“Akşama babacığım Ülker getir” ile başladılar, gıdanın hücredeki dansını incelemeye aldılar.

24.2.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yıllarca iletişim konusunda kapalı davranan Ülker, Zuhal Şeker ile birlikte devrim yapmıştı. Bu devrim öyle bir boyuta ulaştı ki Zuhal Şeker iletişim alanında Genel Müdürlük pozisyonuna yükselen ilk isim oldu Türkiye’de, sonrada artık global bir dev olan Ülker’in Global İletişim Başkanı olarak Londra’ya atandı.

Geçtiğimiz günlerde Zuhal Şeker’den şu mesaj geldi:   “Selam. İstanbul’a geldim. Cuma günü toplum sağlığını ilgilendiren gelişmeler için biraraya geliyoruz. Çok heyecan verici gelişmeler var. Hücrenin tomografisini çekmek gibi…”

Gittik tabi ki.. Heyecanı paylaşmak için Ülker en üst seviyede katılım sağlamıştı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, Başkan Yardımcısı Ali Ülker, pladis MENA, TR & CA CEO’su Mehmet Tütüncü, pladis Türkiye Başkanı Mete Buyurgan, Yıldız Holding Global Hukuk İşleri Başkanı İbrahim Taşkın ve toplantının ev sahibi Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri Begüm Mutuş ile Sabri Ülker Merkezi Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil oradaydı.

Açılışı Ali Ülker yaptı.  Çok genç yaşında tanımıştım Ali Ülker’i. Dedesinin torunu gibi konuştu. Önce Sabri Ülker Vakfı’nı anlattı. Sonra kurulan bilim merkezinden bahsetti ve ekledi:

“ Global arenada önemli bir yer edinmiş, yolculuğuna sağlam adımlarla devam eden bir gıda şirketi olarak işimizi geliştirirken, toplum sağlığına yaptığımız bu yatırımlar ile öncelikle Türkiye olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarlarda sosyal fayda sağlamaya devam edeceğiz. “

Söylediğimiz gibi dedesi gibi konuştu. 1944 yılında sadece bir bisküvi çeşidi ile üretime başlayan Ülker’i, büyük bir gıda devi haline dönüştüren dedesi Sabri Ülker de bunca başarısına rağmen hayatında en çok "bisküvici dede" ünvanını sevmişti ve hep şunu söylemişti:

“Biz her insanın, hangi ülkede yaşarsa yaşasın, güzel bir çocukluk geçirme hakkına sahip olduğuna inanıyoruz.”

Ali Ülker dedesini hatırlatmıştı bize.  O gece dedesini de tanıyan gazetecilerden biri olarak Ali Ülker yetiştiren ismin Sabri Ülker olduğunu bir kere daha çek etmiş olduk. Bir zamanlar çocukların mutluluğunu “Akşama babacığım unutma Ülker getir” klasiği ile anlatan Sabri Ülker’in oğlu-torunu artık hücrelerin mutluluğu için çalışmalar yapıyordu. Kurulan merkezde gıdaların hücrelerdeki dansı inceleniyor, çalışmalar heyecan verici bulunuyordu. İşte bu heyecan verici gelişmeleri özetleyen başlıklar: 

  • Yıldız Holding’in Harvard Üniversitesi ile iki yıl önce yaptığı işbirliği sonucunda hizmete açılan Sabri Ülker Merkezi, tüm dünyada takdirle karşılanan işlere imza atıyor. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil başkanlığındaki Merkez, Türk öğrenci ve akademisyenler için de eşsiz bir çalışma ortamı ve bilimsel köprü durumuna geldi. 
  • Merkezdeki Türk doktorlardan Yard. Doç. Furkan Burak karaciğere şeker üretme komutu veren yeni bir hormonun keşfini ve bu hormonun tedavi amacı ile kullanılmasını sağlayabilecek bir molekülün geliştirilmesini sağladı. 
  • Daha önce Merkez’de çalışan ve Bilkent Üniversitesi’ne dönen Yardımcı Doç. Ebru Erbay ise, daha önce keşfi sağlanan yağ asidi Lipokin’in kalp ve damar hastalıklarına karşı etkinliğini gösteren ve mekanizmalarını açıklayan bir buluş yaptı.  
  • Sabri Ülker Merkezi’ndeki bir diğer önemli gelişme ise, Kasım 2016’da açılan "Görüntüleme Laboratuvarı” oldu. Bu laboratuvar, metabolik hastalıklara sebep olan ve hücre alt yapısındaki değişiklikleri ileri mikroskopi ve çok yüksek çözünürlük ile gözlemleme imkanları yaratarak, yeni mekanizmaların gün ışığına çıkarılmasına önemli katkılarda bulunacak. 

Bu önemli merkezi destekleyen Sabri Ülker Vakfı dünya genelinde uluslararası referans kabul edilen, güvenilir kurumlar ve platformları takip ederek, onlarla işbirliğini sürdürüyor ve önemli projelere imza atıyor.

Gıda, beslenme ve sağlık alanındaki bilgilerin topluma ulaşmasına destekliyor. Sağlıklı beslenme ve yaşam tarzını destekleyen çalışmalar yapıyor. Hedef güvenilir gıdaya ulaşmak… Bunun doğrulta çok önemli projeler yapılıyor. En önemlisi de yemekte denge mutfağı… Bununla ilgili eğitim çalışmaları yapıyor. Binlerce öğrenciye ulaşmak hedefleniyor.

Sağlıklı beslenme, gıdaların yaşam üzerindeki etkileri gibi konular günümüzde gündemin zirvesinde yer alıyor. Tam da Sabri Ülker’in adını taşıyan vakfın insanlık adına bu tür işleri yapması gerekiyor. Ama yapılanların anlatımında tanıtımında sanki bir sorun var gibi… Aslında yapılan işler kitlesel ama anlatım biraz sınırlı kalıyor… Siz milyonların yaşamına ilişkin doğru şeyler yapacaksınız ama bunu binlere bile anlatamayacaksınız. Vakfın faaliyet raporuna baktım benim bile bilmediğim konular vardı. Önce suçu kendimde aradım. Sonra benim gibi başka meslektaşlarımın da bilmediğini öğrendim.

Belki buna itiraz gelebilir.  Çünkü faaliyet raporunun sonunda medya analizi beni doğrulamıyor. Ama iletişimde devrim yapan ekibin başındaki ismin yani Zuhal Şeker’in bu konuya bir bakması iyi olur sanki… 

 

O destek otomobil sektörünü

uçurdu, bu indirim kalıcı olursa

4 sektörün sırtı yere gelmez

Piyasa sıkıntıdaydı. Özellikle otomobil firmaları daha sıkıntıdaydı. Çözüm aranıyordu. Otomobilciler Ankara’ya dönemin Maliye Bakanı rahmetli Kemal Unakıtan’a dert anlatmaya gittiler.

Hurda desteği istediler. Unakıtan dinledi ve bakanlıktaki en başarılı isimlerden biri olan Osman Arıoğlu’ndan konuya araştırması için görevlendirdi.

Sonuçta hurda desteği çıktı. O gün bugündür otomobil sektörü hiç gerilemedi. Tam zamanında can suyu verilmişti.

Son dönemde hükümetin aldığı mobilya, beyaz eşya ve küçük ev aletleri, konut ve yatta KDV ve ÖTV indirimlerini biraz böyle değerlendirmek mümkün.

Sektörlere tam zamanında can suyu verildi. Sektörler bu indirimlerin kalıcı olması halinde, mobilya, konut ve beyaz eşya ile küçük ev aletlerinin sırtının yere gelmeyeceği konusunda ortak görüşteler.

Yani bu indirimler 4 sektörü kalıcı başarıya taşır görüşü piyasada destek buluyor.

Vergi indirimleri iş dünyası kadar tüketiciyi de memnun etti. Çünkü vergi indirimleri hemen fiyatlara yansıdı. İşte konuya ilişkin değerlendirmeler:

