Türk turizminde olumlu ve olumsuzluk üzerine...

17.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemizde turizm olgusu ve macerası ne yazık ki son üç dört senedir pek olumlu çizgide devam eden bir tablo sergilememektedir. Nedenlerin çoğu bilinmektedir; ancak sektör temsilci ve yetkililerince kafi derecede dillendirilmekte midir derseniz; olumlu cevaplamak mümkün değildir.

Kimse tecrübe ve risklerin nedenini açıklamakta, başım derde girmesin telaşında sükutu tercih eden bir yol takip etmeyi tercih etmektedir.

Peki, tablo nedir? Evet, ülkemizde bir siyasi kriz cereyan etmektedir ne yazık ki. AB ülkeleri başta olmak üzere, Amerika ve Rusya ile yaşanan krizlerin bir kısmı düzelme yoluna girmişse de ortalıkta “Türkiye algısının” dış ülkelerde pek iyi bir görünüm arz etmediği ortadadır.

Birçok ülke, Türkiye’ye gitmeyin temasını işlemektedir.

Bırakınız turist olarak gelmeyi, ticaret bağları olan şirketlerle ilişkilerinde bile adamlarını birkaç gün iş ve servis konularında göndermemekte, “Siz buraya gelin veya gönderin” demektedirler.

Bunun bir sebebi, sınırlarımızdaki sıkıntılar ile komşu ülkelerdeki askeri hareketliliktir.

Bunları inkar etmek mümkün değil iken, bir ölçüde İsrail ile ilişkilerin inişli ve çıkışlı eğilimler çizmesine rağmen gelişmeler artmıştır. Zira İsrail’deki Türkiye’den giden eski vatandaşlarımızın ilgisi çok sevindirici olarak canlıdır.

Rusya ile kriz, bir ölçüde düzelmesine rağmen tam rayına oturmamıştır. Vize konusu askıdadır.

Ayrıca Suriye’deki karışıklık ile Rus ve Amerikan güç gösterisindeki denge unsurumuz pek rayına oturmuş görünmemektedir. İki ülke arasındaki ticaret ve anlaşmalarda, petrol konusu dahil, ihtilafların konuşulduğu hissedilmektedir.

Bu olumsuzlukların yanında turizmde Rus turistin bir ölçüde Türkiye talebi, özellikle Antalya’ya devam etmektedir. Bu iyiye işaret olarak algılanmalıdır.

AB ülkelerine gelince... Almanya ve Ukrayna’dan gelişler bir ölçüde devam edecektir. Ancak güvenmek doğru olmaz. Türkiye’nin talebinin Ukrayna, Gürcistan, Irak ve İran’dan artışlar kaydetmesi olumlu gelişmeler arasındadır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın “Komşunu al gel” kampanyasının etkileri az da olsa mümkündür. Ancak bizimkilerin temasta olduğu Alman dost kitlesinin ekonomik durumunun pek iç açıcı olmadığı yönündeki haberler de bizi düşündürmektedir.

Fiyatlara gelince; yarı yarıya yaşanan düşüş, gelen kitlelerin de pek ekonomik güçleri olmayan sınıflardan gelmesi nedeni ile turizm gelirlerindeki düşme, asıl bu yıl kendisini gösterecektir.

Sözün özü; dış turizm talebi ile turist adedinde ve gelirinde bir gelişme, çok az olmak üzere görülebilir. Ta ki siyasal ortamda daha büyük sürprizler yaşamaz isek.

Antalya’daki tesislerin klasının yüksekliği ve servislerinin bütün olumsuzluklarına rağmen devam etmesini sağlayan tesislerin bu seneki talepten negatif etkilemelere maruz kalmayacağını sanıyorum.

 

Online rezervasyon

 

Turizm talebi büyük ölçüde küresel talep bazında, bireysel tüketici olarak artmakta. Teknolojideki gelişmeler, ne yazık ki hali hazır turizm pazarındaki konvansiyonel satış ve pazarlama sistemlerini kullanan tur operatörlerini  gittikçe tasfiye etmektedir.

Bunun anlamı, internet üzerinden satışların artmasıdır. 2019 yılına kadar bu satışların 200 milyar dolara ulaşacağı ve bu rakamın genelin yüzde 22’sine ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Diğer bir husus ise; yeni trend dünyada artık ülkesel tanıtım yerine bu kriz anlarında bölgesel tanıtım ve belirli noktaların turistik ve kültürel potansiyellerinin tanıtımlarına rağbetin arttırılması gerektiğine işaret etmektedir. Türkiye’nin yaşadığı bölgesel sıkıntıların etkileri, ancak bu bölgesel ağırlık merkezlerinin öne çıkartılmasıyla azaltılabilir.

Gün, yeniden yapılanma ve doğru kararlarla “iç turizm” potansiyelini büyük ölçüde canlandırarak talebin eksiğini tamamlamaktan geçmektedir.

 

Asıl tehlike mi?

 

Eğer bu yıl da mümkünü elde edemez isek, tesislerin satışları artarsa, ikinci el piyasasının düşük fırsatları nedeni ile küresel sermayenin satın alma gücü tesislerimizi ele geçirir mi acaba sorusunu da gündemde tutmak gerekmektedir. Bu arada sermayenin fırsatçılarının da boş durmayacağı bir küresel dünyada tesislerin geleceğine dair bu tehlikeler de bizi düşündürmelidir.

Bu sene bir imtihan yılıdır. Kalitesini koruyan, etkin müşteri portföyü olan tesisler, talebin nispi olarak artışından istifade etmeleri mümkün iken bunu diğer konaklama tesislerinin de düşünmesi gerekmektedir.

Uzun ince bir yoldayız. “Referandum” sonuçlarının da alınacağı bu yılda ümidimiz, ülkemizin bekasının etkileneceği durumların ortaya çıkmamasıdır. Bekleyip göreceğiz...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar