Deprem fırtınaları

3.3.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi bir süredir, Richter ölçeğine göre en büyüğü 5.5 olmak üzere bir dizi deprem ile sallanıyor. Depremler, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Bursa, Çanakkale dahil birçok il ve ilçede hissediliyor. Sarsıntılar  can ve ciddi mal kaybına yol açmasa da, yöre halkında tedirginliğe ve paniğe yol açıyor. Basında ve sosyal mecrada yayılan saçma sapan haber ve bilgiler de paniği körüklüyor.

Böyle tuhaf bir paylaşım da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’den  geldi. Gökçek attığı ‘tweet’de, Çanakkale'de yaşanan depremlerin hükümete karşı darbe yapmak için dış güçler tarafından oluşturulduğunu iddia ederek, Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere yetkilileri Ege Denizi’nde önlem almaya çağırdı.

İyi mi? Türkiye’nin ikinci büyük kentinin Belediye Başkanı depremlerin yapay bir şekilde üretilebileceğine inanıyor. Ne diyelim! 1999 Büyük Marmara depreminde de bazı gerici din adamları, depremi “Gölcük’te üslenmiş ordu mensuplarının dinden sapmalarına(!)” bağlamışlardı.

Bilimin dediği
Böylesi bilim dışı savlar halkın bilincini köreltiyor, depreme karşı hazırlık yapılmasını, önlem alınmasını engelliyor; halk içinde zaten yaygın olan kaderciliği körüklüyor. Başlarına gelen felaketleri, önceden belirlenmiş kaderin bir cilvesi olarak gören vatandaşlarımız bir önlem almayı gereksiz buluyor. Kaçak ve denetimsiz bina yapmaya devam ediyor.

Oysa, her doğal afetin somut, bilimsel bir açıklaması var. İnsanoğlu, açıklanamayan doğal olayları mistik nedenlere bağlamıştır hep. Bir zamanlar, yağmur, şimşek, yıldız hareketleri vb. böyle yorumlanıyordu; şimdi de depremler...

Bilimciler, Ayvacık depremlerinin oluşum nedenlerini açıklayabiliyor. Jeofizik Mühendisi Yard. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu Posta gazetesine verdiği demeçte konuyu şöyle toparlamış:

“Depremlerin yaşandığı bölge küçük kısa fay hatlarıyla kendini gösteren bir yer. Bu depremler dikey hareketler sergiliyor. Bölgedeki fay hatları kısa olmasına rağmen çok da normal sayılabilecek şeyler değil. Peş peşe büyük depremlerle kendini ifade ediyor.  Kuzey Anadolu Fay Hattı gibi yatay değil, dikey hareket sergiliyor. Tektonik bir çökme gibi görünüyor.”

Gündoğdu, Ayvacık çevresindeki mevcut jeolojik yapının şimdiye kadar olanlardan daha büyük bir deprem yaratmayacağını da belirtiyor.

Deprem deyince
Ülkemizde ne zaman deprem olsa, yetkililerin aklına hemen “kentsel dönüşüm” geliyor. Bu kez Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “kentsel dönüşüm çalışmalarına, yoğunluğun artırılarak devam edilmesinin İstanbul için büyük bir felaketin kapısını aralamak anlamına geldiğini” dile getirse de verdiği rakamlar konuyu rantsal getiri açısından değerlendirdiğini gösteriyor. Sayın Bakan, her yıl 500 bin konutun dönüştürülmesi gerektiğini, inşaat sektörünün 250 kadar sektörü etkilediğini belirterek, bunların ekonomiye 40 milyar dolarlık bir katkı getireceğini söylüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi “Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü” tarafından hazırlanan “Afet Yönetiminde Etkinlik Özel İhtisas Komisyonu Ön Raporu” ise başka gerçeklere parmak basıyor. 31 sayfalık raporda deniyor ki, “yapılması zorunlu olan, artık yazma, konuşma, tartışma yerine eyleme geçmektir; uygulayıcılardan beklenen, bu çalışmaların içeriğinde yer alan hususların bir an önce hayata geçirilmesidir.” Yani, lafı bırak işe bak

İtiraflar
AKP’li bir yerel yönetim tarafından hazırlanan rapor “itirafname” gibi. Ülke çapında risk azaltma stratejisinin uygulanmadığından, yönetimlerin kamuoyunun güvenini kazanamadığından, doyurucu dönüşüm projelerinin uygulanmadığından, halka yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yapılmadığından, çok başlılık ve siyasi istismar gibi olumsuzlukların görüldüğünden söz ediliyor raporda. İstanbul Büyükşehir Belediyesi raporunun dikkat çektiği konuların her biri üzerine sayfalarca yazı yazmak mümkün.

Ancak, olumlu bir girişim olarak İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin düzenlediği “Japonya’da Afet Kültürü” başlıklı konferansı da anmalıyım. Basına yansıdığına göre, Japon konuşmacı Yoshikazu Namahama’nın, halk içinde yaygınlaştırılması gereken deprem tatbikatlarının, deprem sonrası toplanma alanlarındaki örgütlenmenin önemi üzerinde durulmuş. Keşke tüm resmi kurumlarımız benzer bilinçlendirme çalışmaları yapsalar.

Büyük Marmara Depremi ertesi, Milli Eğitim Müdürlükleri okul çağındaki çocuklar için toplantılar düzenler, Prof. Dr. Ahmet Işıkara hocamız da üşenmeden il il dolaşır, çocuklara ve gençlere deprem gerçeğini anlatırdı. Kendisini saygıyla anıyorum.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...