  • Davut Doğan (TOBB Mobilya Sektör Meclisi Başkanı ve Doğanlar Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı) :Mobilya sektörünün sorun ve çözüm önerilerine 10. Kalkınma Planı’nda da yer vermiştik. Sektörde çok fazla firma var. Yüzde 50 kadar da kayıt dışılık olduğunu öngörüyoruz. Haksız rekabetin ve kayıt dışılığın önlenmesi için KDV indiriminin gerekliliğini her platformda dile getirdik. Ürettiğimiz mobilyaların yüzde 60’ı koltuk, kanepe ve yataktan oluşuyor. Aldığımız kumaş ve tekstil ürünlerinde KDV yüzde 8 olduğu için mobilya sektöründe de KDV’nin yüzde 8’lere düşürülmesi durumunda, haksız rekabetin kalkacağını ve devletin kurumlar vergisinden dolayı gelirlerinin artacağını vurgulamıştık. Bakanlar Kurulu’nun kararıyla mobilyada KDV’nin yüzde 8’e indirilmesini sevinçle karşılıyoruz. Bu karar mobilya sektörünü harekete geçirecektir. 30 Nisan’a kadar sürecek bu uygulamanın devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bununla ilgili de taleplerimizi ileteceğiz. Sektörümüz, dış ticaret açığı vermeyen bir sektör. Şu anda dünya üretim sıralamasında 17’nci sıradayız. Ancak, sektör desteklenir ve rekabet gücü arttırılırsa, dünyada ilk 5’te yer alabiliriz. Ancak, vergi kaçaklarının önlenmesi ve haksız rekabet için sektörde KDV yüzde 8’de kalmalıdır. Mobilya sektörünün teşvik edilmesiyle, Türkiye için yeni lokomotif sektörlerden biri mobilya olacaktır.
  • İlker Önel (İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı): Yeni düzenlemenin özellikle beyaz eşya sektöründeki durgunluğu gidermek amacıyla belli bazı ürünlerde ÖTV oranının kaldırılmasının iç talepte hafif de olsa bir hareket ve stokların erimesinde kısa dönem için fayda sağlayacağını düşünüyorum. Hükümetimizden beklentimiz benzer şekilde diğer sektörlere de çeşitli avantajların uygulanması piyasaya olumlu yansıyacaktır.
  • Melih Tavukçuoğlu (AYİDER - Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri) : Yüzde 1 KDV kararıyla kentsel dönüşümün hızlanacak. Lüks konutta indirimin 30 Eylül ayına kadar devam etmesinin de oluşan lüks konut stoğunu eritebilmek adına önemli bir fırsat olduğunu söyleyebiliriz.
  • Hamit Demir (Demir İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı) : Yapılan indirim direkt konut fiyatlarına indirim olarak yansıyacak. Düzenleme yeni satışa sunulacak konutlara yüzde 10’luk bir indirim olarak yansıyacak. En önemlisi vadelerin 20 yıla uzatılmasıyla sektörde yaşanan hareketlilik, damga vergisinin yüzde sıfıra indirilmesiyle ciddi bir ivme kazanacak. Belli bir dönemi kapsayan bu vergi indirimlerin sektör adına süreklilik arz etmesi taraftarıyım. Özellikle KDV konusunda geçici değil kalıcı bir çözüm gerekiyor. İndirimin tüketicilere ve üreticilere getirdiği faydanın iyi analiz edilerek ileriki dönemlerde kalıcı hale getirilmesini bekliyoruz.
  • Sinan Bora (Goldmaster Yönetim Kurulu Başkanı) : ÖTV’nin 30 Nisan’a kadar alınmaması küçük ev aletleri sektöründe talebin artmasına destek olacak. Sektör, kur artışları nedeniyle Aralık 2016’da ürünlere yüzde 10’ları bulan zam yapmak zorunda kaldı. Kurların yükselişi devam edince Ocak ayında da yüzde 5-10 daha ikinci zam yapıldı. Dolardaki düşme eğilimi sürüyor. Ayrıca ÖTV’nin de sıfırlanması Türkiye’de imal edilen ürünlerde ikinci zammın tüketici lehine geri alınmasına olanak sağlıyor. ÖTV kararından önce ithal getirilen ürünlerde indirim olanağı yok. Ancak Türkiye’de imal edilen süpürge, çay makinesi, tost makinesi, mutfak robotları-blender setleri ve ütüde indirim olacaktır. Zaten bunlar sektörün yüzde 70’ine hakim olan ürünler. Henüz tüketici çok fazla gelen avantajın farkında değil. Etiketlerdeki değişimi gördükçe satışlar artacaktır. Sadece süpürge ve ütü satışlarının sektördeki payı yüzde 55’e ulaşıyor. Bunlar bir evin temel ihtiyaçları olmasına rağmen KDV’nin yüzde 18 olması da tüketici adına dezavantaj. İleriki vadede bu KDV oranlarının da gözden geçirilmesi bizi memnun eder. Ayrıca yaz ayları (haziran-temmuz-ağustos) ayları küçük ev aletleri sektörü açısından durgun aylar. Yapılan ÖTV ile ilgili kararın yüz sonuna kadar genişletilmesi de hem üretici hem de tüketici için iyi olur.
  • İnanç Kabadayı ( Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı): Konut satışlarındaki vergi düzenlemesinin sadece sektöre değil, genel ekonomiye oldukça olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Sektör olarak uzun zamandır talep ettiğimiz, konut alıcısı ve satıcı arasındaki sözleşmelerdeki ağır vergi yükünün iyileştirilmesi önerisinin hayata geçmesi özellikle alıcılar için oldukça iyi bir haber. Alınan bu çok önemli aksiyon sayesinde konut alıcıları sözleşme yaptıklarında herhangi bir bedel ödemeyecek. Bu da onların toplam maliyetini önemli bir şekilde düşürecek. Yapılan bu düzenleme ile ayrıca, net alanı 150 metrekareye kadar olan konutlarda KDV oranını belirleyen düzenlemede değişikliğe gidildi. Net alanı 150 metrekareye kadar olan konutların arsasının metrekare emlak vergisi değerinin 1.000 TL’ye kadar olması halinde yüzde 1, 1.000–2.000 TL arası olması halinde yüzde 8 KDV’ye tabi olacak. Bu da şehir içinde bazı bölgelerde daha düşük maliyetler konut üretiminin önünü açacaktır.

 

Fuarları Almanya’dan Dubai’ye

kaçırdık geri alma şansımız var mı?

Antalya’da düzenlenen Gıda Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Medya Forumu’nda Antalya’da dünya markası olacak bir gıda fuarı yapılabileceği konusunda görüş birliğine varıldı. Ekonomi Gazetecileri Derneği tarafından düzenlenen Forum’da söz alan ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Badak, kendilerinin Türk çiftçisinin emeğini ön plana çıkartmak, onlara yeni pazarlar açmada yol göstermek gibi kutsal bir vazife edindiklerine vurguladı ve ekledi:

  • “Bu kutsal vazife lafla yerine gelmez. Bunu biliyoruz. Bu yüzden buraya çok kısa sürede dev bir fuar merkezi yaptık. Bu merkezde dünya çapında bir gıda fuarı yapacağız ve çiftçinin bu fuar yoluyla dünya pazarlarına açılması gerçekleşecek. Anadolu'da gıda sektörü istediği noktaya ulaşamadı. Biz, ANFAŞ Gıda Fuarı ile bu adımı attık. Önümüzdeki dönemde bu iş daha da gelişecek. Biz, Türk çiftçisini de destekliyoruz, ihracatçıyı da destekliyoruz. Dubai şimdilik bizden önde.  Hedefimiz onları geride bırakmak.”

ANFAŞ Genel Müdürü Murat Özer tam bu noktada söze girdi ve Sadık Batak’ı destekleyen şu açılımları yaptı:

  • “Bir kilo mercimek üretmeyen Dubai’de dünya markası gıda fuarı yapılıyor. Biz tam 24 yıldır bu fuarı yapıyoruz dünya markası olamadık. Bunu iyi değerlendirmeliyiz. Artık atağa geçme zamanı. Türkiye gıda üretiminde dünyada önemli bir noktada . Antalya’da bunun önemli merkezlerinden biri. Bu fuarda çevre ülkeleri burada ağırladık. Önemli bir başarı elde ettik. Ama yetmez. Hedefemiz dünyanın ilgi odağı olacak bir gıda fuarı yapmak. Bu fuara Arnavutluk, Sırbistan, Polonya gibi ülkelerin yanında 21 farklı ülkeden gruplar halinde, toplam 1000 kişilik alım heyeti geldi. Göreceksiniz bu ülkelere gıda ihracatımız artacak.  Fuarların böyle bir yanı var. Ayrıca fuarların turizme de büyük katkı olduğunu biliyoruz.”

Son noktayı ANFAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Ali Bıdı koydu. Hedeflerinin dünya markası olacak gıda fuarı yapmak olduğunun altını çizdi ve iddialı konuştu:

“Dubai yapıyor biz neden yapmayalım. Almanya fuarlar sayesinde 300 euorluk otel odalarını 1000 euroya satıyor. Dünyadaki bütün gelişmeleri fuarlar sayesinde ayaklarına getiriyor. Biz bunu neden yapmayalım. Fuar için gerekli olan iki önemli şey var. Merkez, ANFAŞ herkesin gıpta ile baktığı bir merkez oldu. İkincisi otel. Antalya’da otel altyapısı muhteşem. Yani fuar için şeker ve un var. İş helva yapmaya kalmış durumda. Onu yapmak için de çok çalışmalıyız. Hepimize çok işi düşüyor.”

Bu değerlendirmeleri dinleyen Türkiye Aşçılar Birliği Başkanı Zeki Açıkgöz de Antalya’da gerçekleşecek ve dünya markası adayı olacak bir gıda fuarına lezzet desteği vereceklerini ekleyerek son sözü söylemiş oldu.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...