok “hayır”cıları karalamaya yönelik yürütüyor. Suçlamalar ahlaki boyutları aşıyor. SAS kahramanı emekli albay Ali Türkşen gibi yıllarca PKK ve FETÖ ile amansız bir mücadele yürütmüş olanlar bile, “teröre destek vermekle” suçlanıyor. Gerisini siz düşünün!

Bu karalama kampanyası “AKP projeleri” çerçevesine de çekiliyor. “Hayır”cılar, “çılgın projeler”e karşı çıkmakla itham ediliyor. Gerçekte tehlikeli bir alan bu. Çünkü 80 milyar doları aşkın kamusal değer satılmasına karşın ülkenin bir borç batağına sokulduğu gözlerden saklanıyor böylece. Oysa ülke ekonomisi ciddi bir darboğazda. Borç alma olanakları giderek ortadan kalktığı için, “varlık fonu” gibi bir benzeri Osmanlı Devletinin son günlerinde görülen yöntemlere başvuruluyor. Yine de kaynağı belirsiz “projeler” ortaya atılıp duruluyor.

 

İzmir projeleri
İzmir’de de benzer karalama yöntemlerine başvurulduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde, AKP İzmir Milletvekili Atilla Kaya “istemezükçüler”in (siz onu “hayırcı”lar anlayın), “İzmir Körfezi Geçişi” projesine karşı çıktıklarını iddia etti. Başbakan Binali Yıldırım’ın acı bir sonla sonuçlanan Belediye Başkanlığı adaylığı sürecinde dile getirdiği projeyi, GÖZLEM’deki yazılarımızda ayrıntıları ile ele almıştık. (“Çılgın Projeler” ve “Yüzülebilir Körfeze Can Suyu” yazılarıma bakınız.) Burada bir daha yinelemeyeceğim. Ama Başkan Aziz Kocaoğlu, milletvekiline  verdiği cevapta konuyu çok iyi özetledi:

Kocaoğlu, söz konusu geçişin, Ankara'da dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve o dönemin Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen ile konuşmalarında kendisi tarafından dile getirildiğini vurguladı. Başkan, projenin gerçekleşmesinden mutluluk duyacağını belirtirken kaygılarını da şu sözlerle dile getirdi: “Bu proje körfez sirkülasyonunu engellemesin dedik. Her iki tarafta da  1. derece doğal sit alanları var. Doğal sitleri yeraltında geçmelerini önerdik. Öneride bulunma hakkımız her zaman vardır, olacaktır.”

Kocaoğlu projenin iki kritik noktasını çok net bir şekilde ortaya koymuş. Daha ne olsun. Önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, körfezin canlandırılmasını engelleyecek, körfezde yüzde 40’lara çıkartılması için uğraşılan akıntıyı hemen hemen durduracak, yüzülebilir körfez hedefine set çekecek, dünya mirası doğal sit alanlarını tahrip edecek öneri tasarımdan vazgeçilmelidir. Önerilen projedeki “yapay ada”, “asma köprü” ve viyadükler yerine geçişin tamamı Boğaz’da olduğu gibi tümüyle körfez altından daha uzun bir “tüp geçit” ile sağlanmalıdır.

 

Biraz da İzmir’e para ayırın
Körfez Geçişi için öngörülen yatırımın 1 milyar dolar civarında olacağı öngörülüyor. Bu rakamın 2 milyara çıkması doğal yaşamın, giderek körfezin korunmasına değmez mi? Değer, hem de öylesine değer ki, İzmir verdiği vergilerin bir bölümünü böylece geri almış olur.

Rakamlar ortada: İzmir’e 2016 yılında 52 milyar TL. vergi düşmüş. Aralarında Bursa, Kayseri, Samsun, Konya gibi 8 ilin toplamının ödediği vergiden çok daha fazla. Ayrıca, İzmir’de üretim yapan bazı büyük firmaların vergilerini İstanbul ya da Kocaeli’nde ödedikleri düşünülürse, İzmir’in katkısının daha da fazla olduğu anlaşılır.

Buna karşılık İzmir ili merkezi hükümetten 13 milyar TL. kaynak almış. Arada 4 kat fark var. Bunun ufak bir bölümünü daha İzmir’e ayırıp, Körfeze zarar vermeyecek çözüme gitmelerini istemek “istemezükçü”lük mü ? 4,2 km uzunluğunda tünel yerine yaklaşık 7 km uzunluğunda, daha rasyonel bir tünel kesiti ile geçişin sağlanmasını istemek mi “istemezükçülük”? Basit polemikler yerine bilimsel verilerden hareket etsek daha iyi olmaz mı?

Bazıları İzmir’i kirletecek projelere “evet” diyor! Bizler de bu “evet”çi”lere “hayır” diyoruz. İzmir Körfezinin kirletilmesine, bozulmasına HAYIR!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...