İşsizlik sorun mu? Biraz duralım...

24.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’de bildim bileli “işsizlik” konuları gündemi devamlı meşgul etmektedir. Ancak sorunu hep laflarla geçiştirmek ise en çok başvurulan yöntemdir.

Evet, işsizlik olabilir. Peki işsizliğin sorumluları hep çalıştıran mıdır? İktidarlar mıdır? Veya iş arayanlarda da bazı eksikler mevcut mudur? Bunlar üzerinde durmadan devamlı konuşur dururuz.

Ancak sorun ise sapasağlam ortada durmakta devam eder, kangren haline gelir. Birbirini suçlamalar da her kesimde devam eder gider.

Gelelim meselenin esaslarına, tabii her konu ve taraftaki durum tespitine...

 

Eğitim sistemi...
Evet, eğitim sistemi maalesef işsizliği adeta teşvik edici durumdadır. Nitelikli eleman yetiştirmede, yetişenlerin niteliklerindeki eksikleriyle ara elemanlardaki yetersizlikleri adeta teşvik edici bir durumdadır.

Bugün pek çok sektör nitelikli teknik eleman ve özellikle “ara” eleman sıkıntısındadır. İşçi bulamamaktadırlar.

Birçok mesleki eğitim müesseseleri, gelişen trend ve teknolojinin, inovasyonların sonuçlarına ayak uydurmakta zorlanmaktadır.

Birçok meslekler dünyada yok olurken ismini duymadıklarımız gündeme gelmekte, maalesef bu branşlarda eğitim almış eleman bulunmamaktadır.

Çare, eğitim sisteminin ve müesseselerinin niteliklerinin ve gereksinmelerinin gözden geçirilmesidir. Yani bir eğitim seferberliğidir. Bilim çağına uygun “eğitim” sisteminin ülkemizde kurulmasıdır. Finlandiya örneğinde olduğu gibi.

 

İşverenler tarafı...
Evet, ara eleman sorunu had safhadadır. Fabrikalar nitelikli ve gerekli eğitimi almış dinamik ve çalışkan eleman bulmakta sıkıntıdadır. Ne zaman derseniz; son 15 yıldan beri...

Ancak... Maddi konularda “maaşların veya haftalıkların” verilmesi, tatminkarlığı, dengeleri veya istismarlar da maalesef “işverenimizin” zafiyet tarafıdır. Burada işin devamının temini ile çalışanın tatmini dengesinin kurulması da hayati bir konudur.

 

Sendikalar...
Sendikalar ise her iki tarafın dengelenmesinde, taleplerin aşılmasında zamanlı veya zamansız anlaşmazlıkların sınırını çizmekteki “isabetlerini” ve ülke menfaatleri ile tarafların menfaatlerini oransal olarak uygun derecede dengelemekte çok dikkatli davranmalıdır.

Sendika aleyhtarı değiliz, ama zamanlama ve taleplerdeki dengesiz isteklerin mevcudiyetini de görüp yaşamaktayız. Bu ise toplum huzurunu bozmakta ve zaman kaybı getirmektedir.

 

Gelelim işsizlere ve iş beğenmeyenlere?
Bu konu bir hayli ince bir konudur... Bir defa eğitimdeki sıkıntıların önemli bir sebebi, sistemi tayin ve tespit ile gelişimini yapacak olan “Devlet”tir.

Bu eksiklik, nitelikli, beyaz yakalı ve ara eleman sıkıntısının başlıca nedenlerindendir. Önemlidir.

Sistem ne yazık ki çalışan ve yaratan bir nesil değil, kolaycı, masa başı istekli ve alandan kaçan insanların mantalitesine sahip iş arayanların talep niteliğini arttırmaktadır.

Bugün nitelikli ara eleman veya teknik ara elaman için “İŞSİZLİK” Türkiye’de bahis konusu değildir...

Çaresi, sanat ve teknik meslek liselerinin çoğaltılması ve eğitim sisteminin ihtiyaca uygun gelişmesine bağlıdır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu hususta ki “Meslek Fabrikası” kurumunu kurması, alkışlanacak bir harekettir ve gereken büyük hamlelerin bir örneği olmuştur.

Gelelim iş beğenmeyenlere... Maalesef yetişen neslin bir kısmı, kolay köşe dönücü sözde büyük siyasetçilerin demeçlerine uygun olarak iş beğenmemektedir. Masa başı, bol maaşlı, mesaisi saat 17:00’de sona erip kahve köşesinde yer almak isteyen veya erkenden evine gideceği işler arayanlar çok büyük ekseriyettedir.

Evet, ekonomik sebepler de işsizliğin bir parçasıdır. Ama bir ülkenin saadeti ve geleceği, “Ben ne iş olursa yaparım”cı kalitesiz insanların değil, gereken trendlerin ve teknolojik bilgi çağının ihtiyacı olan “niteliklere” sahip çalışanların dünyasıdır.

Sonuç; evet, bu konu, bir ülkenin huzur, geçim, mutluluk ve adaletli paylaşımın temelidir. Ancak iş tek adımla değil, tarafların ve devletin, iktidar ve yerel idarelerin, eğitim sisteminin ve işveren müesseselerinin sahiplerinin “ortak akılda” birleşmesi ile sonuç alınacak bir meseledir. Yoksa tarafların birbirini suçlayıcılıkları, çalışanların ve işsizlerin mutsuzluğu, ekonominin gelişmesine ve toptan ülke mutluluğunu zora sokan bir durumun ortaya çıkmasına yol açar. Buna sebep olduğu gibi, hepimiz de kurbanı oluruz.

İşin çok yönü vardır... Meselenin özü, her tarafın kendisine düşeni oturup yapmasından, planlamadan, teknolojik gelişimden, bilimsellik ve yanında psikolojik tarafının da unutulmamadan ve çare bulunmasından geçmektedir.

Vakit geçirmeden tabii...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar